Anadolu’nun kültürel zenginliğini tanımak için… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Anadolu’nun kültürel zenginliğini tanımak için…

Anadolu’nun kültürel zenginliğini tanımak için…

Şebnem AKALIN

Anadolu topraklarıyla ilgili bilgilerini genç kuşaklara aktarmayı kendine görev edinmiş olan ve turist rehberliği de yapan yazar Derman Bayladı’nın “Ece ve Arda Efsaneler Dizisi”ne üç kitap daha eklendi. Çocuklarımız, üstünde yaşadıkları toprakların kültürel zenginliğini öğrensinler diye…

Bir dünya haritasını açıp baktığımızda kıtaların, yarımadaların kuzeyden güneye doğru uzandığını görürüz. Anadolu yarımadası ise doğudan batıya doğru bir köprü gibidir. İşte bu farklılık ve Asya’yı Avrupa’dan ayıran iki suyolunun (İstanbul ve Çanakkale boğazlarının) kolay aşılabilecek kadar dar olması, Anadolu’nun binlerce yıl öncesinde göç yollarının en yoğun güzergâhı olmasının nedenlerindendir. İster doğudan batıya, ister kuzeyden güneye veya tam tersi, göç için, istila için Anadolu topraklarından geçilmiş, yerleşilip yeni uygarlıklar kurulmuş. Yeni gelenlerin beraberlerinde getirdikleri ile kültürel zenginlik artmıştır. Günümüze kadar gelebilen maddi ve manevi kültür değerlerini bu etkileşim içinde değerlendirmek her zaman çok ilginçtir.

Yazar Derman Bayladı’nın kaleme aldığı “Ece ve Arda Efsaneler Dizisi”nde, onları her konuda bilgilendiren dayıları Serkan Bey de bu yaklaşımı benimsemiş. Sayıları şimdilik on bir kitaba ulaşan bu dizide bazen antik kentlere yolculuklar yapılıyor; bazen de annelerinin pişirdiği kek ve kurabiyeler yenilip, çay ve meyve suları içilirken efsanevi kahramanların öyküleri anlatılıyor. Ece ve kardeşi Arda, tarih öğretmeni olan dayılarını yalnızca dinlemekte yetinmiyor, bazen de daha
önce öğrendikleri ile yeni hikâyeler arasında bağlantı kurup bilgilerini pekiştiriyorlar.

HOMEROS’TAN DEDE KORKUT’A
Serinin son üç kitabından biri Homeros’tan Dede Korkut’a Destanlar ve Tepegöz Masalları. Ece’nin ev ödevi çerçevesinde gelişen sohbet öncelikle masal, efsane, mitoloji ve destan arasındaki farklılıkların saptanması ile başlıyor. Çocuklar Keloğlan masalları, çeşitli hayvan masalları gibi örneklerle, serinin önceki kitaplarından İstanbul’un Yüreği gezisinde öğrendiklerini ve kentin kuruluş efsanelerinden olan Byzas, Kızkulesi ve İstanbul’un fethi ile ilgili efsaneleri karşılaştırarak, masal ile efsane arasındaki farkı anlıyorlar. Sonra mitoloji ile destanlar arasındaki farkı bulmaya çalıştıklarında, dayılarının daha önce anlattığı (serinin 8. kitabı) Altın Post Yolcuları destanını yineliyorlar. Bu kısa anlatımlar diğer kitapları okumamış olanlara bilgi verirken, konuyu bilenlere ise hatırlatmada bulunuyor. Çeşitli destanların isimleri sıralandıktan sonra Homeros ve Dede Korkut’tan söz edilince, her iki destandaki benzer öykülerin birbiri ile karşılaştırılarak anlatılmasına karar veriliyor. Çeşitli uygarlıkların binlerce yıl birbirlerini nasıl etkilediklerinin, bilgilerin nesilden nesile nasıl aktarıldığının en iyi göstergesi bu karşılaştırmalı anlatım diyebilirim.

EFSANELERDEKİ ORTAKLIKLAR
Homeros’un Odysseia Destanı’nda Odysseus’un başından geçen kimi olaylar, Dede Korkut Masalları’ndaki çeşitli kahramanların öykülerinde hemen hemen aynı şekilde karşımıza çıkıyor. Odysseus’un kurnazlıkla alt ettiği Tepegöz Kyklop Polyphemos ile Basat’ın Tepegöz macerası gibi… Her ikisinde de insan yiyen devin alnının ortasındaki tek gözü kör ediliyor ve kahramanımız koyun sürüsünün altına gizlenerek devin mağarasından kaçıyor. Bamsı Beyrek’in öyküsü, Serkan Bey’in yeğenlerine anlattığı ve anlamını bilmedikleri kimi sözcükleri de detaylı olarak açıkladığı ilginç hikâyelerden. Kitapların tümünde bu tip açıklamalar hiç ihmal edilmemiş, sözcüklerin kimi zaman anlamları, kimi zaman da kökenleri ile ilgili detaylar aktarıldıktan sonra, konumuzdan uzaklaşmayalım denilerek, kalınan yerden anlatım sürdürülmüş. Bu üslup, sohbet havası içinde konudan konuya geçişi de kolaylaştırıyor. Böylelikle biri Doğu’dan, diğeri Batı’dan ve birbiri ile benzeşen öyküler peş peşe anlatılmaya devam ediyor. Dizinin bir diğer kitabı Sümer Herkül’ü Gılgamış ve Tufan Öyküleri adını taşıyor. Tufan denilince ilk akla gelen Sümerler. Günümüzden 5500 yıl önce Mezopotamya’da yaşamış olan ve yazıyı keşfeden Sümerler, Gılgamış’ın yaşamını ve olağanüstü maceralarını kil tabletlere yazmışlar. Kitapta öncelikle günümüze kadar ulaşan öyküye kısaca değiniliyor. Gılgamış ile Enkidu’nun maceraları, arkadaşının ölümünden sonra Gılgamış’ın ölümsüzlüğü aramaya çıkışı ve bu sırada bir bilgeden öğrendiği Tufan öyküsü konu edilmiş. Daha sonra Tufan’ın Babil söylencesi, kutsal kitaplardan Tevrat ve Kuran’daki, Eski İran söylencelerindeki, Yunan ve Altay mitolojilerindeki anlatımları aktarılarak aralarındaki benzerlik vurgulanmış.

ANADOLU’YU GEZİYORUZ
Dizinin yazarı aynı zamanda profesyonel turist rehberliği yaptığından, iyi bildiği Anadolu topraklarını da çocuklarla paylaşıyor. Sıradaki kitabımız, Pamukkale’den Antalya’ya. Ece ve Arda bu kez Pamukkale’den Antalya’ya antik kentleri ve müzeleri geziyorlar. Hierapolis kentindeki görkemli kalıntıları, bir zamanlar kirlilik yüzünden yok olma tehlikesi altında kalan Pamukkale’nin doğal güzelliklerinin nasıl kurtarıldığını öğreniyorlar. Gezinin sonraki durakları Afrodisias (Geyre), Telmessos (Fethiye), Lykia adı ile bilen Antalya kıyılarındaki Letoon, Ksanthos, Patara, Kalkan, Kaş, Myra (Demre) ve Olympos. Bu antik kentlerdeki tapınak ve tiyatro gibi yapılar gezilirken, bunlarla bağlantılı mitolojik öyküler de anlatılıyor. Noel Baba’nın Demre’deki yaşamı, tekne gezintisi ile gidilen batık kent Kekova, Antalya’nın doğal güzellikleri ve tarihi yapıları, adeta turistik bir gezi kitabındaki gibi gerekli ayrıntılarla verilmiş. Yaz tatilinde bu bölgeye gidecek olan çocuklar, bu kitabı rehber kitap olarak yanlarında götürebilir, bilgilerini büyükleri ile paylaşabilirler.

Bu kitaplardan, çok farklı uygarlıkların masallarını, destanlarını öğrenebilir, ülkemizdeki tarihi yerlerle ilgili sayısız bilgi edinebiliriz. Ayrıca dikkatli bir okur, yazarın özellikle kullanmaya özen gösterdiği atasözü ve deyimlerin de anlamını öğrenecektir. Konuştuğumuz dili zenginleştiren bu detaylar geçmişten bu güne taşınan izlerden bir diğeri. Her kitap bir hazine ve her hazinede binlerce bilgi bulunuyor. Derman Bayladı da tüm bilgi birikimini yeni kuşaklara aktarmak istediği için bu efsaneleri anlatmaya devam ediyor.

Ece ile Arda
Sümer Herkül’ü Gılgamış ve
Tufan Öyküleri
Derman Bayladı
Resimleyen: Hilmi Şimşek
Bulut Yayınları
96 sayfa

Ece ile Arda
Pamukkale’den Antalya’ya
Derman Bayladı
Resimleyen: Hilmi Şimşek
Bulut Yayınları
120 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz