İyi Kitap

Geçipgidenler’den kalanlar…

Geçipgidenler’den kalanlar…

Müge İPLİKÇİ

Bu ay alışıldık edebiyat mecralarının biraz dışından gelen bir kitap tanıtacağız size. Hollandalı yazar Marjolijn Hof, bol ödüllü kitabı Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti’de bir çocuğun savaşın gerçekleriyle baş etme biçimini samimi bir dille, hiç büyüklenmeden anlatıyor.

Ne yalan söyleyeyim, Hollandalı yazar Marjolijn Hof ’u ilk kez okudum ve kendisiyle yeni tanıştığım için hayıflandım. 1999 yılından itibaren, her yaşta çocuğa yönelik kitaplar yazmaya karar veren yazar, Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti’nin ardından dört büyük ulusal ödül kazanmış. 2009 yılında Fransa Gironde Genç Okurlar Ödülü’nü ve Almanya Gençlik Yazını Enstitüsü’nün Ayın Kitabı Ödülü’nü alarak kendini kısa sürede uluslararası arenada da kanıtlamayı başarmış. 2006 yılında basılan Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti başta İngilizce, Almanca, Fransızca ve Portekizce olmak üzere pek çok dile çevrilmiş. Nisan ayı içinde Hayy Kitap tarafından Türkçeye de kazandırıldı. Hof ’un bu ilginç eseri, kaygılı bekleyişlerin yarattığı sıkıntı, gidene duyulan özlem, savaşın çocuk zihninde yarattığı izler şeklindeki tematik başlıklarla raflarda ve bizlerle buluşmayı bekliyor.

Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti savaşı ve savaşın en temel gerçeklerinden biri olan ölümü, ölümle yaşam arasındaki ince sınırı pek güzel betimlemiş. Kahramanımız küçük Kiek’in babası, uluslararası bir yardım örgütünü temsilen savaş bölgelerine gidip çalışan idealist bir doktordur. Kitabın ana eşiği, babanın bu savaşlardan birine gitmesiyle geçilir. Artık geride Kiek, annesi, Kiek’in hayli kıskandığı köpekleri Mona, iyi kalpli ve oldukça patavatsız arkadaşı Margje, babaannesi, faresi Cik ve neredeyse hepsinin beklemekten yorulduğu monoton günler kalacaktır. Kiek’in babasını beklerken yaşam ve ölümle kurduğu bir denklem vardır ve devreye şaşırtıcı biçimde “olasılıklar” girer. Bir çocuğun gözünden bu hesabın yapılması ilginç sonuçlar doğuracaktır. Hem köpeği hem faresi ölen bir çocuğun aynı zamanda babasının da ölemeyeceği yolunda giriştiği olasılık hesaplarıdır bunlar. O halde hem köpek hem fare öldürülmelidir ki baba yaşasın!

İçinizi ferahlatmak açısından, Kiek’in ne köpek ne de fare öldüren bir çocuk olmadığını söyleyelim ve burada duralım! Ancak olasılıkların burada bitmediğini de fısıldayalım. Hof ’un kitaba adını veren “geçtigitti” formülü ile Kiek’in sevdikleriyle birlikte hayata devam edebilmesi için başka bir “olasılık” kapısını daha araladığını düşünüyorum.

Olasılık denklemlerinin ilginçliği bir yana, Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti’yi okuduktan sonra, çocuk gözünden anlatılan öykünün arka planında verilen savaşın dolaylı sonuçları karşısında da etkilendim. Hof bu yalın gerçeği o kadar ustalıkla ve mesafeleri kaldırarak vermiş ki bunun bir yetişkinin elinden değil bir çocuğun elinden çıkmış olduğuna inanasınız geliyor. Kanımca kitabın en büyük başarısı da burada.

BABAM BİR KAHRAMAN MI?
Konu bu denli ağırken, okuduktan sonra sizde kalanın yaşama sevinci, dahası, yaşama kaldığı yerden devam edebilme inancı olduğunu görmek hayli şaşırtıcı bir okuma serüveni. Kaygının içinde kalakalmış bir çocuğun yaşadıklarını abartmadan, romantikleştirmeden, alabildiğine gerçek ve doğal bir biçimde aktarmak hiç kolay değildir; hele konu, savaş gibi her tarafa çekilebilecek ve farklı biçimlere sokulabilecek bir konuysa! Öğüt yok, kibir yok, bilmişlik yok. Yaşam gibi bir şey var karşınızda. Oğluna kızan, içerleyen bir babaanne, kocasını anlamaya çalışan bir eş, her şeyi daha net anlamaya çalışan bir kız evlat. Öte yanda, yaşamını savaşın yarattığı izleri silmeye adayan bir baba. Ama hepsi de yaşamın içindeler ve hepimiz gibiler. Yaşamı deneyen, bazen yanlış yapan, bazen doğruyu bulan, bazen başkalarını düşünen, bazen de kendini düşünen… Tıpkı Kiek’in “Babam bir kahraman mı?” diye sorduğunda, annesinin küçük kızına “İyi ki değil,” diye mırıldanıp arkasından söylediği şu sözler gibi: “Kiek, şunu aklından çıkarma. Hiçbir şey göründüğü kadar basit değildir. İnsan salt iyi ya da salt kötü olamaz. Kimse sadece başkalarını düşünerek yaşayamaz. Kendini de düşünmek zorundadır. Bu, baban için de geçerli.”

Sırası gelmişken, kitapta babanın idealizmini sevdiğimi, annenin gerçekçiliğine ise hayran kaldığımı söylemeliyim. Ya Kiek? “Geçtigitti”yi bana öğrettiği için ona özellikle minnettarım. Bir de şunu hatırlattığı için: Biz büyüklerin çocuklardan öğreneceği çok şey var…

Geçtigitti Geçtigitti Geçtigitti
Marjolijn Hof
Çeviren: Burak Sengir
Hayy Kitap / 118 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz