İyi Kitap

Bu hayvanlar çılgın… Peki ya biz?

Bu hayvanlar çılgın… Peki ya biz?

Kutlukhan KUTLU

Marion Montaigne’in Hayvanların Çılgın Hayatı adlı resimli kitabı, hayvanların büyülü ve şaşırtıcı âlemine kendi “çılgın” bakış açımızdan misafir olmak, yaşadığımız çemberin dışında çok zengin ve muazzam bir dünya olduğunu hatırlamak ve en önemlisi bol bol gülmek için iyi bir kaynak.

Hayvanlara kendi “insan” hayatımızın penceresinden bakmanın cazibesi hiçbir zaman azalmıyor, değil mi? Eski fabllardan tutun da kahramanı hayvanlar olan modern çizgi filmlere varıncaya kadar, kendi günlük hayatımızın gerçeklerini ve sorunlarını hayvanların dünyasına uyarlamayı hep sevmişizdir. Çalışmak yerine keyif çatmanın cezasını çeken ağustos böceği, farklı göründüğü için alay konusu olan küçük fil Dumbo, kendini çevresindeki kalabalığın içinde “önemsiz” hisseden Karınca Z ve daha nice farklı, tanıdık, insani sorunla boğuşan hayvan karakter. İnsan gibi konuşan, insan gibi düşünen, insan zaaflarına sahip ama bir taraftan da kendi anatomilerinin verdiği ilginçliklerle dolu nice komik karakter düşledik şimdiye kadar.

Tabii ki tüm bunlar, aynı dünyayı paylaştığımız canlıları daha iyi anlamaya çalışmaktan ziyade, kendimizi daha iyi tanımaya yönelik hikâyeler aslında… Belki o  yüzden bize böyle komik ve sempatik geliyorlar: Gün be gün uğraştığımız dertlerin gerçekliğini, ağırlığını ortadan kaldırıyorlar. Hayatta kalmaya yönelik çok köklü doğal kaygılarımızın ister istemez, tuhaf, çapraşık kisvelere büründüğü modern yaşamın gülünç yönlerini keşfetmemizi sağlıyorlar. Belki bu yüzden Gary
Larson’ın, Erdil Yaşaroğlu’nun, Selçuk Erdem’in karikatürlerinde, sevimli imkânsızlıkların ötesinde, her gün uğraştığımız meseleleri saçmalaştırarak onların süngülerini düşüren rahatlatıcı bir taraf buluyoruz.

KISA BACAKLI TİMSAH
Marion Montaigne, hem yazıp hem çizdiği resimli kitabı Hayvanların Çılgın Hayatı’nda bir taraftan bize bol bol böyle gülünç durum sunuyor… Bir taraftan da mizahının başrol oyuncuları olan hayvanlar hakkında birtakım ilginç bilgiler veriyor. Bu sevimli kitapta kurtçuktan köpek balığına, “ay-ay”dan “öküzkakan”a envai çeşit hayvan hakkında aydınlatıcı bazı bilgiler alıyoruz almasına, ama temel amacı bilgi vermek olan, ansiklopedik bir kitap değil bu. Kahramanlarına salt zoolojik bir ilgiyle yaklaşmaya gönlü razı olmayan yazar, onlara okuru gülümsetmede hiç zorluk çekmeyen insani özellikler ve tasalar da veriyor. “Kusur”larına takıp mutsuz olan, imaj değiştirmeye çalışan hayvanlar mı istersiniz; iş yaparsa incisi dökülecek gibi davranan kaprisli midilliler mi; ağaç kemirmeyi bile beceremeyen aptal oğluyla başı dertte gururlu bir kunduz baba mı!..

Kitabın girişinde Marion Montaigne, hayatını birbirinden farklı onlarca hayvanla paylaştıktan sonra animasyon eğitimi almak için onları terk etmiş, bugün kedisiyle yaşayan bir hayvansever olarak tanıtılıyor. Nitekim kitabın yaratıcısının kahramanlarıyla arasında, ancak köklü bir hayvan dostundan bekleyebileceğiniz, senli benli, oyunbaz bir tavır var. Hayvanların Çılgın Hayatı’nın hayvanları hakikaten de “çılgın”, ama bu çılgınlık hayret verici biyolojik özelliklerinden ibaret değil. İnsani biçimlerde de çılgınlar! Bu da tabii ki yazarın hayalgücünün bir hediyesi….

Mesela Montaigne timsahın ayaklarının gövdesine kıyasla kısalığından dem vururken, böyle ayaklarla bazı şeyleri yapmanın ne kadar zor olacağını anlatmaya başlıyor. Böylece bir karede avının peşinde koşmaya çalışırken kıpkırmızı kesilmiş, nefes nefese kalmış bir timsah görüyoruz… Bir sonrasındaki karedeyse aynı timsah avına ok atmaya çalışıyor ama nafile! Minicik “kolları”yla yayı çok az gerebildiği için yine hüsrana uğruyor.

BAY SİVRİSİNEK
Sivrisinek maddesindeyse Montaigne, bu türün dişisiyle erkeğinin nasıl ayırt edilebileceğinden açıyor sözü: Antenlerdeki farklılıklardan, sivrisineğin sadece dişisinin kan emdiği olgusundan bahsediyor… Fakat ansızın bu gerçekler silsilesi tamamen insani bir manzaraya bürünüp, cinsiyetler arası iş paylaşımındaki haksızlıklar üzerine minik bir komediye dönüşüyor. Sivrisinek Hanımefendi “korkunç şartlar altında çalışarak” kan emer, hayatını tehlikeye atarak suyun üzerinde yumurtlarken, kocası Sivrisinek Beyefendi gününü gün ediyor, arkadaşlarıyla gezip tozuyor. Sonunda da karısı yorgun argın eve geldiğinde ona “Yemekte ne var?” diye sorunca, şaplağı yiyor!

Hatta Montaigne zaman zaman hayvanların hayatını gündelik yaşamımıza uyarlamanın da ötesine giderek, hayvanların hayatını hayal dünyamıza uyarlıyor ve bazı ünlü fantastik öykülerimizi başarıyla tersyüz ediyor. “Örümcek” maddesinde olduğu gibi.

Örümcek tarafından ısırılıp örümceğin orantılı gücüne sahip olan ünlü süper kahraman Örümcek Adam’ı ya da kendi geliştirdiği ışınlanma makinesini denerken DNA’sı bir sineğinkiyle karışan ve yavaş yavaş dev bir sineğe dönüşen bir bilim insanını anlatan “Sinek” filmini bilirsiniz belki. Eh, bizim kahramanımız olan örümcek Matthias da buna epey benzer bir yolculuk yapıyor, ama tam ters yönde! Sekiz bacağı ve kız arkadaşı ile kendi halinde bir yaşam sürerken, “talihsiz bir kaza” sonucu (bir sandviçin arasına sıkışıp bir insan tarafından ısırılıyor) yavaş yavaş insana dönüşüyor: Yeme alışkanlıkları değişiyor, kendi ağırlığının on katını kaldıramaz hale geliyor. Yine de kendine bir kostüm dikip “Adam Örümcek” isminde bir süper kahramana dönüşmeyi ihmal etmiyor!

KURTÇUĞUN BAŞI MESELESİ
40 hayvan hakkında sevimli çizimlerle bezeli bu 40 maddeyi okurken masallardan, çizgi romanlardan ve filmlerden aşina gelen sahnelere, hayvanlar kullanıldığında ister istemez komikleşen dramatik anlara bakarken gülümsememek, hatta bazen kahkaha atmamak zor. Bazı maddelerin sonuna eklenmiş olan “Tanıyalım” bölümleri sayesinde, hindinin Batı uygarlığıyla tanıştığı andan itibarenki yolculuğunun dökümü gibi faydalı bilgiler de ediniyoruz, ama başlıca hedefi mizah olan Marion Montaigne bu şemaları da yer yer muzipçe kullanmaktan geri kalmıyor. Mesela “Kurtçuğun başı neresi, kıçı neresidir?” problemine cevaben, “Üzerine karabiber döküp hangi tarafından hapşırdığına bakın,” tavsiyesinde bulunuyor! Geviş getiren hayvanların sırtında yaşayan öküzkakan kuşuyla ilgili maddenin sonunaysa, öküzün boynuzunun gidon, bir kulağının gaz, öbür kulağınınsa fren yerine geçtiği bir “öküz idare etme” kılavuzu koyuyor.

Hayvanların büyülü ve şaşırtıcı âlemine kendi “çılgın” bakış açımızdan misafir olmak, yaşadığımız çemberin dışında da çok zengin ve muazzam bir dünya olduğunu hatırlamak ve en önemlisi Montaigne’in çeşit çeşit küçük dram yaşayan komik çizgi karakterlerinin peşine takılıp bol bol gülmek için iyi bir kitap Hayvanların Çılgın Hayatı.

Hayvanların Çılgın Hayatı
Marion Montaigne
Çeviren: Gökçe Mine Olgun
Desen Yayınları
92 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz