İyi Kitap

Midas’ın kulakları nelere gebe…

Midas’ın kulakları nelere gebe…

Şebnem AKALIN

İsmet Bertan, Midas ve Sihirbaz’da Yunan mitolojisinin ünlü Midas’ın Kulakları efsanesine çağdaş bir soluk üflüyor. Kalabalık kahraman kadrosuyla kitap genç okurunu Mısır’dan Gordion’a uzanan tarihi ve efsanevi bir yolculuğa çıkarıyor.

Konusunu antik dünyadan, mitolojiden alan bir kitap okuyucusunu zamanda yolculuğa çıkarabilir. İsmet Bertan da gençlere yönelik olarak kaleme aldığı tarihsel romanlarında, Anadolu uygarlıklarına zaman yolculukları vaat ediyor. Yazarın bu serideki romanlarından ilki bir arkadaşlık öyküsünün anlatıldığı ve Kapadokya’da geçen Golat Kalesi Tutsağı. Ardından, Karadeniz’de yaşayan Amazon savaşçılarından Kaplan Kraliçe’nin başkaldırış öyküsü ve Hitit döneminin ele
alındığı Kralın Elçisi ile farklı uygarlıkları tanıtmayı sürdürmüş. Midas ve Sihirbaz ise antik Mısır’dan başlayıp Anadolu’ya, Gordion’a ulaşan büyülü bir macera romanı. Büyülü derken, genç Frigyalı Honas’ın içine giren Mısırlı sihirbaz Nostra’nın yeteneklerini kastediyorum. Babasının peşinden Mısır’a giden ve orada mezar odalarının resimlerle süslenmesinde çalışmaya başlayan Honas, firavuna düzenlenecek suikast planına istemeden kulak misafiri olunca, ülkesine kaçmak
zorunda kalır. Yaralı iken kurtarmaya çalıştığı Nostra’nın kendi bedenini terk ederek onun içine giren ruhu da, ihtiyacı olduğunda yaptığı sihirlerle Honas’a yardım etmektedir. Nil nehri ve Akdeniz’de geçen tekne yolculuğu, karaya ayak bastıktan sonra atla Gordin’a gitmesi, dönemin seyahat koşullarını yansıtması açısından gerçekten ilgi çekici. Honas, Mısır’a gitmeden önce Prens Midas’ın dostudur ve geri döndüğünde eski arkadaşları ile buluşur. Yolda karşılaştığı gezici dans topluluğu da Gordion’a gelmiştir. Rakkase Orella Prens Midas’ın aklını başından alınca, sarayda özel bir eğlence tertiplenir. Yazarın Frig sarayının mimarisini, insanların kıyafetlerini, gösterinin detaylarını, verilen hediyeleri, sunulan yiyecek ve içecekleri çok ayrıntılı olarak anlatmış olması, okuruna sanki oraya gitmiş gibi bir duygu veriyor. Kraliyet ailesinin bir düğün törenine katılmak için İzmir ve çevresine yaptıkları yolculuk, ana tanrıça Kibele onuruna yapılan törenler, hasat kutlamaları, falcı ve şifacıların gizemli dünyası, dönemin kent-devletlerinin konumları anlatılırken de aynı ilgi uyandırıcı ayrıntıları bulmak mümkün. Prens Midas’ın rakkase Orella ile gönül macerası, ardından Kyme (Aliağa) prensesi Amoras’a âşık olup onunla evlenmesi de kitaba romantik bir hava
kazandırmış.

EFSANE Mİ GERÇEK Mİ?
Zaman yolculukları ile ilgili seyrettiğimiz birçok filmde en önemli unsur, olaylara yapılan bir müdahalenin gelecekte çok büyük değişikliklere neden olmasıdır. Bu romanı okuduktan sonra Kral Midas’la ilgili efsaneleri düşünürken, yazarın gelecekle ilgili büyük değişikliklere neden olduğunu fark ettim. Tamam, mitolojiden söz ediyoruz, ne değişir ki, diye düşünebilirsiniz. Diyelim, yazar gençlere bedensel kusurlarından utanmamaları gerektiğini anlatmaya çalıştığı için böyle bir
değişiklik yapmış olabilir. Mesele şu ki, Midas sivri kulaklarını külah biçimindeki başlığının altında gizlemeye çalışırken, Orella genç prense bu sıradışı kulakların ona ilahi güç kazandıran bir özellik olduğunu ve bunları çekinmeden göstermesini söylüyor. Midas da ertesi gün başlığını takmadan halkın karşısına çıkınca, babası oğlunun cesaretinden gurur duyuyor. Bu durumda, mitolojide anlatılan Midas efsanelerinden biri gerçek olamayacak. Çünkü efsaneye göre, Apollon ile
satir Marsias arasındaki çalgı yarışmasında Marsias’ın kavalını beğenen Midas, yarışmayı kaybeden tanrının gazabına uğrar. Apollon’un öç almak için eşek kulaklarına çevirdiği kulaklarını herkesten gizler, ama bu sırrı öğrenen berberi kimseye söylemeyeceğine dair yemin etmesine rağmen, kendisini tutamayarak
bir çukura gerçeği fısıldar.

Burada büyüyen sazlar, rüzgâr estikçe “Midas’ın kulakları eşek kulakları,” diye hışırdayınca herkes bunu öğrenir.

Kitapta Midas’ın çatal flüt, prenses Amoras’ın lir çalması da bu efsaneye gönderme yapıyor olmalı. Aslında bir kitap okuyunca daha fazlasını merak etmeye başlıyorsunuz. Frig dünyasını, ana tanrıça kültünü, Frig yerleşimlerini, Yazılı Kaya’yı, İskender’in bir kılıç darbesi ile çözdüğü Gordion Düğümü’nü ve Midas’la ilgili başka efsaneleri araştırıp öğrenmek mümkün. Bu efsanelerde geçen yerlerin tümünün Anadolu’da olması da önemli. Örneğin, Midas’ın her tuttuğunun altın
olmasına neden olan dileğinden kurtulmak için başını ve ellerini yıkadığı dere, Sardes’teki Paktolos (Sart) deresidir ve o gün bu gün derenin sularından altın zerrecikleri sürüklenir. Bitirmeden bir bilgi daha: Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen ve Kral Midas’a ait olduğu kabul edilen mezarda bulunan kafatası incelendiğinde, kulaklarının birinin yukarıda, diğerinin aşağıda olduğu ve bunu gizlemek için başlık taktığından dolayı halk arasında böyle bir efsanenin doğduğu sanılıyor. Efsaneler neden gerçek olmasın?

Midas ve Sihirbaz
İsmet Bertan
Günışığı Kitaplığı / 235 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz