İyi Kitap

Doğadostu bir nesil…

Simla SUNAY

Beyaz Balina’nın bastığı on kitaplık “Doğadostu Kardeşler” dizisinde, üç doğadostu kardeşin farklı kıta ve ülkelerde soyu tükenmekte olan hayvanları korumak amacıyla girdiği maceralar doğa adına umut veriyor, duyarlılık kazandırıyor.

“Doğadostu” yerine “çevreci” dersek ne olur? Hiç kuşkusuz “çevreci” sözcüğü daha kısıtlı bir anlam alanını ifade ediyor. Çevreci nesiller yetiştirmek de bu nedenle yetersiz bir eylem. “Çevre” sözcüğü Türkçede doğayı anlatmıyor. Çevre, etrafımızda olan biteni kapsayan çok anlamlı bir kelime olsa da, ben de tıpkı anlatacağım kitapların çevirmeni gibi, “doğadostu” sıfatını tercih ediyorum ve de “çevremizde” doğadostu insanların artması dileğiyle yazıma başlıyorum.

Son yıllarda doğa sorunlarına değinen çocuk kitaplarının sayısı arttı, ancak bu kitapların çoğu doğayı bir macera malzemesi olarak kullanıyor ve amaçladıkları halde sorunlara gerçekçi yaklaşamıyor. Beyaz Balina Yayınları’nca basılan on kitaplık “Doğadostu Kardeşler” dizisi, gezegenimizde türü yok olan canlıları ele alırken gerçek bilgilerden yararlanıyor.

DAĞ GELİNCİĞİ WİFİ
Birinci kitap Pandalar Tehlikede’de üç doğadostu kardeş Kleris, Tomas ve Jülyen ile tanışıyoruz. Üç kardeş, Dünya’nın (D’yi her zaman büyük yazmalı ki değerini bilelim) doğa koruma alanlarında uzman olarak çalışan amcaları Mark’ın yaz tatili için onları davet etmesi üzerine, Çin’deki Wolong Panda Merkezi’ne gidiyor. (Böyle bir merkez sahiden var; kitabı bitirdikten sonra internetten araştırıp daha fazla bilgi edinebilirsiniz.) Doğa koruma uzmanlarının çalışma alanları ve çalışma şartları gerçekten çok ilgi çekici. Fransız kardeşler Kleris, Tomas ve Jülyen Çin’e yalnız gitmiyorlar, yanlarında dağ gelinciği Wifi de var. Wifi maceralarında onlara eşlik ve yardım ediyor. Kedi köpek değil de bir dağ gelinciği ile yaşamak, Dünya’yı dolaşmak çok özel olsa gerek.

Doğa uzmanları, sayıları gittikçe azalan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan pandalara verici takarak hareketlerini inceliyor. Kaçak avcılar nadir postları için pandaların peşinde olduğundan, ciddi bir güvenlik sorunu var. Kitapta bazı insanların pandaları kurtarmak için neleri göze aldığını, bazı insanların da onları nasıl yok ettiğini okumak okuru çok etkiliyor. Ne yazık ki o hiç sevmediğimiz iyi-kötü savaşı doğayı koruma mücadelesinde de karşımıza çıkıyor. Ama ülkemizden
de çok iyi biliyoruz ki doğayı katledenler hep “iyi görünen kötüler” oluyor.

Kaplumbağalar Tehlike Altında, Tutsak Yunus, Akbabanın Uçuşu, Bonobolara Yardım, Kurtlara Dikkat, Filleri Koruyalım, Dünya Nefes Alsın, Buzullar Eriyor adlı kitaplar ile serinin onuncu ve son kitabı Lemur Sığınağı, Kleris, Tomas ve Jülyen kardeşler ile dağ gelinciği Wifi’nin ne kadar “doğadostu” olduğunun birer kanıtı.

LEMURLARIN SOYU TÜKENİYOR!
Serinin son kitabı olan Lemur Sığınağı’nda, bir maymun türü olan lemur ile ilk kez karşılaştım. Madagaskar Adası’ndaki ormanlarda yaşayan bu nadir minik hayvanların soyu tükenmek üzere. Sebebi de tarla açmak için yakılan ormanlar, yanlış tarım, cahillik. “Doğadostu Kardeşler” dizisini diğer didaktik doğa kitaplarından ayıran şey, doğaya zarar veren unsurların yerel sorunların irdelenerek anlamaya çalışılması. Sorunun nedeni tam olarak anlaşıldığında, çözüme de doğal olarak ulaşılıyor. Köylüler aslında “anız yakmak” olarak geçen orman yakma işlemini yapmaya mecbur kalıyor. Her sefer yeni bir toprağı ekerek daha çok verim alacaklarını düşünüyorlar. Kimyasal gübreler hem çok pahalı hem de zararlı. Oysa organik tarımda uygulanan gübreleme yöntemleri yerli halkı besleyeceği gibi lemurların hayatını da kurtaracak. Bu çözüme ulaşmalarında babası bir şifacı olan Madagaskarlı Fanoharana da doğadostu kardeşlere yardım ediyor.

Doğrusu, bu seriyi okuyunca Kleris, Tomas ve Jülyen kardeşlerin Türkiye’ye de gelmesini arzuladım. Ne çok doğa sorunu var ülkemizde. Öyle ya; yumurtaları kumsalda zarar gören caretta caretta’lar, mağaralar baraj suları altında kalacağı için yok olma tehlikesi içindeki çeşitli yarasa türleri, her gün sayıları azalan arılar, göç yolları bozulan kuşlar, kuruyan göller, yok edilen nehirler, zararı her gün biraz daha görülen Karadeniz Sahil Yolu, plansızca yerleştirilen hidroelektrik santralleri, Yalova gibi tarıma ve ormana elverişli arazileri olan bir ile yapılması düşünülen nükleer çöp tesisleri, İstanbul’un kalan tek doğal güzelliği olan kuzey kısmına yapılacak 3. Köprü ve otobanlar… Serinin yazarı Jean-Marie Defossez’e Türkiye’den iyi ilham kaynağı çıkacağına inanıyorum. Biz doğadostu nesiller büyütene dek umarım geç kalmış olmayız. En azından çocuk edebiyatı geç kalmıyor.

Lemur Sığınağı
Jean-Marie Defossez
Resimleyen: Fabien Mense
Çeviren: Nükhet İzet
Beyaz Balina Yayınları
96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz