İyi Kitap

Gözü pek bir kâşif nasıl olunur?

Gözü pek bir kâşif nasıl olunur?

Tuğba ERİŞ

Charlie Small’un Maceraları, 8 yaşındayken çıktığı inanılmaz maceradan dönebilmek için hâlâ mücadele veren ve 400 yıldır hiç büyümeyen bir çocuğun, yani Charlie Small’un günlüklerinden oluşuyor. Charlie Small’un bu inanılmaz sırrını çözmek de size kalıyor…

Çocukluk ya da ilkgençlik yıllarında boş bir şişenin içine mektup koyup denize fırlattınız mı hiç? On yaşlarındayken boş bir gazoz şişesinin içine, ne yazdığımı şimdi hatırlamadığım bir mektup koymuş ve şişeyi Yalova’nın, zamanın moda deyimiyle, koli basili dolu denizine yollamıştım. Bir yandan çocukluğun aceleciliğiyle şişedeki mesajımı birilerinin bulmasını beklerken, bir yandan da denizde fellik fellik şişe arıyor, rastladığım şişelerin içinden bir kâğıt parçası çıksın diye dua ediyordum. Küçücük de olsa bir serüvene atılma hevesiydi tüm bu çocukça çaba.

Eski usul bir iletişim biçimi olan şişe içinde mesaj gönderme deyince akla gelen ilk imge, Robinson Crusoe olmalı. Ne de olsa, ıssız bir adaya düşünce yanınızda olması gereken üç şey; cam bir şişe, kâğıt ve kalemdir, öyle değil mi?

Şişe içinde mesaj göndermenin çocukların sınırsız hayal dünyasının ürünü olduğunu düşünenleri yanıltmayacak bir seri var elimde: “Charlie Small’un Muhteşem, İnanılmaz, Nefes Kesici ve Gerçek Maceraları”. Ama bu sefer denize atılan bir şişe değil, bir günlük ve günlüğü atan da yardım bekleyen bir Robinson değil, sekiz yaşında bir çocuk.

Charlie Small’un akıl almaz serüvenlerini anlattığı iki günlüğü, Goril Şehri ve Perfidy’nin Parfümlü Korsanları’nın başında yayıncının notu göze çarpıyor: “Charlie Small’ın günlüğü İngiltere, Lancashire Skippool’dali Wyre Nehri’nin kıyısına vurmuş bir şekilde bulundu. Kimse nereden geldiğini veya ne kadar eski olduğunu
bilmiyordu. İçinde geçen adres artık kullanılmıyor, bu yüzden Charlie Small’un nerede ne yapıyor olabileceğinden haberdarsanız lütfen yayıncılarla iletişime geçin.”

Charlie Small hakkında çok fazla şey bilmiyoruz aslında, nasıl göründüğünü ya da nereden geldiğine dair bir fikrimiz yok. Tüm bildiğimiz amatör bir kâşif olduğu. Ağaçlara tırmanmaktan, bilgisayar oyunu oynamaktan, bisiklete ve kaykaya binmekten, televizyon izlemekten hoşlanan Charlie’nin nefret ettiği şeyse okul, ciğer ve soğan. Sekiz yaşında bir çocuğa benzese de yaşadığı serüvenler göz önüne alındığında en az dört yüz yaşında. Akıcı bir şekilde goril dili konuşabiliyor, doksan metre uzaklığa tükürebiliyor, tropikal ormanlarda daldan dala sallanabiliyor.

Kulağa ne kadar da gerçeküstü geliyor, öyle değil mi? Ama Charlie’nin günlüğünün başında büyük harflerle, altını çizerek vurguladığı gibi, “bu kitaptaki her şey gerçek” ve ancak buna inanırsak şimdiye kadar yaşanmış en inanılmaz serüvene biz de katılabiliriz.

NEİL ARMSTRONG OLSAYDI!
Bilgisayar hayatımıza girdi gireli anne babaların korkulu rüyası da başladı kanımca; tüm gününü ekran karşısında geçirerek oyun konsoluna hızlı hızlı vuruşlar yapan ve giderek asosyalleşerek eve kapanan çocuklar. Kapalı küçük bir kutunun gizemli dünyasının hepimize çekici geldiğini yadsımamak gerek, ama Charlie’nin annesinin dediği gibi, hepimizin biraz temiz havaya ihtiyacı var.

Büyük bir fırtınanın koptuğu günün ertesinde, sevdiği bilgisayar oyununda en iyi skoru yapmak üzere olan Charlie, belki de annesinin bu ikazıyla inanılmaz serüvenlerine atılıyor. Charlie annesine, “Keşif yapmaya gidemez miyim anne?” diye sorduğunda ve annesi de, “Pekâlâ, ama çaya geç kalmayacaksın,” diye yanıtladığında, ikisi de Charlie’nin boyundan büyük serüvenlere atılacağını bilemezdi herhalde.

TENEKE GERGEDAN
Charlie’nin her keşfe çıktığından elinin altında bulunması gereken şeylerle tıka basa doldurduğu bir çantası var. Bu çantada neler yok ki: çakı, bir yumak sicim, bir su şişesi, nane şekeri, dürbün, pijama, atkı, eski bir tren bileti, serüvenlerini yazmak için not defteri, cep telefonu ve elle şarj aleti, vahşi hayvan kartları koleksiyonu seti.

İlk defter Goril Şehri’nde, kâşif çantasını sırtlanan Charlie evlerinin arkasındaki patikadan, buharla çalışan teneke bir gergedanla, dev yılanlarla, sırtlanlarla, gorillerle ve nihayetinde kadın korsanlarla dolu serüvenlere doğru yol alırken evine çay saatinde döneceğinden emin.

Charlie gözü pek bir kâşif nasıl olursa öyle hareket ediyor: Kaydı tutulmamış bir hayvan türüne rastlandığında onu tarif edip isimlendiriyor; üstünün başının kirlenmesini, yara bere ve sıyrıklarını, “Neil Armstrong en iyi ayakkabıları kirlenecek diye Ay’da yaptığı görevden vazgeçer miydi?” diyerek dert etmiyor.

AMA ÇAYA GEÇ KALMA
Ne zaman ciddi bir badireyle karşılaşsa annesine telefon ediyor. Bir şelaleden derin bir vadiye yuvarlandığını, bir timsahla boğuştuğunu, koca bir maymunla güreştiğini söylüyor ama annesinden hep aynı yanıtı alıyor: “Kulağa çok hoş geliyor tatlım. Çaya geç kalma ve gelirken de yarım litrelik süt al.” Goril şehrinde ne kadar kaldığını ya da kadın korsanların gemisinde ne kadar miçoluk yaptığını kestiremese de annesinin sürekli çay saatini hatırlatması, zamanın hiç geçmediği duygusunu uyandırıyor Charlie’de. Eve bir daha hiç gidemeyeceği gibi bir endişe sarsa da içini, kâşif güdüleri daha ağır basıyor.

Gorillerle dolu ormandan ve sürekli muz yemekten kurtulan Charlie, belalı kadın korsanların gemisi Betty Mae’de bir köle gibi çalışacağını, yalnızca ekmek ve martı ezmesiyle besleneceğini henüz bilmiyor.

KADIN KORSANLARIN ELİNDE
İkinci defter Perfidy’nin Parfümlü Korsanları, Goril Şehri’ne göre daha heyecanlı, sürükleyici ve pek çok matrak karakterle dolu. Kaptan Boğaz Kesen, burnuyla hindistan cevizi kırabilen Düztepe Annie, kaslı kolları ve dövmeleri olan Lizzie Hall, Paspas Kafalı Kate ve niceleri. Kanımca kitabın en ilgi çekici yanı, azılı korsan çetesinin alışılageldiği üzere erkeklerden değil de kadınlardan oluşması. Sürekli rom içen, pis kokan kadın korsanlar temizlik, yemek gibi tüm angarya işleri Charlie’ye yaptırıyor. Zira Süper Kıta Okyanusu’nun en iyi erkek korsanları olan kocaları açık denizlerde yeni serüvenlere atılırken sürekli temizlik yapıp yemek pişirmekten bıkmışlar ve dünyanın tamamı kadın olan ilk korsan çetesini kurarak bir daha hiç temizlik yapmamışlar.

Ben iki kitapta böyle bir bilgiye rastlamasam da, toplam 7 adet olan bu günlükler, bir başka kâşif (yazar) Nick Ward tarafından bulunmuş. Yapılan testler sonucu dört yüz yıllık olduğu düşünülen öteki beş günlük Türkçeye çevrilmeyi beklerken, zamanında deniz kıyısında şişe içinde mesaj bulmayı bekleyen serüvensever okurlar da şimdilik iki tanesiyle heveslerini fazlasıyla tatmin ediyor.

Charlie Small – Goril Şehri
Charlie Small
Çeviren: Çiçek Eriş
İş Kültür Yayınları
138 sayfa

Charlie Small – Perfidy’nin
Parfümlü Korsanları
Charlie Small
Çeviren: Çiçek Eriş
İş Kültür Yayınları
187 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz