İyi Kitap

Keşke 80’lerde büyüseydim!

Keşke 80’lerde büyüseydim!

İnci ÖZGÜR

Okuduğu kitapları kendi çocuk penceresinden bizlerle paylaşan İnci Özgür bu ay, 80’lerde Çocuk Olmak adlı kitap aracılığıyla başkalarının çocukluklarına uzandı. Bunu gerçekleştirmek için de hem kendi zamanında hem de 80’lerde küçük bir yolculuk yaptı.

Kimi zaman etrafımdaki büyüklerin neden bahsettiğini anlamıyorum. Sadece bununla kalmıyor, bazen okuduklarımı da anlamıyorum. Neyse ki her şeyi sorabildiğim ve sorularımın karşılığında bana kitap veren bir annem var. Ama onun da benim sorularım karşısında şaşırıp kaldığını itiraf etmeliyim. Geçen gün bir öykü okumuştum ve anneme gidip, “Kurum silkelemek ne demek?” diye sordum. “Bilmiyor musun?” diye başlamıştı ki, ardından, “Sahi nereden bileceksin,”
dedi. Ve bana soba, soba yakmak, soba bacası, baca temizlemek, kurum silkelemek üzerine küçük bir seminer verdi. O anlatırken, hayatın eskiden ne kadar zor olduğunu düşündüm. “Ah annecim,” dedim, “eskiden her şey ne kadar zormuş.” Annem bugün hâlâ aynı zorluğu yaşayan insanlar olduğunu, İstanbul’un ve Türkiye’nin pek çok yerinde yaşamın çok zor olduğunu anlattı.

Ben sorularımı giderek çoğaltıp, bu arada evdeki albümleri de ortalığa yığmaya başladığım için, annem de anlattıkça anlattı. Kimi zaman fotoğraflardan yola çıktı, kimi zaman kendi anılarından. İstanbul’da troleybüs (elektrikli otobüs) hatları olduğunu, annemin Eminönü’nden Topkapı’ya giden troleybüsle okula gittiğini o gün öğrendim. Çok daha komik bir şey de var; troleybüsün elektrik bağlantılarına “boynuz” denirmiş ve bu boynuzlar zaman zaman –özellikle de– yokuşlarda
düşermiş.

Zaman içinde yolculuğa çıkınca annem elime bir kitap tutuşturdu: 80’lerde Çocuk Olmak. Çocukluğunu ve ilk gençliğini 80’lerde geçirmiş kişilerin yazılarından oluşan bir tür anı kitabı. Doğrusu, kitabı ilk gördüğümde, ne var yani, 2000’lerde çocuk olmak diye bir şey de var, her tarihte çocuk olmak güzel, 80’ler neden önemli olsun ki, diye düşündüm. Doğruca, bana bir şeyler anlatmaktan yorulan annemin yanına gidip, 80’li yıllar neden önemli diye sordum. Annem derin derin iç çekti, sanırım o sırada bir de babama baktı. “Pek çok şey nedeniyle,” dedi. “Sana verdiğim kitapta okursun belki, ama ben kısaca anlatayım: Türkiye tarihinin hem olumsuz hem de olumlu anlamda değiştiği tarihler bu yıllar. Bir yandan pek çok insan siyasi görüşü nedeniyle tutuklandı ve hapse atıldı, öte yandan askeri
yönetimden sonra başa gelen devlet adamları Türkiye’nin dışarıya açılmasını sağladı. Ve Türkiye’de kolay kolay bulunmayan şeyler gelmeye başladı. Evlere telefon bağlandı, tüp ve yağ kuyrukları bitti. Televizyon daha çok yayın yapmaya başladı, ailecek seyredilecek yabancı diziler başladı.”

AZLA YETİNMEK
Bu sefer de ben iç çektim, sanki başka bir çağdan bahsediyordu annem, sadece otuz yıl öncesinden değil. Hafifçe gülümseyip kitabımı alarak annemi düşünceli bir halde bırakıp odama gittim.

Sahiden ne güzelmiş 80’lerde çocuk olmak. Mesela Voltran diye bir robot varmış, beş aslan zıplayıp havada birleşip bir robot oluyormuş, tabii bu bir çizgi filmmiş. Çocukların oynamak için çok az oyuncakları olduğu için kendileri oyunlar uydururlarmış. Halı sahada maç gibi. Yok öyle kocaman sahalarda değil, evdeki halıda!.. Oyuncular da tavla taşından yapılırmış (bunu babama soracağım). Gençler Michael Jackson ve Madonna ile coşup dans edermiş (eh, bugün bile).
Anneler akşamüstü Yalan Rüzgârı seyredermiş (ve sanırım çocuklarına sürekli, yalan söylemeyin dermiş), çocuklar da uykuya Adile Naşit’le yatarmış.

Okuduğum anıların neredeyse hepsinde bir yaratıcılık var. Çocukların ellerinde az imkân olması belki de onları daha yaratıcı yapıyormuş. Azla yetinmek zorunda olunca pek çok şeyin kıymeti de biliniyormuş sanırım. Kitabı elimden bırakamıyorum. Tuhaf ama çok tanıdığım şeyleri okuyormuşum gibi geliyor ve okudukça, anlamadıklarımı da anlıyorum. Üstelik anlıyorum ki, 80’lerde insan hep bir şey oluyor, çocuk oluyor, genç oluyor, yaşlı oluyor. Çünkü 80’ler önemli. Partilere
gitme yaşım gelince gideceğim ilk partinin 80’ler partisi olacağını buradan duyuruyorum. Bana kimse engel olmasın, yoksa Voltran’ı çağırırım.

80’lerde Çocuk Olmak
Kolektif
Yitik Ülke Yayınları / 344 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz