İyi Kitap

Ve insan kendini kuşça görür…

Ve insan kendini kuşça görür…

Vecdi ÇIRACIOĞLU

Filiz Özdem, Kitap Kurtları İçin başlıklı seriye bir kitap daha ekledi: Kuşlar Bize Neler Söyler? Merhamet duygusu gelişmeyen insanın eksik kalacağına inanan yazar, bütün canlılara karşı sevgi dolu olmayı salık verdikten sonra, hayatımıza en çok giren on kuşu ele alıyor kitabında.

Corvus corvo nigredinem obiicit (Karga, karganın siyah rengini kınar)

Küçücük bir çocuktum. Ankara’da oturuyorduk. Çevreyi buz kesmiş bir kış ayıydı. Sabahın erken saatlerinde evimizin içi kızgın sobanın kömürü kokuyordu. Babam, havalanması için salonun geniş iki kanatlı penceresinin tekini açmıştı. Kar yağmış dar caddemizden geçen tek tük insanları kapalı kanadın ardından dalgın dalgın seyrediyordum. Aniden cama vuran küçük bir gövdenin ve kanatların çılgın sesiyle kendime geldim. Salona bir serçe kuşu girmiş, çıkmak için camdan medet umuyordu! Hemen pencereyi kapatarak babama koştum. “Kuş!” dedim. “İçeriye bir kuş girdi…” Artık bir kuşa sahiptim. Ne de güzeldi kendinden
küçük bir canlıya sahip olabilmek. Çok sevindim. Yerimde duramıyor, babama sürekli, “Yakala… Yakala…” diyerek adeta yalvarıyordum. Babam yavaşça yerinden kalktı ve esir kuşa doğru yürüdü. Kaç kere cama çarptı kuş? Sersemlemişti. Babam kuşu tuttu. Hemen yanına gittim. “Bak, ne kadar da korkmuş… Yüreği nasıl da atıyor,” diyerek kuşu birleştirdiğim iki avucumun içine bıraktı. Küçük kalbi nasıl da çarpıyordu? Kaçmasın diye küçük avuçlarımı kapatırken, tüy kadar hafif kuş bedeninin bir davulu nasıl barındırdığını hâlâ kendime soruyorum.

Babamla balkona çıktık. “Haydi onu azat et,” dedi. Avuçlarımı açtığımda telaşla uçup giderken ötmemişti. Geriye döndü ve önümüzden geçerek gözden kayboldu. Gözlerimle onu grileşmiş maviliğin ortasında ararken, babam, “İşte özgürlük!..” dedi.

MERHAMETE GİDEN YOL
Kuşlar Bize Neler Söyler’i okumaya başladığımda, aklıma, yukarıda size anlattığım anım geldi. İnsanlık tarihinde kuş önemli bir yer tutar. İnsan kendisini kuşça görür. Kuş kadar hafifler, kuşlarla haber gönderir sevdiklerine, kuşlara şarkılar yapar, folklorunda kuşa benzer, kalbi kuş gibi atar, “kuş uçmaz kervan geçmez” yerlerden uzak durur, her ne kadar fakir olursa olsun, tarlasına tohumunu atarken, “kurda, kuşa, karıncaya” der, kuş uçumu mesafelerde dolaşır, mitolojisinde,
efsanelerinde baş köşeye koyar ve kuş gibi uçarak özgür olmak ister…

Ben insan olma yolunun hayvanları sevmekten geçtiğine, hayvanları sevmenin bir insanın vicdanı olduğuna ve onların da bir sosyal hayatı olup, kendi aralarında bizim bilmediğimiz ve asla da öğrenemeyeceğimiz lisanlarıyla konuştuklarına inanıyorum.

“Bir insanı sevmekle başlayacak her şey,” diyen yazarımız Sait Faik Abasıyanık’tan esinlenerek, ben de “Bir hayvanı sevmekle başlayacak her şey!..” diyorum. Bakın, bu konuda Filiz Özdem kitabının Sunuş bölümündeki “Uçun Kuşlar” başlıklı yazısında ne diyor: “İnsan olma yolculuğunun başında, çocuklukta hayvanlara yakın olmak merhamet duygusunu geliştirir. Sadece akıllı, çalışkan, bilinçli bir insan olmak, insan olmaya yetmez. Merhamet duygusu gelişmeyen insan, her zaman eksik kalır. Merhamet, sadece acımak değil, bütün canlılara karşı, sevgiyle dolu bir sorumluluk hissetmek, özellikle onların yaşama hakkına
karşı duyarlı olmaktır. Merhamet duygusu gelişmemiş insanın, vicdan duygusu da gelişmez.”

Emine Bora’nın pastoral renklerle resimleyerek bezediği kitabımız birçok kuş türünün içinden hayatımıza en çok giren on kuşu kapsıyor: Karga, leylek, bülbül, baykuş, kumru, keklik, ağaçkakan, martı güvercin ve kartal.

Hepsi de birbirinden güzel, hepsi de kendine has bir ilgiyi hak eden bu kuşlardan nedense benim ilgimi en çok karga çeker ezelden beri. Zamanımızın ve tarihin tanığı olduğundan mıdır bu, herkes tarafından tanındığından, köy, kasaba, kent… nerede yaşarsanız yaşayın, karganın size yabancı olmamasından mıdır, bilinmez! Yoksa üzerlerinde belki de hiç hak etmedikleri bir uğursuzluk şayiası taşıdıklarından, diğer tüm kuşlar sevilirken azıcık üvey evlat muamelesi gördüklerinden mi insanlar tarafından?

Mesela ben İstanbul’un ortasında on beş katlı bir apartmanda bir karga ailesiyle birlikte yaşıyorum. Üç nesil burada, bahçedeler (Kargalar ömür boyu eşlerinden ayrılmazlarmış). Seneler önce dedelerini, apartmanımızın intizam müdürü eski kapıcımızın bir metre arkasından “gak”layarak yürürken görmüştüm. Sonradan öğrendiğime göre, çimlerin fıskiyesini açmasını istiyormuş. Her fıskiye açıldığında ailece suyun altına girip, kanatlarını açarak yıkanıyorlarmış (Karga, dünyanın en zeki kuşudur, çünkü, beyni diğer kuşlardan büyüktür). Dedeleri daha yavruyken uçma talimi sırasında bahçeye yaralı düşmüş. Toplanan sayısız karga onu bir türlü aralarına alamamış (Karga, dünyanın birbirine en sadık örgütlü kuşudur. Çin’de yaşayan bir türü, kendi çocuklarından önce, kör hemcinslerini doyurur). Kapıcımız ona bakmış, tımar etmiş, sonunda kapıcımıza alışmış ve bizim bahçeden ayrılmaz olmuş (Kargalar kinci hayvanlar oldukları gibi, aynı zamanda vefakârdırlar. İnsanlarla ilişkilerinde kendilerine yapılan fenalığı nasıl unutmazlarsa, iyiliği de unutmazlar).

KARGALARIN AKLI MÜHENDİS AKLIDIR
Şimdilerde yeni bir kapıcımız var ve ona da alışıklar. Ne zaman bahçenin sert zeminine düşen tok bir ses duysam, onlardan birinin yukarıdan ceviz atarak kabuğunu kırdığını anlar, tebessüm ederim. Bazen kıramaz, sokağa arabaların tekerleğinin geçeceği yere bırakırlar cevizi (Kargaların aklı mühendis aklıdır). Kendi aralarında konuştuklarına da şahit oluyorum (Kargalar, papağanların aksine, kendilerine öğretileni aynen ezberlemenin dışında, kendi yorumunu da katar. Halk arasında, dili kesilen karganın insan gibi konuştuğuna dair bir rivayet vardır).

Sert gagalı ve kara olduğundan halk arasında “arapçulha” denir kargalara. Kötü şans getirdiğine inanılır. Her ne kadar haklarında böyle düşünülse de onlar mesela ziynet eşyasını, değerini bildiğinden çalar, özellikle rengârenk boncuklara bayılır ve yuvasına taşır. Ben kargaları severim sevgili çocuklar. Sizin de Kuşlar Bize Neler Söyler kitabını okuduktan sonra diğer kuşlar gibi kargaları da seveceğinize inanıyorum.

Alıp okuyacağınız kitabın kuşlara ait her bölümünün sonunda “Meraklısına Kitap Önerileri” başlığı altında sizlere ve büyüklere okuma önerileri var. Ben de sizlere tüm kuş ailesi için Sait Faik Abasıyanık’ın “Son Kuşlar” hikâyesiyle, Yaşar Kemal’in Kuşlar da Gitti romanını okumanızı tavsiye ediyorum.

Filiz Özdem kitabını kızları üzerinden siz çocuklara armağan olarak göndermiş: Kuş gibi dünyayı gezen kızlarım Gülsün ile Nazlı’ya. Ne mutlu siz çocuklara!..

Kuşlar Bize Neler Söyler?
Filiz Özdem
Resimleyen: Emine Bora
Yapı Kredi Yayınları / 120 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz