İyi Kitap

Nuh Arpasuyu evden niye kaçıyor?

“Nuh Arpasuyu evden niye kaçıyor?”

Derviş Aydın AKKOÇ

Hangimiz çocukluğumuzda evden kaçma hayalleri kurmamışızdır? Bu kaçma isteğinin özgürlük ve büyüme arzusu içerdiği kesin. Ama özgürlükle kendinden ve gerçeklerden “kaçma” arasındaki o ince çizgiyi ayırt etmeyi insan nasıl öğrenebilir? Nuh Arpasuyu Evden Kaçıyor işte bu sorularla uğraşıyor.

Çocukların anlayamadığımız, herhangi bir kalıba dökemediğimiz pek çok davranışı vardır. Çocukların dünyası ile yetişkinlerin dünyası arasında muazzam bir uçurum bulunur. Öyle ki, ne kadar yakınımızda olsalar da belli bir mesafeden bakarız onlara. Onların davranışlarını genelde kendi anlam dünyamız dâhilinde bir yere oturtmakta zorlanırız. Yetişkinlere özgü bir mantık arıyor oluşumuzla ilişkilidir bu kavrayamama hali. Oysa mantık ölçülerimiz çocukların evrenine genelde dar gelir. Onların evreni durmadan genişler, ama biz yetişkinlerinki tam tersine hep daralma, küçülme eğilimindedir.

Büyükler ve küçükler arasındaki ilişkinin muammalarla ilerlemesinin nedeni de bu ters istikametlerde yol alan akıştır. Çocukların genişleme, açılma arzunun salt davranışlarla değil, mekânla da yakın bir bağlantısı vardır. Çocuklar evlerin odalarına sığamazlar. Oyuncaklar, yapay renkli kâğıtlar, tavanlarda kıpırdayan ışıklar hep yetersiz kalır. Onlar bu yetinmezliklerinde tek bir düşe kilitlenirler: Ne olursa olsun evi, duvarları aşmak. Belki de insanoğlunun hürriyetle kurduğu ilk ve en önemli ilişki budur.

Her çocuk evden kaçma hayalini mutlaka kurmuştur. Firar etmek, sokağa çıkmak, dünyaya açılmak ve alabildiğine koşmak… Ne var ki çocukların evden kaçma düşlerinin ardındaki genişleme-hürriyete kavuşma arzusunu göremediğimiz için, yetişkince bir eda ile onları azarlar, en iyi ihtimalle hayıflanırız onlara. Oysa yapmamız gereken çocukları, onların dünya ölçülerine başvurarak anlamaya çalışmaktır.

BİR “DENEYİM” OLARAK KAÇIŞ
Zarife Biliz’in su gibi çevirisiyle yayımlanan Nuh Arpasuyu Evden Kaçıyor adlı kitapta, insanın mekâna karşı çıkışının öyküsü anlatılıyor bir anlamda. Adından da anlaşılacağı üzere, başlangıç ve sona erişiyle birlikte bir evden kaçma eyleminin hikâyesi veriliyor. Olay örgüsü esnasında, çocukların evden kaçma eylemlerinin
saiklerini anlayabilmemiz adına bolca ipucu sunuluyor. Kitabın kıymetli bir tarafı kanımca burası. Nuh’un iç dünyasını gözler önüne serip, evden kaçma düşünü özgürlük hissi merkezinde somut kılarak, yetişkinler ve çocuklar arasındaki mesafeyi kısmen de olsa kapatmasından söz ediyorum.

Sekiz yaşındaki Nuh Arpasuyu bir sabah gün ağarmadan yaşadığı evi terk etme kararı alır. Ev ahalisi Nuh evi terk ederken uykudadır. Sessizce merdivenleri iner, bahçe kapısına değin soluğunu tutarak gider ve nihayet kapıdan çıkarak yol alır. Bir hayli ilerledikten sonra dönüp son bir kez bakar eve. Acaba geri mi dönecek diye merak ederiz. Zira evin uzaktan görüntüsü bakışlarını bulutlandırır. “Bakma, devam et,” diyesi gelir insanın. Son bakışlar insanı yaralar. Ama Nuh inceden işleyen sızının firar kararını gölgelemesine müsaade etmez ve önüne çıkacak ilk köye değin yürümeye devam eder. Evden çıkarken yanına bilerek para almamıştır. Ailesi tarafından hırsız olarak anılmak istemiyordur. Yaşayacağı şeylere, özellikle aç kalmaya hazırlamıştır kendisini. Ağaçlardan elmalar kopararak beslenmek de mümkündür ne de olsa!

Niçin evden kaçmıştır Nuh? Kitap boyunca zihnimizi meşgul eden temel sorudur bu. Gaddar bir anne, haşin bir baba ve bir zulüm anlatısı bekleriz ister istemez. Nuh evden kaçtıktan sonra, maceralar yaşadığı iki köyü geride bırakır. Bu köylerde başına türlü işler gelir. Kendisini ilk kez “yabancı” olarak duyumsar. Aidiyet duygusunun ciddiyetini fark eder. Köylülerin yabancı sevmez bakışlarından tedirgin olur. Konaklamak, yerleşmek için müsait yerler olmadıklarına karar verir ve
yeniden yollara düşer. Açlık giderek küçük midesini daha bir kemirmeye başlar. Neyse ki üçüncü köy az ileridedir. Yorgun düşmüş bir bedenle köye girer. Bu köy diğerleri gibi değildir. Daha rahat hisseder kendisini. Görkemli bir ağaç vardır köyün meydanında. Bakışlarını ondan alamaz. Az sonra Sosis Köpek ve Aç Eşek adlı hayvanlar Nuh’a yaklaşıp onunla konuşmaya başlar. Ağacın ardında esrarengiz ve tam bu nedenle de davetkâr bir dükkân vardır. Dostlarıyla vedalaşarak
derhal dükkâna girer. Envai çeşit kuklanın yer aldığı büyülü bir oyuncakçı dükkânıdır burası. İçerde yaşlı bir adamla karşılaşır Nuh ve kısa sürede arkadaş olurlar. Sohbet biraz ilerledikten sonra yaşlı adam vaziyeti idrak eder: Nuh bir müşteri değildir, evden kaçmıştır. Doğal olarak, yaşlı adam Nuh’un niçin evden kaçtığını merak eder. Acaba suç işlemiş ve kömürlüğe mi kapatılmıştır; okulda sevilmeyen başarısız bir öğrenci midir; ailesi ve toplum tarafından itilip kakılmış bir çocuk mudur? Yaşlı adamın şahsında bu gibi soruların yanıtlarını aramaya koyuluruz. Gelgelelim bu arayışımızda hayal kırıklığına uğrarız.

Nuh Arpasuyu, yaşlı adamın soruları karşısında daha fazla dayanamaz ve yanıt verir: “Dünyayı dolaşıp büyük maceralar yaşamak için evden kaçtım.” Tüm eylem işte bu istekte saklıdır. Nuh’un annesi ona karşı asla kötü davranmamıştır, babası da öyle. Bu gerçek, anlam kalıplarımızı çatlatır. Sahi, evden kaçmak için illa da ebeveynlerin kötü/cezalandırıcı kişiler olması mı gerekir? Özgürlük adına insanoğlu sevgiden, bağlılıktan, şefkat ve iyilikten de kaçma kararı alamaz mı? Nuh aslında tam da bunu yapmıştır eylemiyle. Dünyayı dolaşmak, sokaklarda nefes alıp büyümek, herhangi bir yere ve kişiye ait olmamak, kısacası deneyime sahip olmak…

EVE DÖNÜŞ MÜMKÜN MÜ?
Eve dönüş mümkün müdür? Herkes için olduğu gibi, Nuh özelinde de geçerlidir bu soru. Nuh dükkânda geçirdiği tek günlük firar eylemi esnasında yaşadıklarıyla dünyanın deneyimini yaşadığı hissine kapılır. Toplumun ve aklın sesi olan yaşlı adamın telkinleriyle eve dönme kararı alır. Ne var ki, bu isteğin neden sonra Nuh’un annesinin ölüm döşeğinde olmasıyla da ilişkili olduğunu öğreniriz. Nuh, hem dünyaya açılmak hem de annesinin ölümünün vereceği acıyı yaşamamak için kaçmıştır evden. Burada durum biraz daha çetrefilleşir. Özgürlük isteği ile yaşamın gerçeklerini kabullenme zorunluluğu arasına ince ve gergin bir çizgi çekilirken, okura yeni bir düşünme mecrası da açılır.

Yaşlı adamla Nuh arasında geçen ve geçmişten şimdiye, oradan da geleceğe uzanan bu yoğun macera ile Nuh annesini son kez görmesi gerektiğine ikna olduğunda, suçluluk ve pişmanlık hisseder: “Yaptığım şey üzerinde gerçekten düşünmemiştim, ne yaptığımı bilmiyordum, o yüzden kaçtım,” der. Yaptığının bencilce bir davranış olduğunu, belki de kaçmasıyla ilgili olarak kendisine söylediği gerekçelerin o kadar da saf ve yalın olmadığını fark eder. Büyümenin ilk adımı atılmıştır: Bir gerçeğin farklı farklı yönleri, farklı farklı boyutları olduğunu öğrenmek…

Nuh Arpasuyu Evden Kaçıyor
John Boyne
Resimleyen: Oliver Jeffers
Çeviren: Zarife Biliz
Tudem Yayınları / 208 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz