İyi Kitap

“Anneler ve kızlar…”

Evrim ÖNCÜL

Nezihe Meriç’in, bir kız çocuğunun 6 yaşından 12 yaşına dek olan büyüme macerasını anlattığı Küçük Bir Kız Tanıyorum serisi, hem çocukluktan ergenliğe geçişe hem de anne-kız ilişkisine içerden bir bakış sunuyor. Herkesin göreceği kendine…

Ayşe… Güzel, akıllı Ayşe… Nezihe Meriç’in can verdiği bu sevimli küçük kızla o henüz 6 yaşındayken tanışıyor ve 12 yaşına kadarki serüvenine tanıklık ediyoruz. Serinin ilk kitabı Küçük Bir Kız Tanıyorum Altı Yaşında’da Meriç, “Kim bu Ayşe?” diye soruyor ve ardından şöyle devam ediyor: “Bilmem ki! Acaba ben miyim? Ama olmaz ki. Ben yazarım. Kocaman biriyim… Kim bu küçük kız? Tam bilemiyorum. Ama onu çok seviyorum. Üstüne titriyorum…”

Tıpkı bir anne gibi…
Ayşe’nin annesi de babası da çalışıyor; çağımızın modern yaşamı içindeki çoğu çocuk gibi o da yalnız büyüyor anlayacağınız. Ama bundan hiç şikâyetçi değil. Onun dünyası her zaman renkli. Büyüme telaşı içinde o küçük ve huzurlu dünyasında, günlük hayatın küçük mucizelerini yakalayabilecek denli hassas bir çocuk çünkü Ayşe. Ara sıra gördüğü anneannesi “modern” ve baskın bir kişilik; her fırsatta kızını eleştiriyor. “Bu çocuk sen yokken bir melek, melek. Bütün azgınlığı sana. Sütünü bile gık demeden içti.” Elbette içer. Çünkü Ayşe anneanneden çok korkuyor. Babaanne ise daha “geleneksel”, “fakir”, ama annenin deyişiyle, “Bahçesi var, kırları var, çiçekleri, tavukları, komşuları, sevdikleri var. Böyle biri hiç fakir olabilir mi?” Ayşe onu çok seviyor, onunla birlikteyken hep gülüyor.

Baba Hasan, çocuk edebiyatında sık sık rastladığımız çoğu baba karakteri gibi, ortalarda fazla görünmüyor; işten eve, evden işe gidip geliyor, ailesiyle ilgili konularda pek suya sabuna dokunmuyor. Anne Selmin ise çoğu anne gibi, daha doğrusu her anne gibi, her şeyden sorumlu. Akşam işten döndüğünde yemeği hazırlıyor, alışveriş yapıyor, taşınacakları zaman ev arıyor, hafta sonları kalan işleri hallediyor. Kızına sevgisini her fırsatta gösteriyor. İki arkadaş gibiler onlar. Birlikte alışverişe çıkıyorlar, kitaplara bakıyorlar; Ayşe soruyor, annesi sabırla, içtenlikle açıklıyor her şeyi. Tabii, zaman geçtikçe, küçük kahramanımız ergenliğe
adım atarken, anneyle kızı arasında kimi anlaşmazlıklar baş göstermeye başlıyor. Annesine karşı çıkıyor Ayşe; onun kararlarını, koyduğu kuralları sorguluyor, sesini yükseltip kendi düşüncelerini çekinmeden dile getiriyor. Anne de artık daha sabırsız davranabiliyor kızının hal ve tavırlarına. Nitekim kitap içinde bu çekişmeler, Ayşe’nin büyüme sürecinde anne-kız ilişkisinin, Ayşe’nin olduğu kadar annenin de değişim ve dönüşümüne dair, sorularla dolu örnekler koyuyor okurun önüne.

YUVAYI DİŞİ KUŞ YAPAR!
Küçük Bir Kız Tanıyorum serisinde, Ayşe’nin dünyasında en önemli yere sahip olan Selmin, çalışan kadının “annelik görevini” layığıyla yerine getiremeyeceğine dair yaygın inancı olumsuzlayacak bir anne tiplemesi. Kendi annesinin, ebeveynliği öğretme baskılarına karşı çıkan, yeri geldiğinde küçük imalarla o bildik kuralları eleştiren güzel bir anne o. Babaanneyle anneannenin müdahale etkisini dengeleyen, kızının tek bir baskın kişilik tarafından büyütülmesini gizliden gizliye önleyen güçlü bir kadın. Arada bir babaya kızan, geç saatlere kadar çalıştığı için kızıyla ilişkisine dair endişeler taşıyan bir eş aynı zamanda.

Bu “ideal anne”nin hedefi, yaşadığı toplumun adetlerini modern bir bakış açısıyla gözden geçirip, hayatında kendisine uygun bir düzen oluşturmak. Bu çabanın altında çok bildik bir neden yatıyor. Nitekim şu sözler açık ve net bir şekilde özetliyor durumunu: “Kocamla kızlarım da bu düzen içinde bana eşlik etsinler istiyorum. Çünkü ailenin tüm yükünü ben kaldırıyorum. Başka türlü baş edemem.”

Aslında Selmin çok bildik bir deyişin kusursuz örneği: “Yuvayı dişi kuş yapar.” Böyle bellemiştir erkeği de kadını da… Kadın üstlenmelidir tüm yükü; o akıl etmelidir yemeği, kocasının kıyafetlerini ütülemeyi, çocuklarının dersleriyle, dertleriyle ilgilenmeyi, sadece kendisinin değil, ailesindeki herkesin hayatını çekip çevirmeyi. Say say bitmez kadının görevleri. “Yuvayı dişi kuşun yapması” meselesi adeta katı bir kuraldır toplumda. Kitapta her ne kadar olayın bu yanına vurgu yapılmasa da, biz biliriz ya da tahmin edebiliriz sapmaların cezasını nasıl bulduğunu.

İşte, Ayşe’nin 6 yaşından 12 yaşına kadarki büyüme serüvenine katıldığımız bu seride, sadece akıllı, şirin ve güzel bir ufaklığın –ve sonrasında da genç bir kızın– dünyasını değil, onun hayatını şekillendiren kişilerin, özellikle de annesinin dünyasını da tanımış oluyoruz. Bu tatlı kız çocuğuna yoldaş olan Selmin’in kusursuzluğu, bir anlamda, annelerin onca ağır yükü başta fark etmeden, bir aşamadan sonraysa kendi istekleriyle kaldırmaya çalışmalarını net olarak gözler önüne seriyor. Ayşe’nin büyürken yaşadıklarına bazen gülümseyerek bazen hüzünlenerek şahit olduğunuz her kitabın sonunda, aklınızın gerilerinde küçük bir ses sürekli şu soruyu soruyor: “Bu kadar yükü kendi başına kaldırmaya niye gönüllü oluyor Selmin?”

Küçük Bir Kız Tanıyorum serisi, hem çocuklara hem de büyüklere bol bol soru sorduruyor. Kendi serüvenimizin nasıl şekillendiğini ve bizi büyütenlerin, bize fark ettirmeden neler yaşadığını tekrar gözden geçirmemiz için bir pencere açıyor. Ayşe’nin 12 yaşından sonraki hayatını ise bizim hayal gücümüze bırakıyor Nezihe Meriç. Sadece çocukların değil, annelerin de okumasını şiddetle tavsiye edeceğim bir hazine sandığı Küçük Bir Kız Tanıyorum serisi. Ne de olsa herkesin göreceği kendine…

Küçük Bir Kız Tanıyorum Altı Yaşında
Nezihe Meriç
Çınar Yayınları / 104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz