İyi Kitap

“Örümcek Adam benim babamın arkadaşı”

“Örümcek Adam benim babamın arkadaşı”

Murat MENTEŞ

Bir baba, süper kahramanlarla nasıl arkadaş olur? Görünmez bir pireyle neşeli oyunlar oynamak mümkün müdür? Elbise askısını vinç niyetine kullanabilir miyiz? Meyve yemek istemeyen çocuk, o dakikada meyve yeme şampiyonu olabilir mi? Babba Kitap ilham verici, ufuk açıcı ve çok komik!

Çocukken çizgi romanlara bayılırdım. En çok da Örümcek Adam ile Mandrake’ye. Onlar gibi olmak istiyordum. Oldum da nitekim.

İkiz oğullarım, İsmet Latif ve Kaan Cahit, bana sık sık Örümcek Adam hakkında sorular sorarlardı. “Nerede yaşıyor?” “Kendisiyle nasıl görüşebiliriz?” “Sen de gazetecisin, o da. Tanışmıyor musunuz?” Çocuklarıma, “Tabii ki tanışıyoruz. Örümcek Adam benim çok yakın arkadaşım,” dedim. Beş yıldan uzun süre, Örümcek Adam ve Süpermen’den çocuklarıma dergi, tişört, mektup, mesaj taşıdım. Bazı akşamlar evi telefonla aradığımda, çocuklarımla aramda şöyle konuşmalar geçiyordu: “Baba neredesin, bu akşam bize masal anlatmayacak mısın?” “Yavrucuğum, şu anda Örümcek Adam’la beraberiz…” “O da gelsin bize!” “Ah, maalesef gelemez. Biliyorsun, her an birilerini kurtarması gerekebilir. Fakat dilersen, telefonu vereyim, Örümcek Adam’la konuş?” Ve telefonu yanımdaki arkadaşıma uzatıyordum. O da “Merhaba, ben Örümcek Adam,” diye lafa giriyordu. Benzer şekilde, yıllarca çocuklarımın kulaklarından çeşitli oyuncaklar çıkardım. Mandrake gibi.

Ian Coutts imzalı, Babba Kitap, babalara sihir, oyun, etkinlik, şaka konularında kılavuzluk sunuyor. Çocuklarının nazarında süper kahraman olmak isteyen babalar için dört dörtlük bir kaynak eser.

Evde yanardağ inşa etmek, çocukları görünmez yapmak, gazeteyi palmiyeye dönüştürmek, ev halkının zihnini okumak, kibrit kutusuna kesik parmak yerleştirmek, kola şişesini havaya uçurmak gibi babalık vecibelerinizi nasıl gerçekleştireceğinizi Babba Kitap’tan öğrenebilirsiniz.

Nietzsche, “İyi bir babası olmayan herkes bir tane bulmalı,” demiş. Gelgelelim çoğu zaman insan, iyi baba bulamadan bizzat kendisi baba oluverir. Bu durumda, iyi baba olmak, öncelikli meseleye dönüşür. Çocuklarımızı neşelendirmek, sevindirmek en kutsal vazifemiz. Hayatın zorlukları, gerçeklerin acılığı, geçim derdiyle çocuklarımızı hırpalayamayız. Somurtkan, öfkeli, bitkin, telaşlı… “Ben sizin için çalışıyorum,” gibi teranelerle çocuklarına alacaklı zulmü yapan şahsiyetsiz, vasıfsız heriflere dönüşemeyiz.

BABA vs İYİ BABA
Dünya vahşi bir yer, tamam. Karanlık, pasaklı ve tuzaklarla dolu. Evet. Fakat çocuklarımızın pırıl pırıl, tertemiz ve masum dünyasındaki hayata katılmayı öğrenmek zorundayız. Hayatın hakiki ve değerli özü; yetişkinlerin saçma sapan kurallarla, merhametsiz rekabetle, aşağılayıcı korkularla örülü evreninde değildir. Yetişkinliğin en bereketli verimi, çocuklarımıza masallar anlattığımızda, onlarla oynayıp şakalaştığımızda açığa çıkar. Ciddiyet ise Oscar Wilde’ın dediği gibi, “budalaların sığınağıdır.”

Yazıya burada ara verip kitaptaki atraksiyonlardan birini denedim: Askıda Bozuk Para Numarası. Metal bir elbise askısı buldum. Çocuklara gösterdim. İlgiyle izlemeye koyuldular. Askının alt kısmını büktüm. 1 lirayı uca yerleştirdim. Olmadı. Bozukluğu askıda tutamadım. Penseyle askının çengelini biraz daha kıvırmayı denedim, onu da beceremedim. Çocuklar epey heyecanlanmışlardı, fakat işler yolunda gitmedi. “Baba, boyundan büyük işlere kalkışıyorsun gene,” türünden eleştirilere kalkıştılar. (Tam şu anda fark ediyorum ki, askıyla uğraşırken bir parmağımı kanatmışım.) Düpedüz çuvallamıştım. “Zımpara olsaydı, demirin ucunu düzeltebilirdik,” dedim. İsmet Latif, “Zımpara ne?” diye sordu. Birden aklıma, sihirbazlık onurumu kurtaracak bir fikir geldi. Askının ucunu, pensenin önündeki yuvarlağa geçirdim. Askıyı sallamaya başladım. “İşte,” dedim, “vincin kancasına asılı kalmış bir Harold Lloyd!”

Fakat evcil pire numarası işe yarıyor. Bu numara, namevcut bir pireye gerçek muamelesi yapmaya dayanıyor. Benim piremin adı Minto. Küçük oğlum pireyi, sürpriz yumurtadan çıkan minik kaykayla gezdiriyor.

OLAĞANÜSTÜ MEYVELER
Babba Kitap’ta bile yer almayan bir oyundan bahsedeyim size. Övünmek gibi olmasın ama kendi icadım. Çocuğunuz portakal, mandalina, muz ya da üzüm sevmiyor olabilir. Veya o esnada meyve yemek istemiyor diyelim. Mandalina dilimlerini bir tabağa koyun. Sonra, çocuğu bilek güreşi yapmaya davet edin. Başlangıçta çocuğunuzun öne geçmesine izin verin. Tam yenilecekken ağzınıza bir dilim mandalina atın ve aniden güçlenmiş gibi çocuğun kolunu bükün. Yenilmemek için o da mandalina yiyecektir. Heyecanı arttırmak için “Yooo, hayır! Sakın mandalina yeme!” diye tezahürat yapabilirsiniz. Yediği anda yenilmeye başlayın. Maçı kaybetmenize ramak kala bir mandalina dilimi daha! Tabaktaki meyve bitince maçı vererek oyunu sonlandırın. Anneye, çocuğunuzun meyve yiyerek nasıl güçlendiğini birlikte ballandırarak anlatın.

Babba Kitap
Ian Coutts
Çeviren: Rüstem Baksoy
Domingo Yayınları / 128 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz