İyi Kitap

Büyük şehir Kekik’i yutacak mı?

Büyük şehir Kekik’i yutacak mı?

Elif ŞAHİN HAMİDİ

Çizgi filmlerin eskimeyen teması “kedi-fare kovalamacası” bu sefer ünlü yazar Avi’nin kalemine düşmüş. Türkçedeki üçüncü kitabı Kekik ile yazar daha küçük yaştaki okurlarıyla bir buluşma ayarlıyor ve onları hızlı bir maceranın ortasına çekiyor.

Ödüllü yazar Avi’yle ilk kez bol ödüllü kitabı Saçtaki Tuz sayesinde tanışmıştık. Yani genç okurlar Avi’yi, Türkçeye çevrilen bu ilk kitapla hatırlayacaklardır. Hayy Kitap tarafından yayımlanan sekiz ödüllü bu macera kitabının ardından, Balıkların Bununla Ne İlgisi Var? adını taşıyan öykü derlemesi geldi. Türkçeye geç kazandırılan Amerikalı yazar şimdi de “Badem ve Arkadaşları” serisinin ilk kitabı Kekik ile çocukların huzurunda… Gençlerden sonra çocuklar da Avi ile tanışma fırsatı elde ediyorlar böylelikle.

TAŞRALI FARE KEKİK
Bu ilk kitapta, taşralı fare Kekik’in büyük şehir macerasına ortak olup, kedi ve farelerin zorlu dünyasına daha yakından bakacaksınız. Turuncu tüylere sahip, altın renkli Kekik’in mücadele ve keşiflerle dolu yolculuğu boyunca hem heyecandan soluk soluğa kalacaksınız, hem de yüzünüzden gülümseme hiç eksik olmayacak. Yetmişin üzerinde kitaba imza atan Newbery Ödüllü yazarın bu renkli macerasının kahramanlarını ete kemiğe büründürense, Amerikalı yazar-illüstratör Brian Floca. Floca’nın siyah beyaz çizgileri de maceraya ayrı bir renk katıyor; hikâye ve çizgiler birleşince adeta bir çizgi sinema izliyor hissine kapılıyor insan.

Taşralı genç fare Kekik’in yaşadığı küçük dünyanın ötesini merak etmesi ve bu merakını gidermek üzere büyük şehre doğru yola koyulmasıyla başlıyor serüven. “Bir fare yapması gereken neyse onu yapmalı,” cümlesini düstur belleyerek dere kıyısından biraz yukarıdaki yuvasını ve ailesini arkasında bırakan Kekik, yeni şeyler keşfetmenin sonsuz heyecanıyla bilinmeyene doğru çiziyor rotasını. Dünyayı görmek için yola çıkan ve hiçbir planı olmayan kahramanımız, tam da bir yol ayrımında yaşlı tarla faresine rastlıyor. Yaşlı fare, ona daha güvenli olduğu için doğuya, Loş Orman’a doğru gitmesini salık verse de bu heyecan meraklısı fare güneye, tren yoluna gitmeyi tercih ediyor ve bir yük vagonuna atlayarak kedilerin “patron” olduğu büyükşehre, yani Amperkent’e doğru yola koyuluyor. Fareköy yakınlarında trenden iner inmez, kötü bir sürprizle karşı karşıya geliyor; kendisini fareleri yok etmeye adayan bir kedinin saldırısına uğruyor. İşte iri kıyım Düşes ile böylece tanışmış bulunuyor. Derken kedi-fare kovalamacası ve heyecan dolu macera başlıyor…

K.O.R.K.U’YA KARŞI SAVAŞ
Kekik, Düşes’e yem olmamak için son sürat kaçarken kendisini ansızın eski model bir Ford Mustang’ın içinde buluyor. Burası, sonradan sıkı dost olacağı Korna’nın yuvası. Bir müzisyen olan ve Kemir Peynir Kulübü’nde, “Patlak Tekerler” isimli müzik grubuyla sahne alan Korna, Kekik’in yabancısı olduğu bu dünyada ona rehberlik ediyor. Farelere karşı derin bir öfke besleyen beyaz kedi Düşes ise şehirdeki kemirgenlerin kökünü kazımaya karar vermiş ve bu amaçla da K.O.R.K.U (Kemirgen Ordusunu Reddeden Kediler Uygarlığı)’yu kurmuş. Ama fareler bu korkuyla başa çıkmaya kararlı ve birlikten güç doğar felsefesiyle hep beraber K.O.R.K.U’nun üzerine gidiyorlar… Başının tepesindeki tüyler yeşile boyanmış enteresan fare Korna, taşralı Kekik ve aralarına sonradan katılan beyaz laboratuvar faresi Kırıntı’nın dostluğu büyük bir yardımlaşma, dayanışma, paylaşma ve cesaret örneği çiziyor. Neredeyse arkadaşlarına ihanet edecek olan Kırıntı’nın “vicdan” sahibi bir fare olduğunu ve ihanetin kıyısından döndüğüne şahit oluyoruz ayrıca.

YANİ İŞTE, ANLATABİLDİM Mİ?
Taşralı fare Kekik şehirli farelerin yaşam biçimine çabucak uyum sağlıyor. Tanımadığı bu dünya ve pek bir şey anlamadığı konuşma tarzı karşısında ilk başta biraz afallıyor elbette. Korna’nın “Hey abicim n’aber?”, “Çak bir dörtlük”, “Yani işte, anlatabildim mi?” şeklindeki cümleleri Kekik’e tuhaf geliyor önce. Kitaptaki ilginç unsurlardan biri de farelerin isimleri: Korna’nın anne ve babası Buji ile Vites, müzisyen arkadaşları Pedal ve Debriyaj, Piston, Akü, Bijon, Sinyal, Balata gibi diğer arkadaşlar…

Kekik, Korna ve Kırıntı, ayrı dünyalara ait bu üç fare, diğer fare dostlarıyla el ele vererek Düşes’e ve onun sokak kedisi arkadaşı Batak’a karşı amansız bir mücadeleye girişiyorlar. Peki, bu mücadelenin galibi kim olacak dersiniz; fare düşmanı iki azman kedi mi, yoksa güçlerini birleştiren kalabalık bir fare ordusu mu? Cevabı öğrenmek istiyorsanız kitabı okumanız gerekiyor…

Kekik
Avi
Resimleyen: Brian Floca
Çeviren: Hande Anapa
Hayy Kitap, 211 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi Bölümünden, 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Aydınlık Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, Arka Kapak, Trip Dergi, Sabitfikir, sabitfikir.com, kulturservisi.com, kitapeki.com, edebiyathaber.net isimizgucumuzkitap.com, zeroistanbul.com, K24, gazeteduvar.com, bilmekvaktidir.com, Ajan Literer gibi farklı mecralarda yayınlandı/yayınlanıyor. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Henüz yayımlanmamış iki kolektif kitap çalışmasına katkıda bulundu. Ayrıca Murat Gülsoy’un Nisyan isimli romanıyla ilgili değerlendirme yazısı Murat Gülsoy: Edebiyatta 30. Yıl/Basında Yazılanlar isimli kitapta yer alırken, Ercan Kesal ile Peri Gazozu isimli kitabı üzerine yaptığı söyleşi Aslında isimli kitapta yer aldı. 2015-2018 yılları arasında Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Uzman olarak görev yaptı ve Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile birlikte çalıştı. Aynı zamanda İnsan Hakları Anabilim Dalı-İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’nda, Kuçuradi’nin danışmanlığında “Gazetecinin İşi, Hak Gazeteciliği ve İnsan Hakları” başlıklı tezini tamamladı. İnsan Hakları Anabilim Dalı ve İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi Danışma Kurulu Üyeleri arasında yer alıyor. Bir yandan da İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve UNESCO Felsefe ve İnsan Hakları Kürsüsü Bülteni’ni hazırlıyor. Eşinin atanması nedeniyle Maltepe Üniversitesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdilerde Safranbolu’da yaşıyor ve okuyup yazma işini hevesle sürdürüyor.

Yorum yaz