İyi Kitap

Oyun sırası sende!

Zarife BİLİZ

Ne bela şeydir ergenlik hem çocuk hem de ebeveyn için! Beden değişir, duygular değişir; bütün bunları kabul etmek ve yola devam etmek gerekir. Genç Kız Olmakla Nasıl Baş Etsem adlı kitap, bu dönemi genç kızlar özelinde ele alarak ergenliğin korkunç bir şey olmayabileceğini söylüyor.

Kadın olmak zor zanaat! Hele de kadınlığa adım atmak üzere olan çocuk-kadınların annesi olmak iki kat zorlu bir zanaat. Freud’dan beri biliyoruz, kız çocukları anneyle, erkek çocukları babayla paylaşır kozlarını erginlikte. Bir yandan onlar gibi olmayı arzu ederken; bir yandan da kendi üstünde [bir şekilde] otorite kuran, hayatı üzerinde söz sahibi olan ebeveynler, ergen için isyanın fethedilmesi gereken ilk ve öncelikli kaleleridir. Topluma isyan, anne babaya isyanla başlar zira; kendi kişiliğini, kimliğini, benliğini oluşturmak gibi zorlu bir işin altına giren ergenin bilinçli ilk nokta atışları anne babayı hedefler. Özellikle de kızsa anneyi; erkekse babayı…

Çocuk ve aile psikoterapisti Emmanuelle Rigon ile gazeteci-yazar Bernadette Costa’nın birlikte kaleme aldığı Genç Kız Olmakla Nasıl Baş Etsem bu açıdan, sadece büyümeye başlayan, kadınlığa adım atan genç kızları değil, onların annelerini de hedef alıyor. Kitabı okuduğunuzda yazılış tarzındaki aklıselim ton; genç kız annesi olarak bize, birer genç kız olarak da çocuklarımıza gayet ağır gelen meseleleri ele alıştaki doğallık; hafifsemeye kaçmadan, duygusal ve sosyal gereksiz
yüklerden arındırılmış yaklaşım; en önemlisi de taraf olma zorunluluğu hissetmeden olaylara, durumlara getirdiği tarafsız yaklaşım içinize su serpiyor. Oh be, diye düşünüyorsunuz! Bu kadar doğal görünen bir iş, yani şu büyüme işi, bu kadar zor olmamalıydı zaten!

Kitapta fiziksel, bedensel değişimlerin getirdiği daha görünür sorunlardan; duygusal ve ruhsal olgunlaşmanın getirdiği sorunlara; kadın olmanın “toplumsal cinsiyet” anlamında toplum tarafından yaratılan yükleniminin yarattığı rahatsızlıklara ve son olarak da olayın daha çok sosyal cephesinden, hatta daha beteri, yakın çevreden, ergenin güvendiği insanlardan gelen, cinsel taciz, suiistimal gibi yıllarca kanayabilecek, çok ciddi arazlar bırakabilecek yaralara, pek çok konu işleniyor. Ama dediğim gibi, paniğe kapılmayın, sadece sözü bile hepimizin tüylerini diken diken eden bu konular, gayet akılcı ve okuyan çocuğa –dolayısıyla, olaya nasıl yaklaşmamız gerektiği bağlamında bize– gerçekten yol gösterebilecek tarzda ele alınmış. “Adamın biri beni yolda taciz etti…” ve “Yetişkin biri cinsel şeyler yapmaya zorladı beni…” başlıkları altında ergene verilen bakış açısı bu açıdan gayet iyi bir örnek teşkil ediyor: “Bu tür durumlarda suçlu olan her zaman yetişkindir; zevk almış olsan bile, onu kışkırttığın hissine kapılmış olsan bile… Kesin olan bir şey var: Yetişkinler çocukları korumak zorundadır.”

Her bölümün altında bulunan ve gerçekten altın, hatta ekmek, su, hava değerinde yönergeler, öneri ve fikirler içeren “ALTIN KURAL!” kısmında ise yol çok açık gösteriliyor: “Bu korkunç sırrı sakın saklama!”

Altın Kurallar’ın yanı sıra, ilgi çekici bir başka yaratıcı fikir de, her bölüme konmuş olan ve duruma dair çeşitli pratik çözüm önerileri sunan “Oyun sırası sende!” kutucukları. Bu kutucukların içinde neler yok ki! Mesela, “Otobüse tek başıma binebilirim…”adlı kısımdaki önerilerden biri çocuğunuzun işine yaradığı kadar eminim sizin de içinizi rahatlatacak: “Şu türden gerekçeler ileri sürmekten kaçın: ‘Okul çıkışında kapının önünde sizi görmekten utanıyorum artık’, ‘Bütün kız arkadaşlarım yapıyor, ben niye yapmıyorum?’ Birincisi ebeveynleri incitir; ikincisi ise başkalarının etkisi altında kaldığını gösterir. Samimiyetle uzak durmanı
tavsiye ettiğimiz bir başka taktik de akşam yemeğinde kesin bir tonla kararınızı ilan etmeniz. ‘Hazır yemekte bir araya gelmişken size yarından itibaren okula tek başıma otobüsle gideceğimi bildirmek istiyorum.’ Filmlerde işleyebilir bu; ama gerçek hayatta asla işlemez.” Aklıselim bir bakış açısı derken haklı olduğumu görüyorsunuz. Zira bazı sorunların kördüğüm olmasının sebebi bazen kullanılan üsluptan kaynaklanabiliyor. Ve aynen kitabın dediği gibi: “… incinmiş bir anne işi mutlaka inada bindirir.”

Ben bir genç kız annesi olarak bu kitabı çok beğendim açıkçası. Hem yalnız olmadığımı hissettim; hem ergenlik denilen canavarın o kadar korkunç bir şey olmayabileceğini gördüm; hem de çocuğumun aklımın ucuna bile gelmeyen ne dertlerle uğraşabiliyor olabileceğini fark edip ona daha fazla sempati duydum. Sonuç olarak, bu kitaptan kızıma hemen bir tane hediye ettim. Çünkü şu cümleye benim kadar onun da ihtiyacının olduğunun içten içe hep farkındaydım: “Anne babaları bilirsin, hep felaket senaryoları kurarlar; onlardan iyi korku romanı yazarı çıkar! Ama unutma, her zaman da haksız değiller…”

Genç Kız Olmakla Nasıl Baş Etsem?
E. Rigon, B. Costa-Prades
Çeviren: Esiren İdemen
Can Çocuk / 136 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

lorem ipsum lorem ipsum lorem ipsum

Yorum yaz