İyi Kitap

Öğretmenim cebime girdi!

Öğretmenim cebime girdi!

Nazan ÖZCAN

“Eğer birinden çok fazla korkuyorsan… kafanda o kişiyi hep daha küçük düşün, boyu kısalsın,” diyen annesinin nasihatini tutan Felix, pek de haz etmediği matematik öğretmeninin küçülmesine sebep oluyor. Sonra ne mi oluyor? Tabii ki macera başlıyor.

Şöyle bir şarkı vardı, ilkokulda söylediğimiz, hâlâ söylenir mi bilmem? “Öğretmenim, canım, benim canım benim, seni pek çok, pek çok severim…” Falan da filan. Doğrusu ilkokulda şahaneler şahanesi öğretmenimi gerçekten çok sevdiğim için bağıra çağıra söylerdim bu çocuk şarkısını. Ta ki ortaokulda öğretmen olmayan öğretmenlerle karşılaşana kadar. Öğretme konusunda bir gram yetenekleri olmadığını ancak yıllar sonra anlayacaktım, ama o zamanlar da bütün sınıfın toptan çaktırılmasını “garip” bulurdum. 35 kişinin birden “aptal” olmasının imkânı yoktu, ama nedense işler öyle ilerliyordu. Ayrıca o kadar aptal da olamazdık, ne de olsa gerçekten öğretme yeteneği olanların derslerinde çok da başarılıydık. 35’imiz birden yani! O yüzden “pek çok, pek çok nefret ettiğimiz” (düpedüz, abartısız!) öğretmenimiz oldu, çok şükür! Ve tabii ki haklarında çok kötü düşündüğümüz gibi kötülük de yapmak istedik, hatta ayıptır söylemesi ama yaptık da! Neler yaptığımızı söyleyemem, herkes kendi kötülüğünü bulsun bir zahmet!

SÜRÜKLEYİCİ, UÇUK, ELEŞTİREL
Bakın mesela Felix’e! O kendi kendine buluyor nefret ettiği matematik öğretmenine ne yapacağını! Buluyor da çok mu iyi oluyor derseniz, maalesef diyeceğim. Tam bir haftalık tatili heba oluyor! Neyse ki Sabine Ludwig’in İmdat, Öğretmenim Küçüldü isimli kitabında oluyor bunlar! Yoksa gerçek hayatta genellikle öğretmenler kazanan taraf olur. Bu yüzden Ludwig’in eğlenceli dozu tamam, anlatımı bir solukta okumanıza neden olan, uçukluğu hoş, (özellikle de öğretmenlere karşı) eleştirisi sivri olan bu kitabını okurken içinizin yağları, hainlik gibi olacak ama, resmen eriyor!

Şimdi Felix’in başına gelenleri anlatayım. Felix sömestr tatili öncesi, matematik öğretmeni Bayan Schmitt- Gössewein’ın dersinden kötü not aldığını öğreniyor. Bu yetmiyormuş gibi, bir sürü de azar işitiyor, bir işe yaramadığı, aklının basmadığı türünden envai çeşit aşağılamaya maruz kalıyor. “Burnu öyle uzun ve sivriydi ki o burunla basbayağı peynir kesebilirdi,” gibi bir tariften sonra Schmitt-Gössewein’ın nasıl biri olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Bir de bunun üzerine siyah tayyör, kalın çerçeveli gözlük, inci kolye, orta yaş eklerseniz, ağzından bir öğrenci için çıkabilecek “iltifatları” varın siz düşünün. İşte tam da Felix’e “iltifat” ederken, bizim küçük beyin aklına annesinin bir nasihatı geliyor: “Eğer birinden çok fazla korkuyorsan, onu donuyla gözünün önüne getir. Ya da kafanda o kişiyi hep daha küçük düşün, boyu kısalsın. Bak gör, işe yarayacak!” Anne sözü dinliyor Felix ve öğretmenini küçültüyor kafasında. Ama o da ne! Zurna burada zırt diyor işte! Felix’in düşüncesi pat diye gerçek oluyor ve Bayan Öğretmen 15,3 santimlik bir minyatür insana dönüveriyor. Oh mu diyorsunuz içinizden! Sakin olun. 15,3 santimlik de olsa kötülüğünden bir şey kaybetmiyor Sayın Öğretmen! Felix’in onu eski haline getirmesini emrediyor. Ama nasıl? İşin fenası bunu Felix
de bilmiyor. Ama madem o küçülttü, mecburen bu büyüyü yine Felix bozacak! Bir de nasıl yapılabileceğini bilse!

Tabii öğretmeni o halde bırakıp kaçmak da bir yol, fakat iyi kalpli Felix bunu yapamıyor ve mecburen öğretmenini cebine atıp büyüyü bozmak için arayışlara giriyor. Ama şeker Felix’in derdi de bir değil ki kardeşim. Öncelikle anne babası yeni ayrılmış, o annesiyle kalıyor, babasını görmediğinde özlüyor, annesiyle yeni eve taşınmışlar, yeni ev demek yeni okul demek, yeni okul da yeni ve gıcık arkadaşlar demek! Felix’in derdi zaten binken, başına bir de “cüce öğretmen” çıkıyor! Üstelik bu durumu kimseye de açıklayamıyor. Annesine babasına haşa söyleyemiyor, öğretmeni kaçak göçek odasına sokuyor, kimselere çaktırmadan besliyor,
cebinde gezdiriyor, bir yol bulmaya çalışıyor. Annesi ya da babası Bayan Scmitt-Gössewein’ın oğullarının cebinde olduğunu bilmeden onun hakkında yorum yaptıklarında cüce öğretmen yırtık cepten çıkar gibi pörtlüyor ve Felix’in cebinden carlayıp bir de bizim ufaklığı zor duruma sokuyor.

İYİ NİYET KAZANIYOR
Küçük bir cadıyla baş etmek her babayiğidin harcı değil, ama bizim şeker Felix iyi niyeti ve sevimliliğiyle her şeyin üstesinden geliyor. Hatta o kadar iyi kalpli ki Bayan Schmitt-Gössewein onun odasında oyuncak arabayla hız yaparken, maket evin içinde dinlenirken ve gördüğü bir fareden korkup bayıldığı zaman öğretmenine acıyor, hatta sempati bile beslemeye başlıyor. Hadi itiraf edelim, cüce öğretmen de arada, ama çok arada bir, kalbinin olduğu emarelerini veriyor. Zaten o emareler sayesinde Felix’e acımayı bırakıp macerasının peşine takılıyorsunuz. Eğlenceli bir takılma oluyor, tavsiye ederiz!

İmdat, Öğretmenim Küçüldü
Sabine Ludwig
Çeviren: Tuvana Gülcan
İletişim Yayınları
192 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz