İyi Kitap

Birileri seni sevdiği sürece ölmezsin…

Birileri seni sevdiği sürece ölmezsin…

Aslı ULUŞAHİN

İnsanları yitirebiliriz ama bıraktıklarına sahip çıkarsak hiçbir şey kaybolmaz hayatta. Çağdaş İtalyan edebiyatının, Hans Christien Andersen Ödülü dâhil pek çok ödül almış usta kalemi Angale Nanetti’den ölümle ve yas gerçeğiyle baş etmeye dair sıcacık bir hikâye: Dedem Bir Kiraz Ağacı.

Çocuklara ölümü anlatmanın zorluğundan söz ederler. Ne yapsak, nasıl söylesek? Bundan daha zor olan konuysa çoğunlukla atlanır. Ona ölümü anlattınız, yasla baş etmesini nasıl sağlayacaksınız? Dediniz ki; o artık gökyüzünde bir melek. Oradan bizi izleyecek, yine hep seninle olacak. Bu soyut ifadeler, yas tutarken bir çocuğa yardımcı olur mu dersiniz? Hiç sanmam. Oysa gidenin yerine, somut, elle tutulur bir şey koyabilirseniz belki acısı hafifler, özleme dayanması kolaylaşır. Kaybettiğinin varlığını gökyüzünde aramaz, yanıbaşında bulur. Peki, bu “somut” şey ne olabilir?

Sorunun yanıtı Angela Nanetti’nin Dedem Bir Kiraz Ağacı kitabında ve Tonino’nun hikâyesinde saklı. Tonino, köyde yaşayan anneanne ve dedesine çok düşkün. Çünkü onlar her zaman neşeli ve sevgi dolular, üstelik bunu göstermekten sakınmıyorlar. Anneannesinin en büyük uğraşı tavuklar ile kazlar. Özellikle, Alfonsina adını verdiği kazını çok seviyor. Onunla konuşuyor, yavrularını koynunda uyutuyor. Dedesinin biriciği ise Felice adındaki kiraz ağacı. Ona öylesine düşkün ki ayaz vurduğunda tomurcukları dökülmesin diye altına ateş yakıp başında bekliyor.

Önce anneannesi ölüyor Tonino’nun. Bu onun ölümle ilk tanışması ve çevresindekilerin, “Uzun bir yolculuğa çıktı, artık gökyüzünde!” gibi açıklamaları elbette onu sakinleştirmeye yetmiyor. Neyse ki dedesi henüz yanıbaşında. “Anneanneni artık göremeyiz, ama o aslında hiçbir yere gitmedi, biliyor musun?” diyor Tonino’ya. “Yerine Alfonsina’yı bıraktığını söyledi ve onun yokluğunu hissetmememiz için Alfonsina’ya çok iyi bakmamızı istedi.”

Sonrasında, Tonino’nun dedesi Alfonsina’yı yanından hiç ayırmıyor, eşi hayattaymış gibi onunla konuşuyor. Böylece Tonino asla unutmayacağı bir yaşam dersi alıyor: İnsanları yitirebiliriz ama bıraktıklarına sahip çıkarsak, anısına kıymet verirsek, o kişi –bir yerde unuttuğumuz şemsiye, yerinde bulamadığımız bir saat gibi– kaybolmaz yaşamımızdan. Onun emek ve sevgi verdiklerine emek ve sevgi vermeyi sürdürdükçe, o kişi ölmez aslında, yine bizimle olur. Dersini şu cümleyle
taçlandırıyor dedesi: “Birileri seni sevdiği sürece ölünmez.”

Tonino’nun kısa bir süre sonra bu derse ihtiyacı olacak. Çünkü anneannesinin ardından dedesini de kaybedecek. Ama bu kez ağlayıp sızlanmıyor. İşte Felice hemen yanında. Dedesi ona anlattı; ağaçlar da insanlar gibi nefes alırlar. Eğer Felice’i yaşatırsa, dedesi de ağaçla birlikte nefes almaya devam edebilir.

Bu yüzden, belediye ekipleri gelip yol açmak için tarlaya girdiklerinde ve Felice’i kesmeye çalıştıklarında ilk karşı çıkan Tonino oluyor. En yüksek dalına tırmanıyor kiraz ağacının ve saatlerce inmemekte direniyor. Ta ki başkan gelip ağacı kesmeyeceklerine dair bir kâğıt imzalayıncaya kadar.

Felice’in otoyol yapımı için kesilmeye çalışılması, kitabın bir başka meselesine de işaret ediyor. Kitabın yazarı Angela Nanetti, hikâyesini anlatırken bir yandan da köy ile şehir yaşamını kıyaslıyor ve tüm olumlu özellikleri köylülere atfediyor. İlgisizlik, bencillik, duyarsızlık ise “hepsi birbirine benzeyen” şehirlilerin özellikleri. Köydekiler Tonino’nun anneanne ve dedesi gibi. Bu noktada Felice köyü, otoyol ise şehir yaşamını simgeliyor ve ağacın kesilmekten kurtulmasıyla, finalde kazanan köy oluyor. Belli ki yazar, şehir yaşamının –ya da siz isterseniz buna medeniyet deyin– hayatımızdan neleri çaldığını gösterme peşinde. Okuru da doğaya, insanlara, yaşama daha ilgiyle, sevgiyle bakmaya çağırıyor. Dedesinin Tonino’ya ağaca çıkmayı öğretirken söyledikleri bu çağrının güzel bir ifadesi: “Bir kuş ya da kedi olduğunu düşünmelisin; ağacın senin arkadaşın, hatta evin olduğunu düşünmelisin. Rahat olmalısın, kendini rahat hissetmelisin. Ayakkabılarını çıkar. Şimdi de korkmadan hareket et, Felice seni tutar.”

Dedem Bir Kiraz Ağacı okurun içini ısıtan bir hikâye anlatıyor. Üstelik bunu bir çocuğun sesini satırlarda duyurarak; hüzünlerini, sevincini, zengin anlam dünyasıyla birlikte yansıtarak yapıyor. Kitabı bitirdiğimde, keşke bu kitabı çok önce, henüz sevdiğim kimsenin ölmünü görmemişken okusaydım diye düşündüm. O zaman benim de eski bir otomobilden dayım olabilirdi.Yine de biliyorum ki geç kalmış sayılmam. Çünkü ölüm her an başka bir sevdiğimizi yakalayabilir ve yas her yaşta aynı şiddette hissedilir.

Dedem Bir Kiraz Ağacı
Angela Nanetti
Resimleyen: Anna-Elena Balbusso
Çeviren: Müren Beykan
Günışığı Kitaplığı / 160 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz