İyi Kitap

Kurt adamlı bir aşk hikâyesi

Kurt adamlı bir aşk hikâyesi

Rengin ARSLAN

Kurt adam ve vampir hikâyelerine mesafeli duranlardansanız, Ürperti’yi bir kenara itmeden önce 10 sayfasını okuyun. Bir kurt-insanla bir insan-kurdun imkânsızlığın kıyısında dolaşan aşk öyküsü, farklı pek çok alt okumaya da müsait çünkü.

Nedendir bilmiyorum ama kurtlarla, vampirlerle aram pek iyi değildir. Ama bir yanlış anlama olmasın, bu kitapları elime hiç almadım. Okumuş da sevmemiş değilim. Dünyada vampir “edebiyatı”nda bir patlama olduğu zaman da, neler olup bittiğini anlamak için çıkan yazılara göz atmış, ama yine de, örneğin bir Alacakaranlık serisini takip etme hevesi bulamamıştım kendimde.

Ancak bir yazar bu fantastik dünyayla bağ kurmamı sağladı: Maggie Stiefvater. Diyelim ki bir şans eseri, kitap henüz Amerika’da ve başka yerlerde yayımlanmadan İngilizcesini okudum önce. Tam bir önyargı diyemesem de belirli bir mesafeyle okuduğum bu kitabı elimden bırakamadığımı hatırlıyorum. Şimdi de kitabı Zarife Biliz’in Türkçesiyle okuma fırsatı geçti elimize. Her ne kadar daha önce okumuş olsam da, yazarın olduğu kadar çevirmenin de okuru sürükleyen dili sayesinde kitabı bir kere daha okudum.

AİLE-ERGEN ÇATIŞMASI
Dil konusuna yeniden döneceğim, ama ilk önce hikâyeden bahsetmek yerinde olur sanırım. Grace, lisenin son sınıfında okuyan, ormanın hemen kıyısındaki bir evde yaşayan ve çok küçükken kurtlar tarafından kaçırılmış bir kız. Kurtlar onu kaçırdıklarında karınlarını doyurmak niyetindeler aslında. Fakat sarı gözlü bir kurt hayatını kurtarıyor. Bu sarı kurt bundan sonra onun kurdu oluyor.

Kaçırılmasının ardından, bahçedeki lastik salıncağından otururken sarı gözlü kurdunu arıyor gözleri hep yıllarca. Ve bir gün, hiç beklemediği bir biçimde, o sarı gözlerle tekrar karşılaşıyor.

Çok nüfuzlu bir ailenin şımarık oğlunun kurtlar tarafından kaçırılmasının ardından ava çıkan babalar, sarı gözlü kurdu da vuruyorlar. Ama bu bir değişimi beraberinde getiriyor. Grace sarı gözlü o varlığı verandada buluyor o akşam. “Varlık” diyorum, çünkü bir kurt adam olan Sam, kurşunla yaralanmasının ardından anlaşılmaz bir şekilde insana dönüşüyor.

Hikâyenin bundan sonrası hem sürprizlerle dolu hem de kurt adamlarla ilgili pek çok “gizli bilgi”yle. Örneğin, başka kurtlar tarafından ısırılan bir insanın kurda dönüşme süreci, kurtların hava ısınınca insan, soğuyunca kurt olmaları ve birbirine görüntüler göndererek iletişim kurması gibi pek çok ilginç ayrıntı inandırıcı
bir tarzda yedirilmiş kurguya. Bu noktada Sam’in, yani sarı gözlü kurt adamın (çocuğun) hikâyesinde, ailesine ait çarpıcı anıları da anlatıyor yazar. Sam’in geçirdiği dönüşüm sonucunda ailesinin bu durumu kabullenememesi, onu “normale çevirmek” için başvurdukları yollar ve sevgi, destek yuvası olması gereken ailenin aldığı biçim… Kurt adamların ötekileşme öyküsü aynı zamanda ergen-aile, ergen- toplum çatışmasına dair bir altmetin okumasına da imkân tanıyor.

Kitaba sürükleyicilik ve farklı bir boyut katan unsurlardan biri de, onca gizemin, belirsizliğin ve imkânsızlığın arasında Sam ile Grace’in yaşadığı müthiş aşk! Birbirlerini tanımadan, ama hep karşıdan izleyerek gelişen, yaşanmaktan ziyade daha çok “duyulan”, “hissedilen” bir aşk bu. Grace kaçırıldığı günden bu yana her pencereden bakışında, her verandaya çıkışında kurdunu arar. Nedendir bilmez, ama bir hayli yalnız olan yaşamında kendisine en yakın hissettiği varlıktır o. Sam de kurtken hep Grace’i izler. İzlemesinin bir nedeni, Grace’in ona geçmişte kalan, artık dönüşü imkânsız bir hayata dair anımsattıkları; diğer nedeni de, kurtlar tarafından ısırıldıktan sonra onun da diğerleri gibi kurda dönüşmesini beklemesidir.

ŞİİRSEL BİR DİL
Başta da üzerinde durduğum gibi, yazarın dili bu tür içindeki kitaplarda genelde rastlayabileceğimiz dilden oldukça farklı. Özenli olmasının yanı sıra fantastik bir kurgudan beklenmeyecek kader şiirsel ve yalın bir dil bu. Bir aşk hikâyesini öyle bir şiirsellikle ama gene de yalın bir biçimde anlatmak, üstelik bunu kurt adamlar gibi geleneksel sayılabilecek bir konuyu işleyen fantastik bir kurgu içinde yapmak, gerçekten iyi yazarlara mahsus bir özellik olsa gerek.

Maggie Stiefvater, hem kitabın kolay ilerleyen akıcı kurgusuyla hem diliyle, hem de ana ve yan karakterleriyle, gerçek hayattan hikâyeleri fantastik bir romanın olağanüstü olaylarıyla birleştirmiş. Sanırım İngilizcede yayımlandıktan kısa bir süre pek çok internet sitesinde hakkında sayısız olumlu yorumun yapılmasının nedeni de bu.

Kurt adam ve vampir hikâyelerine benim gibi mesafeli duranlardansanız, bu romanı bir kenara itmeden önce on sayfasını okuyun derim.

Ürperti
Maggie Stiefvater
Çeviren: Zarife Biliz
Turkuvaz Kitap / 406 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz