İyi Kitap

Haydi çocuklar, filozoflarla tanışmaya!

Haydi çocuklar, filozoflarla tanışmaya!

Işık ERGÜDEN

Kültür yayıncılığında çocuklara yönelik felsefe dizileri artıyor. Günışığı Kitaplığı’nın “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisi ile Tudem Yayınları’nın “Filozof Çocuk” dizisi, kavramlarla çocuğu soyut düşünceye, mantık ilişkilerine aşina kılmaya çalışırken, “Küçük Filozoflar” dizisi onları filozoflarla tanıştırmayı amaçlıyor.

Türkiye’de okullarda felsefe eğitimi vardır elbet, ama ne okutulur, neler öğretilir, ayrıntılarını bilmiyorum. Zaten felsefeye hayatımızın neresinde yer verdiğimiz de meçhul. Ne kadar uzak dursa iyi olur denen “tehlikeli” konulardan biridir o: Fazla düşünmenin insanı “hayata atılmak”tan ya da daha Türkçe bir deyişle “kârlılık”tan, “verimlilik”ten uzaklaştırdığı düşünülür. Muhtemelen Antik Yunan’da da böyle düşünenler vardı ki “Servetinizle, giysilerinizle uğraşmak yerine adaleti, hakikati arayın,” diyen Sokrates’i baldıran zehiri içip ölmeye mahkûm ettiler.

Okullarda verilen eğitimin niteliği bir yana, dünya kültürünü ve felsefesini, bu felsefenin köşe taşı şahsiyetlerini çocuklara, gençlere sunma işinin “kültür yayıncılığı” yapan yayınevlerine düştüğü besbelli. Felsefeyi hoş bir düşünme serüveni haline getiren, sorduğu sorularla yanıtlara yönelten yeni bir felsefe dizisi daha Türkçede yerini aldı. Günışığı Kitaplığı’nın “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisi ile Tudem Yayınları’nın “Filozof Çocuk” dizileri daha ziyade kavramlarla çocuğu soyut düşünceye, mantık ilişkilerine aşina kılmaya çalışırken, Metis Yayınları’nın “Küçük Filozoflar” dizisi aynı felsefi çabayı bu kez bambaşka bir yerden sürdürüyor.

Büyük boy, renkli resimli her kitap, insanlık tarihinde yer etmiş, insanlığa ışık sunmuş bir filozofun izini sürüyor. Önce o filozofa dair gerçek ya da hayali bir öyküye bizi dâhil ediyor. Sonra da filozofun düşünce akışına, temel soru ve kavramlarına, yanıt arayışına katılarak, onunla birlikte bir serüvene çıkmamızı sağlıyor.

Descartes Amca’nın Kötü Cini’nde Descartes ve papağanıyla tanışıp, uykusuz bir gecede en başta kendi varlığından kuşkuya düşen Descartes’la gerçeğin arayışına çıkıyoruz. Duyuların yanıltıcılığından yanılsamanın kaynaklarına ve bir dayanak noktası arayışına uzanan Descartes düşüncesinin, sonunda, duyular aracılığıyla elde edilen maddi gerçekliğe yeniden varma sürecine tanık oluyoruz.

Profesör Kant’ın En Çılgın Günü’nde şaşmaz bir dakiklikle sürdürdüğü her günkü yaşantısını bir kerelik bozan (niye acaba?) Kant’ın akıl, ahlak yasaları ve doğanın muhteşemliği üzerine düşünceleri seriliyor karşımıza. Bilginin ve ahlaklı davranışın merkezine aklı koyuşuyla nasıl bir devrim gerçekleştirdiğini görüyoruz.

Bilge Sokrates’in Ölümü, hakikat ve erdem yoluna dair sorular soran Sokrates’in, gençlerin ahlakını bozmakla suçlanıp ölüme mahkûm edilmesinin ve ölümü nasıl bir mantık dehasıyla karşıladığının hikâyesini anlatıyor.

Böööö : Komünizm geliyor !
Karl Marx’ın Hayaleti’nde ise Marx’ın ağzından sınıf kavgasının hikâyesi aktarılıyor bizlere. “Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor: komünizm,” diyen Marx, Silezyalı dokumacıların dokuduğu çarşafı üzerine geçirip burjuvaları korkutmaya devam ediyor bu anlatıda. “Piyasanın kuralları” uğruna köyünden, tarlasından, evinden olan, fabrikalara girip işgüçlerini satan, en düşük ücretle çalışan, işsiz kalan, isyan eden, karşılarında orduyu, polisi bulan, ama “zincirlerinden başka kaybedecek
şeyleri olmayanların” hikâyesi. Özel mülkiyeti ortadan kaldırmak için proletaryayı ve burjuvaziyi dürtmek amacıyla çarşafına bürünüp bir hayalet gibi tekrar tekrar gelen ve muhakkak ki tekrar gelecek olan Marx’ın hikâyesi…
Bööööö: Komünizm geliyor!

Her biri ayrı kişiler tarafından resimlenmiş ve yazılmış, orijinali Fransızca olan dizinin ayırt edici özelliği, tek tek filozofları ele alışı. Ama bunlar birer yaşamöyküsü değil. Zaten bir filozofun yaşamöyküsündense düşünceleri, tarihte bıraktığı izdir önemli olan. Her kitabın başında, adı geçen filozofun yaşamı kısaca anlatılıyor. Sonrasında ise asıl hikâye başlıyor. Çok da çetrefil bir işin başarıldığını söylemek gerekir. Her biri ciltlerle eser bırakmış, haklarındaki yorum ve tartışmalar da ciltler doldurmuş, günümüzü hâlâ aydınlatmaya devam eden düşünürlerin, hayatın neredeyse her alanına uzanan düşünme süreçlerinden temel kavramları bulup çıkarmak ve bunları çocuklara, gençlere aktarılır kılmak hiç de kolay olmasa gerek. Üstelik de hiçbir düşünceyi bayağılaştırmadan, ama sadeleştirerek hikâyeleştirmek…

Dizinin devamında neler mi var? Bildiğimiz kadarıyla, Paul Ricoeur’ün Baykuşu, Leibniz: Mümkün Dünyaların En İyisi ve Lao-Tzu: Ejderhanın Yolu… Yani filozoflar yolumuzu aydınlatmaya devam edecek…

Karl Marx’ın Hayaleti
Ronan de Calan
Resimleyen: Donatien Mary
Çeviren: Cemal Yardımcı
Metis Yayınları
64 sayfa

Bilge Sokrates’in Ölümü
Jean Paul Mongin
Resimleyen: Yann Le Bras
Çeviren: Necmiye Alpay
Metis Yayınları
80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz