İyi Kitap

İnsanın evrimle imtihanı

İnsanın evrimle imtihanı

Yankı ENKİ

Ünlü evrim biyologu Robin Dunbar, daha önce yayımlanan popüler bilim makalelerini derleyerek, evrim kuramını gençler için anlaşılır ve eğlenceli kılan bir kitap hazırlamış. Şu Hayatta Kaç Arkadaş Lazım, hepimizin merakını çekebilecek sorulara evrim penceresinden ilginç yanıtlar veriyor.

Facebook, kullanıcılarının artmasıyla beraber sinema, kitap ve müzik gibi popüler kültür araçlarıyla kültür tarihine damgasını vurmayı başardı. Daha önce kaç arkadaşımız olduğunu, belki onları bir yemeğe ya da törene davet edeceğimiz zaman sayardık. Facebook sonrasında ise sosyal ilişkilere niceliksel bir tutumla yaklaşmak söz konusu oldu. Acaba, sosyal olduğu için yaşamını sürdürebilen ve evriminin temelinde toplumsallık olan insan, nicelik ile niteliği birbirine mi karıştırmaya başladı?

Ünlü evrim biyoloğu Robin Dunbar, sosyal bir geçmişe sahip insanın evrimini incelediğinde, insanlar arası bağların türümüzün devamı için ne kadar önemli olduğunu görmüş. Tabii ki bunun kaçınılmaz bir sınırı olduğunu da fark etmiş. Bu yüzden artık “Dunbar sayısı” denilen bir kavramımız bile var. Dunbar’a göre, bir kişinin belirli bir yakınlık düzeyinde tutabileceği insan sayısı 150’yi geçmiyor. Daha doğrusu, evrime hizmet eden varlıklar olduğumuz kabulünden yola çıktığı için, yazara göre, sosyal medya ortamlarındaki rakamlar gerçeği ifade etmiyor. Dunbar’a göre evrimsel yönümüz bizi aslında sınırlıyor ve yüzeysel ilişkilerden çok, nispeten az sayıda, samimi ve hakiki arkadaşlıklarla, en ideal yakınlık bağlarını kurmaya yatkın olduğumuzu iddia ediyor. Türümüzün devamı için arkadaşlarımızı, sevdiklerimizi yaşam boyunca seçiyor ve o sıcaklık kaybolduğunda yerlerine yenilerini getiriyoruz. İşte bu 150 kişilik çemberin insana atalarından kalmış bir durum olması gibi, sanal arkadaşlıkların evrim üzerinde yıkıcı bir etkisi olup olmayacağını tartışmak da bu kitabın okurlarına kalmış.

Dunbar’ın Şu Hayatta Kaç Arkadaş Lazım adlı kitabı, evrim fikrinin tamamen arkasında duran yazarın daha önce yayımlanan popüler bilim makalelerine dayanıyor. Dunbar her bölümde ilginç bir konuya eğiliyor ve bilimsel bir özet verdikten sonra, konunun evrimle olan bağına değiniyor. Evrimin bilmediğimiz yanlarını, genellikle ilginç deneylerden hareketle, gündelik yaşamdan örneklerle, sade ve eğlendirici bir üslup ile aktaran yazar, sözü her fırsatta dönüp dolaştırıp evrim düşüncesine getiriyor.

Erkeklerin yalan söylediğini kadınların nasıl olup da fark edebildiğini, hamile kadınların mide bulantılarının aslında doğmayı bekleyen bebeğin annesini ve kendisini koruma çabalarından biri olduğunu, Cengiz Han’ın soyundan gelme ihtimalimizi, dedikodunun insanın sosyal gelişimindeki önemini ve eğer bilim insanı değilsek evrim ile bağdaştırmakta zorlanacağımız başka pek çok ilginç konuyu bizimle paylaşıyor.

Evrim teorisi 1859’dan, yani Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayımlamasından beri tartışılıyor. Bu tartışmanın ön plana çıkan iki nedeni var. Birincisi, evrim düşüncesinin popülerleştikçe tam olarak ne olduğunun anlaşılmasının zorlaşması. Bu kuramın insanın maymundan geldiği klişesine indirgenmesi, evrimin bilimselliğinin fark edilmemesine yol açıyor. İkincisi ise evrimin özellikle tek tanrılı dinlerin otoriteleri tarafından kutsal kitaplara ve tanrı inancına bir başkaldırı
olarak algılanması. Dunbar, bu iki sorunu da ortadan kaldırmaya çalışıyor yazdıklarıyla. Özellikle deneylerden yola çıkarak ve bilimsel terminolojiye sınırlı oranda sığınarak, hem evrimi anlaşılır kılıyor hem de evrimin maymundan gelmenin ötesinde bir anlamı olduğunu göstermiş oluyor.

Bilimselliği kadar eğlenceli yanı da ağır basan kitabın asıl vurgu yaptığı nokta ise geleceğe dair. Geçmişte beraber yaşamanın faydaları sayesinde neslini kurtarmış olan insan, gelecek söz konusu olduğunda ortak menfaatlerinin peşinden gitmeye devam edebilecek mi? Eğer evrim teorisini doğru buluyorsanız, evet. Özetlemek istersek, Dunbar bize evrimin ürünü olduğumuzu, bizim de evrimin işleyişinin devam etmesine yönelik motivasyonlarla yaşamaya devam ettiğimizi
söylüyor.

İngiliz yazar, “Ortak bir tarihimiz var,” diye başlıyor kitabına. Herhalde bir evrim biyoloğundan da bu beklenirdi. Ancak önemli olan geçmiş midir, gelecek mi? Evrim, tarihe bakılarak, fosiller ve DNA’lar incelenerek fikir sahibi olunabilecek bir teori olmasına rağmen, aslında ileriye dönük, insanın ve diğer canlıların gelecekte çizeceği yola ilişkin bir düşünceler bütünü aynı zamanda.

Dunbar’ın dediklerine bakılırsa, insanın evrimle imtihanı aslında evrimin ta kendisine hizmet ediyor. Sadece maymun ya da başka bir memeliyle paylaşılan ortak bir DNA veya ilginç bir deniz canlısının cinsel yaşamı değil, “Şu hayatta kaç arkadaş lazım?” gibi bir sorunun yanıtı bile, evrimin kapısını çalmamız için yeterliymiş meğer.

Şu Hayatta Kaç Arkadaş Lazım?
Robin Dunbar
Çeviren: Duygu Akın
NTV Yayınları
304 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Kültürel İncelemeler yüksek lisans programında Gotik edebiyat üzerine hazırladığı teziyle master derecesini aldı. Gotik ve fantastik edebiyat hakkındaki yazıları Virgül, Özgür Edebiyat, Patika, Parşömen, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayımlandı. Çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. İyi Kitap, Sabitfikir, Remzi Kitap Gazetesi ve 221B gibi dergilerde yazarlık yapmaya devam ediyor.

Yorum yaz