İyi Kitap

Güçlü olan iyi kalpli olmalıdır…

Güçlü olan iyi kalpli olmalıdır…

Sevengül SÖNMEZ

Kuşaklardır sevilerek okunan, aykırılığın ve adaletin, çocuk bireyselliğinin yılmaz savunucusu Pippi Uzunçorap, daha küçük yaştaki okurlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. Doğan Egmont’tan üç kitap halinde çıkan resimli öykü kitapları, hem küçükleri hem de her yaştan Pippi severleri bekliyor.

Çocukluk kahramanımı yeniden buldum: Pippi Uzunçorap. Ben onu beş altı yaşlarındayken (Almanya’da olduğum için) televizyonda tanımıştım. Çok farklıydı, bambaşkaydı. Ona özenir miydim, onu kendime örnek alır mıydım, bilmiyorum ama onun “başka”lığının hep farkındaydım. Belki o benim çocukluk arkadaşım olduğu için hiç kimseyi yadırgamadan ve yabancılamadan büyüdüm. “Öteki” ya da “başkası” kavramlarım olmadı.

Sadece insanlar değil, hayvanlar da hep “benim” ve “benden” oldu. Ya da onlarla yan yana olmak da yaşamak da bana hiçbir zaman zor gelmedi.

Kendimi şanslı bir çocuk olarak gördüm Pippi’yi tanıdığım için. Şimdi şanslı bir yetişkin olarak da görüyorum aynı nedenle. Tekdüze, kurallarla kuşatılmış, yasaklar konulmuş çocukluk günlerimi(zi)n kahramanı Pippi, aslında bize kim olacağımızda ne çok yardım etmiş. Şimdi bakıyorum da etrafıma, onu çocukken sevmiş, benimsemiş yetişkinler, hep biraz farklı, hep daha özgür ve hep daha duyarlı.

Pippi, başka çocuklara benzemez, demiştim. Pippi Uzunçorap’ı Tanıyor musunuz adlı ilk kitapta, hayretle tanımaya başlıyoruz onu. Villa Villekulla’da tek başına yaşayan, kızıl saçlı, çilli, çorapları birbirinden farklı, istediği her şeyi yapan, müthiş güçlü bir kız. Maymunu Bay Nilsson ve atıyla birlikte yaşıyor ve bildiğimiz her şeyi farklı yapıyor. Ayaklarını yastığa koyup, yemeği uzanarak yiyor; yıkanmak için başını leğene sokuyor. Bunlar onu ayrıksı yapsa da bence onu kıskanılacak kılan özelliği güçlü olması ve gücü hakkında düşündükleri. Dünyanın en güçlü adamı Adolf karşısında “Ne olmuş yani, ben de dünyanın en güçlü kızıyım,” derken, erkek egemen bir dünyaya karşı koymaya başlıyor bile. Üstelik dünyanın en güçlü adamının adının Adolf olması, 1944’te yayımlanmaya başlayan bu kitaplarda Nazizim’e bir karşı koyuş gibi gelimiyor mu size de?

Pippi Uzunçorap sadece güçlü değil. Gücün nasıl olması gerektiği konusunda da oldukça bilge bir çocuk. Güçlü olanların iyi kalpli olması gerektiğini bilecek bir çocuk o. Evine giren hırsızları tepeleyip yakaladıktan sonra yiyecek alabilmeleri için onlara biraz para verecek kadar cömert aynı zamanda.

Yalnız yaşadığını söylemek, kocaman bir evde başka bir insanın olmaması anlamında doğru olsa da Pippi maymunu ve atıyla son derece iyi anlaşıyor. Onların da yaşamın içinde söz hakları var, onlar da evde dilediklerini yapabiliyorlar ve Pippi’nin doğum günü kutlamasında masaya bile oturabiliyorlar.

BIZT DA NE OLA Kİ?
Arkadaşları da var Pippi’nin. Yakınlardaki evlerde oturan Tommy ve Annika. Onlar Pippi’ye hayranlık duyuyorlar, Pippi de onlara hep sürprizler yapıyor. Böylece hep birlikte eğlenceli, macera dolu günler geçiriyorlar. Pippi onlara pek çok yeni şey öğretiyor, elbette okuyanlara da… Öğrettiği en önemli şey bana kalırsa “merak”. Merak etmekten büyüsek bile vazgeçmememiz gerektiği. Pippi Bir Bızt Buluyor’da sözcüklerin peşine düşüyoruz. Nasıl oluyor bu sözcükler, nereden çıkıyor, onları kim uyduruyor. “Bızt” nedir ki? Ne olduğunu bilmekten çok aramaktır Pippi’yi mutlu eden, arkadaşlarıyla yeni şeyler keşfetmektir hayatı anlamlı kılan. Nereye bakacağını da bilmek gerekir bazen yanıtları bulmak için.

CÖMERT VE ADİL PİPPİ
Pippi’nin babası Kral Efraim de en az kendisi kadar ilginçtir ve bir gün tepeden tırnağa bayraklarla ve flamalarla süslü bir gemiyle gelip onu ve arkadaşlarını Kurrekurredut Adası’na götürür. Bu adanın yerlileriyle ve onların çocuklarıyla tanışırlar; hindistancevizi palmiyesinden yapılmış kulübelerde uyurlar, mağaralarda oynarlar; içine gömülebilecekleri ince, ışıklı kumlarda uzanıp gökyüzüne bakarlar. Bu ada onların başka dünyaları tanımalarını sağlar; farklı bir dil, farklı alışkanlıklar. Hiçbirini yadırgamazlar ve kısa süre içinde yıllardır birlikte yaşıyormuş gibi mutlu olurlar. Hayallerindekinden bile daha güzel bir tatilin sonunda eve döndüklerinde onlar artık “dünyalı” olmuştur. Her renkten, her dilden insanı kucaklamayı öğrenmiş çocuklar olarak büyüyeceklerdir, tıpkı Pippi Uzunçorap’ın maceralarını okumuş ve sevmiş tüm çocuklar, büyükler ve hep çocuk kalanlar gibi.

Pippi Uzunçorap’ı, büyüdükçe kirlendiğimizi hissettiğim bir yaşta bir kez daha okurken, yitirdiklerimi hatırladım ve onları tozlu bir sandıktan çıkardım.

Merakımızı yitirmeyelim ve gücümüz sevgimizden daha fazla olmasın hiçbir zaman.

Pippi Uzunçorap’ı Tanıyor musunuz?
Astrid Lindgren
Resimleyen: Ingrid Van Nyman
Çeviren: Ali Arda
Doğan Egmont Yayıncılık, 24 sayfa

Pippi Bir Bızt Buluyor
Astrid Lindgren
Resimleyen: Ingrid Van Nyman
Çeviren: Ali Arda
Doğan Egmont Yayıncılık, 16 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz