İyi Kitap

Bir kitap, dört mektup…

Bir kitap, dört mektup…

Şiirsel TAŞ

Norveçli yazar Jo Nesbø’nun Doktor Proktor’un Osuruk Tozu adlı kitabı, ismiyle sizi ürkütmesin. Aynen adı gibi gayet komik bir kitap var karşınızda. Hem de yazarımız Şiirsel Taş’ın dediğine göre, aynı anda üç kuşağı birden güldürebilecek komiklikte.

Sayın Doktor Proktor,
Kitap kahramanlarına mektup yazmak pek âdetim değildir. Fakat Çörek ve Lise’yle olan maceranızı okuyunca, iki satır da olsa yazmadan duramayacağımı hissettim. Bu hissi anlıyor olmalısınız, zira siz de icat etmeden duramayan bir mucitsiniz. Ama şu son buluşunuz olan “osuruk tozu” var ya; işte o buluşunuzun sadece, Norveç’in ulusal bayramı olan 17 mayıstaki kutlamalarda ülkenin onurunu kurtarmakla kalmayıp, çocuk edebiyatının en keyifli kitaplarından birine de esin kaynağı olduğunu bilmenizi istedim. Demem o ki sadece Çörek ve Lise gibi cin fikirli iki çocuğun yaşamına renk katmakla kalmadınız, pek çok çocuğun gülümseyerek okuyacağı bir maceranın kahramanı oldunuz. Bunun ne denli önemli olduğunu, ancak benim gibi, çocuğundan, “Sorarım sana anne, bugün beni güldürecek ne yaptın?” sorusunu duymuş olan, güldürme özürlü yetişkinler bilir.

Son olarak, umarım osuruk tozunuz yalnızca Norveçli çocukların değil, bütün çocukların eğlencesi haline gelir. Yeri gelmişken, sipariş kabul ediyor musunuz?

“Osortan Astronot Tozu”nun da NASA tarafından en iyi şekilde değerlendirileceğini umuyorum. Yeni buluşlarınız olursa bizi de haberdar eder misiniz? Bayan Juliette Margarin’e de selam ve sevgilerimi iletin lütfen. En derin saygılarımla…

Canım Çörek, Böyle başlamayı uygun gördüm, çünkü çocuk edebiyatının en sevdiğim ve en gıpta ettiğim kahramanları arasına yerleşiverdin bile. Söylemeden geçemeyeceğim, bazı hâllerinle bana Pippi Uzunçorap’ı anımsatıyorsun. Ama Pippi’nin bir atı havaya kaldırabilen kol kuvveti senin çene kaslarında. Hazırcevap, laf ebesi, sınıfın soytarısı, Bayan Strobe’nin baş belası Sevgili Çörek, yaptıklarınla ve söylediklerinle pek çok çocuğun gözünde kahraman olacağına eminim. Beni
de çok güldürdün, bilesin. Ama Doktor Proktor ve Lise ile yaşadıklarını okurken, koptuğum bölüm neresiydi biliyor musun? Hani öğretmeniniz Bayan Strobe, seni Lise ile sınıfta gevezelik ederken yakaladığında paçayı sıyırmak için söylediklerin vardı ya: “Sizin ve Lise gibi kadınların nasıl olup da biz erkeklerden daha zeki olabildiğini konuşuyorduk. Bana göre dünyanın yönetimini siz almalısınız. Çocuk yapmak için tohumlarını alıp dondurduktan sonra erkekleri ortadan kaldırmalı, erkek çocukları da daha doğar doğmaz yok etmelisiniz. Bu yalnızca bir düşünce işte. Ayrıca ben erkek olduğum için büyük olasılıkla aptalca bir düşünce. Sözün kısası, dikkatinize teşekkür ederken, bütün bunları unutmayı öneriyorum, Bayan Strobe. Lütfen buyurun, kaldığınız yerden devam edin.”

Akershus Kalesi’nin en korkunç cezaevi hücresi olan “Ölüm Deliği”nin bile pes ettiremediği, polise, “Kanun namına durun!” diye seslenen, okuldaki zorba ikizlere aklıyla meydan okuyan, okul orkestrasının şefini dizleri üstünde yalvartan, Doktor Proktor’un sağ kolu, kırmızı saçlı, trompetçi tatlı çocuk… İyi ki varsın! Çilli yanaklarından öperim…

Sevgili Ana Konda,
Çocukluğundan beri yaşadığın travmatik süreç yüreğimi dağladı. Hâl böyle olunca, kitabın en ürkütücü karakteri olmana rağmen, okurun sana karşı sempati duymaması zor. Özellikle son hamlenle pek çok okurun takdirini kazanacağından eminim. Ağzına sağlık ve tabii afiyet olsun!

Dilerim, tez zamanda Oslo’nun kanalizasyonundan kurtulup, rüyanda gördüğün gibi piranalar, timsahlar, zehirli yılanlar ve diğer sevgili arkadaşlarınla yüzebileceğin Amazon Nehri sularına kavuşmanın bir yolunu bulursun.

Seni olabildiğince uzaktan hasretle kucaklarım…

Sayın Jo Nesbø,
Doktor Proktor’un Osuruk Tozu adlı kitabınızı okudum. Okuduğum ilk kitabınızdı. Zaten öğrendiğim kadarıyla, daha çok cinayet romanları ve kısa öyküler yazıyormuşsunuz. Cinayet romanları ilgi alanıma pek girmiyor, ama çocuk kitaplarına gelince iş değişir. Ayrıca Norveççe bilmediğimden, kitaplarınızı okumak için Türkçeye çevrilmesini beklemem gerek. Aç parantez, kitabınızın çevirmeni Sayın Ali Arda’ya da bu vesileyle teşekkür etmek isterim; sayesinde bu okunası
kitabı okuma imkânı buldum, kapa parantez.

Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem, ama yaşadığım ülkede, sırf adına bakarak kitabınızı okumak isteyecek pek çok çocuk olduğu gibi, yine sırf adına bakarak kitabınızın çocuklar tarafından okunmasını sakıncalı değilse bile gereksiz bulacak pek çok ana baba ve öğretmen olduğunu tahmin ediyorum. Şunu bilmenizi isterim: Keyifle okuduğum kitabınız şimdi kızımın eline geçti, ondan sonra da okuması için anneannesine vereceğiz. Yakında onlardan da mektup alırsanız şaşırmayın. Kitabının aynı dönemde üç kuşak tarafından okunması her yazara kolay kolay nasip olmaz.

İkinci çocuk kitabınızı hevesle bekleyen bir okur…

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Çocukluğunun en güzel günleri bir tavuk çiftliğinde ve İstanbul’un göbeğinde o dönemde istila edilmemiş kırlarda geçti. Tıp eğitimi aldı, hekim oldu, sonra çocuk kitaplarına merak sardı. Kurda kuşa, börtü böceğe düşkün ve en çok da onlarla ilgili okuyup yazmayı seviyor. Düşkurdu Bir Düş Kurdu, Börtü Böcek Güncesi, Zincir, Kar Benek Kara Benek ve Kim Korkar Mavi Kurttan adlı kitapları yazdı. Yazdığından çok daha fazla kitap çevirdi. Çevirdiğinden çok daha fazla kitap için eleştiri yazıları yazdı. Sürekli genişleyen kedi kadrosu, ara sıra bahçeye misafir olan yavru/yaralı martılar ve bir ergen gürgenle birlikte yaşıyor. Biyoloji, sağlık, kent doğası ve çocuklar üzerine kafa yoruyor. Ya evde çalışıyor ya ormanda dolaşıyor.

Yorum yaz