İyi Kitap

En farklı anne…

Irmak ZİLELİ

Nasıl bir anneniz olsun isterdiniz? Topuklu ayakkabı giyip makyaj yapan, görünüşü “sıradan” bir anne mi; yoksa rengârenk etekleri, düz sandaletleriyle bisiklet tepesinden inmeyen, her daim eğlenceli ama biraz tuhaf birini mi? Hadi bu anne seçme müsabakasına biraz daha yakından bakalım.

Kendinize “başka bir anne” ister miydiniz? Nedense, insana elinde olmayanlar daha kıymetli görünür çoğunlukla. Etrafınızdaki çocukları gözleyin bir; normalde yüzüne bile bakmadıkları bir oyuncak başkasının eline geçince nasıl da kıymete biner!

Benim annem, kıvırcık kısa saçlı ve hiç makyaj yapmayan biriydi. Düz ve uzun saçları olan “bakımlı” (yoksa “makyajlı” mı demeli?) annelere imrenerek bakardım. Zaten çoğunlukla bu tür anneler vardı etrafta. Belki de benim dikkatimi onlar çekiyordu. Algıda seçicilik!

Acaba birilerinin kıymetini, onları kaybedince anlamamız da bu yüzden mi? Hani artık “ellerimizde” olmuyorlar ya, o açıdan. Aslına bakarsanız, size sözünü edeceğim Başka Bir Anne isimli resimli kitabın kahramanı olan küçük çocuk, bu soruna güzel bir çare buluyor. Hayalinde, elinde olan ile olmayanın yerini değiştiriyor. Yani sahip olduğu annenin yerine imrendiği anne örneklerini koyuyor. Böylece kendi annesinin yokluğundan doğan boşluk bir şeylerin farkına varmasını sağlıyor. Diğerlerinden oldukça farklı bir kadın annesi. Rengârenk giyinen, pek çoklarına göre absürt sayılacak fikirleri olan, biraz hippivari bir anne. Sırf dış görünüşüyle değil, davranışlarıyla da gerçekten sıradışı bir kadın. (Buna “yağmurlu günlerde balıkları gezintiye çıkartmasını” örnek vermek yeterli olur sanıyorum.) Annesinin utandığı bu özelliklerinin aslında en sevdiği tarafları olduğunu anlaması için böyle bir hayal kurması gerekiyor çocuğun.

Öte yandan, kahramanımızın imrendiği arkadaşlarına soracak olsak, yani hikâyenin yazılmayan kısmına baksak, kim bilir neler öğreniriz diye merak ediyor insan. Sözgelimi, annesi topuklu ayakkabı giyen Ela da spor ayakkabıyla gezen bir anne hayal ediyor olabilir mi? Ela, bizim çocuğun formülünü uygulayacak olsa, annesini olduğu gibi sevdiğini anlar mı?

YARIŞTIRMADAN SEVMEK
İşte bu noktada hikâyenin problemli bölgesine adım atmış oluyoruz. Çünkü çocuk annesini olduğu gibi sevdiğini fark etmekle kalmıyor, daha demin imrendiği annelere olumsuzluklar da yüklüyor. Ela’nın annesi gibi topuklu ayakkabı giydiğini hayal ettikten sonra şöyle diyor: “Ama o zaman benimle ağaçlara tırmanamaz… Yooo hayır! Bunu da boş ver!” Bu cümle çocuğun kendi annesinin onunla ağaçlara tırmanacak kadar eğlenceli biri olduğu bilgisini içermenin yanında, Ela’nın annesinin hiç de öyle biri olmadığı fikrini de doğuruyor. Öyleyse bu formül Ela’da işe yaramaz… Bu tür bir olumsuzlama ister istemez şu soruyu
sorduruyor okura: Birini kendine ait özellikleriyle severken, ötekini küçümsememiz, beğenmememiz gerekir mi?

“Öteki” kavramını özellikle kullandım. Çünkü Başka Bir Anne isimli bu kitap, son yıllarda büyüklerin dünyasında çokça tartışılan bir konuya işaret ediyor aslında: ötekileştirme. Bu kavram, çocukların dünyasına “farklılıklara saygı” çerçevesinde intikal ediyor. Bu kitapta da “farklı” bir anne var. Ve bu farklılığı nedeniyle çocuğu ondan utanıyor. Sonra ne oluyor: Aslında annesini bu farklılığıyla sevdiğini anlıyor. Buraya kadar sorun yok. Şimdi demin vurguladığım “olumsuzlama” noktasına geri dönelim. Çocuk kendi annesini olduğu gibi sevdiğini anladı. Bunu anlamasını sağlayan da annesini farklı kılan özelliklerin ne kadar güzel olduğunu fark etmesiydi. Ama bunu fark ederken, öteki anneleri olumsuzladı. Peki, böylece tersinden bir “ötekileştirme” yapmış olmadı mı?

Okura dedi ki, topuklu ayakkabı giyen anneler çocuklarıyla ağaca tırmanamaz! (Oysa kimse 24 saat topuklu ayakkabı giymez.) Etek giyen anneler (ki burada renksiz etekten söz ediliyor aslında) bisikletle gezinti yapamaz. Oysa eteğin rengi bisiklet binmeye engel değil. Ali’nin annesi gibi bebeğini gezdiren bir anne, sadece küçük bebekle ilgilenir; büyük çocuğuyla oynamaya vakit ayıramaz… Bunun gerçek olduğunu düşünürsek iki ya da üç çocuklu ailelerin vay haline!

Hikâye güzel; özellikle de kişinin elindekinin değerini bilmesi gerektiğine olan vurgusuyla. Hikâyedeki anne tipi de oldukça keyifli, eğlenceli, matrak. Ama satırların ardına ulaştığınızda, azıcık daha dikkatli bir bakışla yeniden gözden geçirdiğinizde, aksayan yerleri görmemek mümkün değil. O yüzden bir şerh düşmek zorundayım bu hikâyeye. Farklılıklar güzel! Farklılıklara saygı duymak da! Peki, hepsinin tabloyu renklendirdiğini düşünürsek, birinciliği “en farklı olan” renge vermek niye?

Başka Bir Anne
Leyla Navaro, Sandra Albukrek
Resimleyen: Sandra Albukrek
Can Çocuk / 36 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz