İyi Kitap

Deliliğin çok katmanlı dünyası…

Deliliğin çok katmanlı dünyası…

Behçet ÇELİK

İyi Kitap yazarlarından Onat Bahadır, geçtiğimiz günlerde ikinci kitabı Deliliği Beklerken ile okuyucu karşısına çıktı. Bahadır’ın Lovecraft’ın fantastik ve ürpertici dünyasının izinden gittiği roman, bu dünyadan bir hikâye okuyacakmışız hissiyle başlasa da, okuyucuyu şaşırtmayı başarıyor.

Yazarın bir metin kurgularken dış gerçekliğin kurallarına bağlı olması onun işini kolaylaştırır mı, yoksa zorlaştırır mı? Başka bir deyişle, kaleme aldığı metinde yaşadığımız dünyanın kurallarından, örneğin yerçekimi, canlıların ölümlülüğü, maddelerin belli bir ısıda yanması gibi zorunluluklardan azade, kurmaca bir evren yaratan yazarın işi daha mı kolaydır?

İlk bakışta, dış gerçekliğin kurallarından, kayıtlarından kurtulan yazarın dilediğince “at koşturabileceği”, kahramanı kâh uçurup kâh sürükleyebileceği sanılabilir; bunun sonucunda da hayal gücünün sınırları dâhilinde dilediğini yazabileceği… Teknik olarak böyledir, ama yazarın kurgulayacağı metni bu dünyada yaşayan birinin okuyacağını unutmamak gerek. Okuduklarının hayal mahsulü olduğunu baştan bilmemize karşın, bunları inandırıcı bulmamız gerekir. Buradaki “inandırıcılık” deyimi yanlış anlaşılmasın; kastettiğim, o metnin içerisinde olup bitenlerin olabilirliğini yaşadığımız dünyanın (dış gerçekliğin) ölçütleriyle tartmak değil. Aksine, metnin kendi dünyasının (iç gerçekliğin) içinde okuduklarımızın bize olabilir gelmesinden söz ediyorum. Bütünüyle gerçekçi bir dil ve anlatımla yazılmış bir romanda yadırgayacağımız, insanların uçması gibi bir olayı, masalsı ya da fantastik kurguda yadırgamayız. Bazen sadece bir metnin dili bile bize olmayacak şeylerin olabileceği bir başka dünyanın, evrenin olabilirliğini hissettirebilir ve başka kurgularda bize tuhaf gelecek şeyler bu dilin içinde bize olağan görünür.

Baştaki soruya dönersek; dış gerçeklikten kendini özgürleştirerek bir metin kurgulamak, sanıldığının aksine, hiç kolay değildir, çünkü yazarın bu kez olup bitecek olağanüstü şeyleri olağan kabul edeceğimiz bir başka gerçeklik düzlemi de yaratması gerekir. (Popüler kültür ürünlerinde yazarın işi görece kolaydır; elimize aldığımız popüler kültür ürününden bizi şaşırtmasını, sürüklemesini vs. bekleriz, ama inandırılmayı beklemeyiz.)

İKİNCİ BİR DÜNYA
Onat Bahadır’ın Deliliği Beklerken adlı romanı, yaşadığımız dünyanın içerisinden bir hikâye okuyacakmışız izlenimi yaratılarak başlıyor. Gerçi daha ilk sayfalarda, romanın anlatıcı-kahramanı Kasım’ın, yaşadığı eski evden getirdikleriyle açtığı antikacı dükkânındaki nesneler hakkında yazdıkları (“onları içinde on üç yıl yaşadığım eski evde bir kere bile gördüğümü hatırlamıyorum”), ikinci bir dünyanın kapısını açarmış ya da açacakmış gibi görünüyor. Bunlar anlatılırken
sözün Kasım’ın çocukken tanık olduğu büyük bir trajediye kadar gelmesi ve buna bir haftadır aynı tuhaf rüyayı görmesi eklenince, içine girmekte olduğumuz “ikinci” dünya hakkında iyiden iyiye işkillenmeye başlıyoruz. Tanık olduğu trajedinin ruhsal bir travma bırakıp bırakmadığı sorusu zihnimizi kurcalarken, Kasım’ın yaşadıkları da hızla bizim dünyamızın sınırlarının dışına çıkıyor. Daha net söylemek gerekirse, roman fantastik bir metin halini alıyor.

Kasım’ın anlattıklarının, dış gerçekliğin kurallarını ölçüt aldığımızda, “inanılacak” şeyler olmaktan çıkmasına rağmen, neler olup bittiği konusundaki ikircikli tutumumuz sürüyor; “Fantastik bir roman bu,” deyip çıkmak mümkün olmuyor işin içinden.

Romanın adının da etkisiyle beklenen deliliğin gelip gelmediği sorusu yerini koruyor. Öte yandan, Kasım’ın başına gelenler akıl almaz bir hal alıp iyiden iyiye çetrefilleştiğinde bile, metnin (kurgulanan dünyanın) iç mantığındaki tutarlılık zedelenmiyor. İkinci dünyadayken kendimizi birdenbire üçüncü bir dünyada bulduğumuzda bile…

Onat Bahadır’ın okurun merak duygusunu sürekli tetikte tuttuğunu eklemek lazım. Neler olduğunu anlama isteğimiz hep diri kalırken, kafamızdaki sorulara yanıt olacağını düşündüğümüz gelişmelerin her seferinde yeni sorular doğurmasıyla merakımız daha da artıyor. Bu kurgu romana sürükleyicilik katıyor, ama Deliliği Beklerken’in asıl özelliği, okuru romanın sonuna kadar kararsız bırakıyor olması. Okuduğumuz metnin fantastik bir metin olup olmadığı sorusuna, romanın sonuna kadar yanıt bulamıyoruz. Romanı bitirdiğimizde de ilk işimiz metnin bazı kritik noktalarına dönüp bakmak oluyor. Son kararı ise kitabı okuduktan sonra tabii ki size bırakıyorum.

Onat Bahadır
Deliliği Beklerken
Everest Yayınları / 160 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz