İyi Kitap

Sizin türünüz nedir acaba?

Sizin türünüz nedir acaba?

Simla SUNAY

Tanışma sırasında kişilerin ilk nereli olduğunun sorulduğu bir ülkede, farklılıklara saygı temalı çocuk kitapları ne kadar yazılsa azdır. Ceren Kurt’un Sakız Ağacı ve Kırmızı Denizyıldızı adlı iki kitabı güncelliğini hiç yitirmeyen bu meseleyi işliyor.

Hayvanların türleri vardır. Ya da insanlar öyle tanımlar, ayrımlar onları. Peki, insanlar arasında tür var mıdır? Kendilerini siyah, beyaz ve sarı derili olarak ayırmaları bir yana, insanlar içinde bir türden söz edebilir miyiz? Nasıl böyle kolayca ayırıyoruz birbirimizi? Neden tek bir tür olduğumuzu kabul etmiyor da sürekli çatışıyoruz? Ya da 6 milyar farklı tür olduğumuzu kabul etmeyip birbirimize benzemeye çalışıyoruz. Din, ülke, renk ya da zenginlik, fakirlik vasıtasıyla birleşmek istiyoruz.

Şu bir gerçek ki ayrımcılık büyüklere özgü bir davranış. Çocukken ailemiz bizi nereye götürürse götürsün, orada arkadaş edinip kırk yıllık dostlar gibi oynadığımıza ve çocukluk arkadaşlarımız biz büyüdükçe her nasılsa yok olduğuna ya da azaldığına göre, büyürken bir yerlerde bir şeyler oluyor… Fakirleri eliyoruz önce. Sonra kendimize göre cahil bulduklarımızı. Ailesi farklı dinden olanları da eliyoruz. Ya da zamanla, başına dert gelenleri bile affetmeden başımızdan savıyoruz. Kentli ve elit bir çevrede buluyoruz kendimizi. Çünkü bize hep, “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim,” diye bir atasözü dayatıldı. (Atasözlerinin çoğunda ayrımcı uyarılar vardır.) Böyle olunca biz de olmak istediğimiz kişilerden arkadaş seçer olduk. Yanlışlık burada başlıyor. Peki, nasıl dönülecek bu yanlıştan? Çocuk kitapları bir işe yarar mı? Şunu itiraf etmeliyim ki hiçbir garantisi yok. Ama önce şu atasözünü ortadan kaldırıp, farklılıklarla zenginleşen insan öykülerini çocukların kulaklarına bir nebze olsun çalarsak belki bir arpa boyu yol alırız.

HEPİMİZ AĞACIZ!
Bu nedenle Ceren Kurt’un tema seçimini önemsiyorum. Sakız Ağacı da meraklı Kırmızı Denizyıldızı da aslında aynı çocuk. Hani, çok iyi tanıdığımız Samed Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ına benzeyen o malum çocuk. Bir an önce büyümek, Dünya’yı (ben hep büyük harfle yazarım şu bizim gezegeni, yazım hatası yoktur) keşfetmek ve yolculuğa çıkmak, dost edinmek isteyen…

Sakız Ağacı’nın durumu zor tabii; onca disiplinli, dik başlı, titiz kavak ağacı yanında tek başına olmak hiç de kolay değil. Kavaklar önce ondan korkuyorlar, kendilerine benzemiyor çünkü. Onu dışlıyorlar, hiç konuşmuyorlar. Sakız Ağacı büyüyor, çok güzel bir ağaç oluyor. Gölgesinde piknik yapıyor insanlar. Sonra yapışkan sakızı sayesinde kavak tohumları uçup uzaklaşmadan, anne babalarına yakın filizleniyor. Kavaklar evlatlarının gurbete gitmeyip de yanı başlarında büyümesine pek seviniyorlar. Sakız Ağacı bir işe yaramış oluyor ya da iyimser bir deyişle, varlığıyla yardımcı oluyor kavaklara. Aslında farklı oluşuyla kavakların
hayatına iyilik katıyor.

Alaz adlı Kırmızı Denizyıldızı ise gökyüzünü merak edip, diplerden denizin yüzeyine çıkıyor. Yolculuk boyunca pek çok farklı canlıyla karşılaşıyor tabii. Mesela, garip bir turuncu yaratık görünce soruyor Alaz: “Sizin türünüz nedir acaba?” “Ben yengecim,” diye bir cevap alıyor. Denizin yüzeyine ulaşıyor Alaz. Aydedeyi fark ediyor önce. Gökteki yıldızları görünce kendini onlardan sanıyor. Burada benzerler arasındaki farklara vurgu yapılıyor. “Yoksa ben denize mi düştüm de böyle
oldum,” diye düşünüyor. “Adımız bile aynı, demek ki haklıyım,” diyor yeni tanıştığı bir denizatına. Denizatı ise gülerek, “Yani ben de denize atılan atlardan mı oluştum,” diye soruyor haliyle. Deniz, kara ve gök canlıları, evet, birbirinden farklı, ama ne kadar da birbirine benzeyerek farklılaşmış, bunu görüyoruz öyküde.

Ceren Kurt’un öykülerinde dil ve anlatım epey başarılı. Su gibi akan, sıcak, samimi bir dili var. Türkçeyi çok iyi kullanıyor. İyi bir çocuk yazarının geldiğini müjdeledi bu kitaplar bana. Ancak yer yer göze batan didaktik söylemlerden uzak durarak daha özgün kurgularla, yepyeni meselelerle, cesurca çıkmalı çocuğun karşısına. Elma Çocuk Yayınevi’ne ise bir sorumuz olsun buradan; bir öykü kitabının arkasında, “Derslerimizi çalışalım” dâhil bir davranış listesi olursa çocuklar bu öykü kitabını okur mu? Ya da şöyle demeli; bu güzel çocuk kitaplarının ders çalışmakla ve beyaz uğurböcekleriyle ilgisi nedir? Öykü kitaplarında çocukları
yazarla ve eserin kendisiyle baş başa bırakmamız gerekmez mi?

Ey okur, sizin türünüz nedir ben biliyorum, adınızı bilmesem de. Bence insansınız ve de Dünyalısınız. Arkadaş olmamız için yeterli değil mi?

Sakız Ağacı
Kırmızı Denizyıldızı
Ceren Kurt
Resimleyen: Ayşe Akıllıoğlu
Elma Çocuk Yayınevi / 40 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz