Aynadünya’dan yansıyanlar – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Aynadünya’dan yansıyanlar

Aynadünya’dan yansıyanlar

Yankı ENKİ

Mürekkep Dünya üçlemesinden tanıdığımız Alman yazar Cornelia Funke, Grimm Kardeşler’e şapka çıkaran yeni bir fantastik gençlik kitabıyla karşımızda: Korkusuz. Kahramanlarımız, bir aynanın içinden geçerek babalarını kaybolduğu Aynadünya’ya onu aramaya gidiyorlar ve macera başlıyor…

Grimm Kardeşler’in on dokuzuncu yüzyılda yazdığı ya da yeniden yorumladığı masallar sadece Alman edebiyatının klasikleri olmakla kalmadı, birçok farklı dilde çocukların ilk okudukları, hatta henüz okumayı sökmeden ilk duydukları hikâyelere dönüştü. Bugün ezbere bildiğimiz birçok masal bu iki Alman kardeş sayesinde zengin hayal gücümüzün köklerini oluşturdu. Hansel ile Gretel, Bremen Mızıkacıları, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Kırmızı Başlıklı Kız, Çizmeli Kedi, Uyuyan Güzel, Rapunzel, Kurbağa Prens bu masallar arasında ilk aklımıza gelenler olacaktır. Grimm Kardeşler’in kaleme aldığı bazı masallar daha önce de sözlü edebiyattan yazılı edebiyata aktarılmıştı. Kiminin final sahnesi, kimininse ilettiği mesaj farklıydı, ancak bu masalların bugün çoğumuz tarafından bilinen versiyonlarının altında Grimm Kardeşler’in imzası bulunuyor.

BAŞKA BİR DÜNYA
Mürekkep Dünya üçlemesinden tanıdığımız Alman yazar Cornelia Funke de çocukken Grimm Kardeşler’in masallarından kaçınılmaz olarak etkilenmiş bir yazar. Funke’nin Mürekkep Dünya üçlemesinden sonraki ilk romanı olan Korkusuz, Grimm Kardeşler’in etkisini doğrudan yansıtan bir fantastik gençlik romanı.

Masallar hakkında hep dile getirilen eleştirilerden biri, çocuklara gerçek yaşamı tanıtmaları, insanın doğasını tarif etmelerinin yanında, sadece neşe ve iyilik dolu bir dünya çizmemeleri, aksine kötü ve karanlık, hatta korkunç bir atmosferi de yansıtmalarıdır. Funke de çocukluğunda fark etmiş masallarda kesişen bu iki evreni. Grimm Kardeşler’in masalları Alman yazarı hem korkutur hem de büyülermiş küçük yaşlarda. Az önce bahsettiğimiz o “zengin hayal gücü” de belki böyle
oluşmuş Funke’nin zihninde. Mürekkep Dünya’nın hemen ardından başka bir dünyanın öyküsünü anlatmak istemiş ve Aynadünya’yı yaratmış.

MASALLARIN AYNASINDA
Aynadünya, Korkusuz adlı romandaki büyülü dünyamızın adı. Buraya bizim dünyamızdan bir ayna aracılığıyla geçiliyor sadece. O ayna da kahramanlarımız
Jakob ve Will’in babalarının çalışma odasında duruyor. Hani Grimm Kardeşler etkisinden bahsetmiştik ya, belki de fark ettiniz ama yine de belirtelim: Grimm Kardeşler diye andığımız yazarların adları Jacob ve Wilhelm Grimm. Yani Funke’nin kahramanları bu bağlamda Grimm Kardeşler olarak da okunabilir. Dahası,
bu romanda çok detaylı bir biçimde olmasa da, Grimm Kardeşler’in yazdıkları bazı masalların kimi unsurları da karşımıza çıkıyor. Korkusuz’u okurken insan çok tanıdık detaylarla karşılaşıyor. Jacob ve Will’in başından geçenleri okurken birden Rapunzel’i ya da Kurbağa Prens’i hatırlayabiliyor, Hansel ile Gretel ve Pamuk Prenses’teki korkutucu sahnelerini gözünüzün önünden geçirebiliyorsunuz. Romanı okuduktan sonra, sanki Grimm Kardeşler’in babalarının çalışma odasında başka bir dünyaya açılan bir kapı varmış, onların anlattığı masallar da o paralel dünyada gerçekten olan şeylermiş diye hayal kurmadan edemiyoruz.

Genellikle romanların bir karakterini kahraman olarak benimseriz, onunla özdeşleşir ve diğer kahramanları yan karakterler olarak kabul ederiz. Hâlbuki bu romanda iki kardeşten, hem Jakob hem de Will’den kahraman olarak bahsetmek gerekiyor. Babasının odasındaki Aynadünya geçidini ilk önce Jakob fark ediyor. Kardeşi Will ise onun peşinden gidiyor. Ne yazık ki Will’in başına gelenlerle beraber Aynadünya’nın büyülü yanını bir anda unutuyor ve korkunç yanıyla karşılaşıyoruz. Funke, okurlara yazdığı bir mektupta “Acaba aynanın gerisine geçmeye cesaret ettiklerinde, okuyucularım kendilerini kimin yerine koyacaklar?” diye soruyor. Yanıtlamak zor, çünkü Jakob ve Will bir madalyonun iki yüzü gibi bu macerada. Hatta bir noktada birbirlerinin düşmanı bile oluyorlar.

TAŞ GÖVDELİ GOYLLAR
Aynadünya’da Jakob ve Will gibi sıradan insanlardan farklı birçok halk var. Cüceler ve periler insanların en çok içli dışlı oldukları varlıklar. Elfler ise Tolkien’in fantastik klasiği Yüzüklerin Efendisi’ndeki elflere hiç benzemiyor. Jakob ile Will’in macerasında asıl yer kaplayan varlıklar ise Goyllar.

Aslında Korkusuz, Will’in yavaş yavaş bir Goyl’a, yani taştan bir vücuda sahip, çok güçlü ama öfke dolu, insanlarla savaş halindeki asker bir halkın parçasına dönüşmesini, Jakob ile arkadaşlarının bu laneti ortadan kaldırmak için çıktığı zorluklarla dolu yolculuğu ve zaman daraldıkça ölümcül de olabilen dehşetli mücadeleyi anlatıyor.

İNSAN KALABİLMEK
Jakob bir yandan hem Goyllara hem de çıktığı yolda karşısına çıkan yeni düşmanlara, umulmadık büyülere, doğaüstü olaylara karşı zorlu bir mücadele veriyor. Will’in üzerindeki laneti kaldırmak ve onun taştan bir Goyl’a dönüşmesini engellemek için çareler ararken ölümle de yüzleşiyor. Diğer yandan Will de kendi insanlığına yabancılaşmamak, sevgilisinden kopmamak ve evine bir insan olarak geri dönebilmek için umutsuz, acı dolu bir mücadele veriyor. Will’in tamamen taşlaştığı ve artık bir Goyl’a dönüştüğü bölümlerde heyecanımız artıyor ve umudumuz Jakob’un yapacaklarına kalıyor. Jakob ve Will’e bu macerada Will’in kız arkadaşı Clara ve Aynadünya’da yaşayan bir şekil-değiştirici olan Tilki eşlik ediyor.

Genel olarak Will’in bir Goyl’a dönüşmesinin ve Jakob’un da bunu engelleme çabasının anlatıldığını söylemiş olsak da, bu romanın bir babanın peşinden çıkılan büyülü bir yolculuk öyküsü olduğunu da belirtmek gerekiyor. Jakob ve Will’in babası bir zamanlar Aynadünya’nın bir yerlerinde kaybolmuş, ama zaman ilerledikçe babalarının izleri daha görünür olmaya başlıyor.

Finalde Jakob’un Will’i bu lanetten ne olursa olsun kurtaracağına inanarak okuyoruz Korkusuz’u. Asıl merak ettiğimiz ise kardeşlerin eve tekrar dönüp dönemeyecekleri; babalarının çalışma odasındaki aynaya ulaşıp ulaşamayacakları. Bunun yanıtını romanı okuyanlar bulacak tabii ki. Diğer yandan, romanın devamının da yolda olduğu söyleniyor. Cornelia Funke öyküsüne büyük olasılıkla Korkusuz’da bıraktığı yerden devam edecektir. Yine de insan şunu düşünmeden edemiyor: Cornelia Funke başka bir romanında da Jakob ve Will kardeşlerin babasının öyküsünü ele alsa, başka bir deyişle bizi Korkusuz’daki olayların öncesine
götürse, Aynadünya’nın ilk keşfedilişini anlatan bir roman yazsa ve Grimm Kardeşler’e yine bir şapka çıkarsa güzel olmaz mı?

Korkusuz
Cornelia Funke
Çeviren: Nazife Mertoğlu
Arkadaş Yayınları
344 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Kültürel İncelemeler yüksek lisans programında Gotik edebiyat üzerine hazırladığı teziyle master derecesini aldı. Gotik ve fantastik edebiyat hakkındaki yazıları Virgül, Özgür Edebiyat, Patika, Parşömen, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayımlandı. Çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. İyi Kitap, Sabitfikir, Remzi Kitap Gazetesi ve 221B gibi dergilerde yazarlık yapmaya devam ediyor.

Yorum yaz