İyi Kitap

“Anne olmak için “iyi” nedenler!”

Simla SUNAY

Çocuk yazınındaki anneye-kadına genel bakış ve işleyiş çoğunlukla toplumdaki bakışla örtüşüyor. Romanlarda baba ile eğlenilir, anne sadece karın doyurmak içindir. Okul öncesi resimli kitaplarda ise anne genellikle sevgi ve güven unsuru olarak ele alınır. Besleyen, uyutan, öpen annedir.

Çocuk yazınındaki anneye-kadına genel bakış ve işleyiş çoğunlukla toplumla örtüşüyor ne yazık ki! Bu genel geçer yorum, hatta bazı iyi çocuk kitaplarında da göze çarpıyor. Örneğin, 1960-1980’lerde yazılmış olan Pıtırcık’ın annesinin belinden mutfak önlüğü düşmüyor, sürekli harika turtalar pişiriyor. Pıtırcık, genellikle salonda gazete okurken betimlenen babası ile çok iyi vakit geçirirken, annesi ile hiçbir eğlence ve oyun paylaşmıyor. Çocuk kitaplarında “çocuksu” yaramazlık yapanlar genellikle babalar, amcalar ve dayılar oluyor; ama anneler, teyzeler, halalar hep olgun ve ev içinde “görevli” tipler olarak veriliyor.

“Özgür kadından anne olmaz” görüşü çocuk kitaplarında bu kadar yaygınken, tam da buna karşı çıkan kült bir kitap yayımlanıyor: Konrad ya da Konserve Kutusundan Çıkan Çocuk (Christine Nöstlinger, Günışığı Kitaplığı), hem tertipli ev kadını anne hem de kötü üvey anne imajını yıkıp geçen özel bir çocuk romanı olarak karşımıza çıkıyor. Romandaki Bayan Berti Bertoletti, eşi tarafından terk edilmiş; yalnız, başına buyruk yaşıyor. “İyi bir anne” olması için hiçbir neden yok gibi. Öyle ya suratını renk renk boyayan, tuhaf giyinen, temizlik yapmaktan hoşlanmayan, sadece güzel halılar dokuyan biri nasıl “iyi anne” olur? Üstelik Bayan Berti Bertoletti şu kelimelerden hiç mi hiç hoşlanmıyor: ağırbaşlı, düzenli, görgülü, mantıklı, eğitici, terbiyeli, gelenek, ev kadını, uyumlu, uygun… Burada “ev kadını” sözcüğünün geçmesi dikkate değer. Bir gün, bir karışıklık sonucu evine konserve kutusunda ideal bir çocuk gönderiliyor. Mükemmel uslu programlanan çocuk ile Bayan Bertoletti arasında bir uçurum olduğu kesin ve oyunun bildik kuralları kitabın kurgusu içinde birer birer yerle bir oluyor.

Klasik “ev kadını anne” tiplemesini yıkan bir diğer kitap ise Kumkurdu (Asa Lind, Kanat Kitap). Zackarina’nın annesi dışarıda maaşlı çalışırken, babası ona evde bakıyor. Babası ile birlikte bulaşık yıkıyor, annesi ile her cumartesi alışverişe çıkıyor.

ANNELERİN GİZLİ HAYATLARI
Okul öncesi resimli kitaplarda ise anne genellikle sevgi ve güven unsuru olarak ele alınır. Besleyen, uyutan, öpen annedir. Annenin, anne olmak dışında bir “insan” da olduğunu vurgulayan, benim karşılaştığım tek kitap, henüz Türkçeye çevrilmeyen Mum’s Secret Lives-Vita Segreta Delle Mamme’dır (Beatrice Masini, Edizioni Arka, İtalya). Annelerin Gizli Hayatları başlığıyla çevirebileceğimiz, harika resimleri olan kitapta, annenin
çocuğunu okula bıraktıktan sonraki gizli hayatı örneklendirilir. Trafikte sıkışan anne, ejderhalarla savaşandır; evde temizlik yapıyorsa canavarlarla mücadele edendir; alışverişe çıkmışsa aslında hazine avındadır; yüzücüyse denizkızıdır; hemşire ise koruyucu melektir ya da anne olmadığı zamanlarda, bir sanatçı, bir akrobat ya da bir büyücü cadı olabilendir. Kitabın sonunda, anneler anne gibi davransa da gizli hayatlarında işte buna benzer kişilerdir, sen bunu bilsen de susmalısın ve annelerin gizli hayatları gizli kalmalıdır, deniyor. Neden annelerin hayatları gizli kalmalıdır? Tartışmaya değer elbette.

Gelelim “anne” temasına yakından bakacağımız kitaplarımıza. 3-7 yaş için yayımlanmış El Bebek Gül Bebek adlı resimli kitapta, “korumacı anne” modeli işleniyor. Burada annelerin çocuklarını yetiştirmedeki hataları vurgulanıyor. Aşırı evhamın büyümeye engel teşkil ettiği örneklendiriliyor. Kitap, yabancı bir yayın olsa da, kültürümüz içinde rastlayabileceğimiz tipik bir anneyi gözler önüne seriyor. Evin en küçük erkek çocuğunun ancak pamuklara sarılarak sokağa çıkmasına izin veriliyor. Pamuklar işe yarar görünse de zamanla tükeniyor. Sonuçta minik Metin pamuksuz olarak eve dönüyor. Anne de Metin’in büyüdüğünü kabul ediyor böylece.

Aynı yaş grubuna uygun Bir Kocaman Eşşek adlı kitapta ise bir an evvel büyümek isteyen yavru bir eşek var. Annesi sanki büyümesini istememektedir. Israrla ona yemek yedirmeye kalkar. Ama yine de, kendi başına yapmak istediği şeylerde ona engel olmaz. Minik yavru bir gün tek başına evden dışarı çıkar. İlkin bir maymunla karşılaşır. Maymun onunla pek ilgilenmez, annesinden bile hızlı yürüyordur çünkü. Yolda rastladığı bir keçi onu kucağında dinlendirir, ama keçinin dizleri annesininkiler kadar rahat değildir. Yolda çok kirlendiği için Bayan Kobay faresi onu yıkamaya kalkar, ama yavru eşek bu banyodan da memnun kalmaz. Bay Porsuk’un evindeki tuvalet hiç temiz değildir. Bayan Şıngırdak Domuzcuk’un yaptığı kek ise hiç lezzetli değildir. Kısacası hiçbir şey evinin ve annesinin tadında değildir. Bitap düştüğü bir anda fark etmeden annesinin kokusunu duyar ve onun yumuşak bedenine yaslanıp uyuya kalır. Kitabın sonunda anne, “Bırakır mıyım koca eşşeğimi tek başına?” der. Annenin temsil ettiği “yuvanın” verdiği güveni hiçbir şeyin veremeyeceğini mesajı baskındır. Mesaj böyle olunca tartışmak gerekir. Yavru eşeğin komşulardaki hoşnutsuzluğu bana göre olumlu bir örnek vermez. İnandırıcı da değildir, öyle ki ben oğlumu komşulardan eve geri getirmekte zorlanırım. Evde tok olan karnı komşuda acıkır ve ne yerse bayılır. Yuvanın verdiği güveni ve rahatı hissetmesi için komşunun ve çevrenin rahatsızlık vermesi gerekmez ille de. Elbette yavru eşek erken büyüme telaşındadır. Kitap, henüz büyümene zaman var, demek istese de günahı komşular çekmemelidir.

KİM KİMİ DAHA ÇOK SEVİYOR?
3-5 yaşa uygun Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum adlı kitabın öyküsü ise, birbirlerini ne kadar sevdiklerini ölçen bir ebeveyn ile yavrusu arasında geçer. Aslında büyük olan tavşanın anne mi baba mı olduğu belli değildir. Anneyi çağrıştırmaktadır sadece. Böylesi tek ebeveynin olduğu başka kitaplara da rastlamak mümkün. Örneğin, Seninle Ben, Küçük Ayı ve Uyuyamıyor Musun Küçük Ayı, Martin Waddell’in yazdığı, Barbara Firth’ün resimlediği dünyaca ünlü bir serinin iki kitabıdır. Buradaki ebeveyn daha çok babayı andırmaktadır. Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum adlı kitapta, anne mi çocuğunu yoksa çocuk mu anneyi daha çok sever yarışında tabii ki anne galip gelir. Anne ve çocuk sevgiyi ölçerken, bir yandan da okur bunun ölçülemez olduğunu sezer.

Çocuk romanlarında anneyi eve kapatan ve sokaktan dışlayan anlayış, okul öncesi yayınlarda da bir yerde babayı dışlar ve yuvanın sevgi merkezine anneyi koyar. Resimli kitaplarda tek ebeveynli aile modeli bu ayrımı biraz olsun azaltır ve anne mi baba mı olduğu kesin verilmeyen “büyük kişi” yuvayı temsil eder.

Bil Bakalım Seni Ne Kadar Seviyorum
Sam McBratney
Resimleyen: Anita Jeram
Çeviren: Özlem Çolakoğlu
Tudem Yayınları / 32 sayfa

Bir Kocaman Eşşek
Rindert Kromhout
Resimleyen: Annemarie
Van Haeringen
Çeviren: Hande Anapa
Can Çocuk / 32 sayfa

El Bebek Gül Bebek
Jeanne Willis
Resimleyen: Tony Ross
Çeviren: Aslı Motchane
Kır Çiçeği Yayınları
26 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz