İyi Kitap

Yarka ne demek, peki ya alıç?

Yarka ne demek, peki ya alıç?

Elif TÜRKÖLMEZ

Yalvaç Ural’ın 1991’de yazdığı, Uçurtmam Çaylak, Kuyrukları Yarka adlı masal tadındaki öykü kitabı nihayet Türkiye’de yayımlandı. Gerek özgün söz dağarı gerek Ural’ın emek emek işlediği kolaj çalışmalarıyla kitap tüm çocukların dikkatini hak ediyor.

Yalvaç Ural Türkiye çocuk edebiyatı denince akla gelen ilk isimdir ve bunu sonuna kadar da hak eder. Çünkü Yalvaç Ural çocuklar için sadece kitap yazıp, “kenara çekilmez”; dergi hazırlayıp, “Bu da bitti şükür,” demez; gazetedeki işi, köşesi basıldığında bitmez. O, çocuklar için mütemadiyen çalışır; yazar, keser, biçer, anlatır…

ÖNCÜ BİR KİTAP
Ural’ın 1991 yılında yazdığı Uçurtmam Çaylak, Kuyrukları Yarka adlı masal tadındaki öykü kitabı nihayet Türkiye’de de yayımlandı. İlk kez, yazıldıktan bir yıl sonra, eski Yugoslavya’da Nova Makedoniya Yayınevi’nin, Türkçe basılan Birlik Gazetesi’nin çocuk dergisi Sevinç’te yayımlanan bu öykü, aradan geçe yaklaşık yirmi yıldan sonra Türkiye’de Marsık Yayınları tarafından özenli bir baskıyla çocuklara ulaştı.

Kitabın öyküsüne geçmeden önce başka bir şeyden söz etmek istiyorum, zira en büyük ilgi alanlarımdan biri olan “çocuk kitabı resimleme” konusunda bu kitap özelinde avangart bir durumla karşı karşıyayız. Ural, kitabın resimlerini yaklaşık bir yıllık emeğin sonucunda bitirmiş. Kitaptaki her resim, kumaş, kâğıt gibi malzemelerin kesilip yapıştırılması tekniğiyle kotarılmış. Her bir sayfayı incelediğinizde ortaya konan emeği en ince ayrıntısına kadar görüyor ve takdir ediyorsunuz. Zor iş, zahmetli teknik ama o kadar özenli ve o kadar güzeller ki, Ural’ı, “Çok vaktimi alır böylesi, kolayından halledeyim,” demediği için bir kez daha tebrik etmek istiyorsunuz. Bütün o renkler; tavukların her birinin kanadına, horozların ibiğine, babanın gömleği, annenin çorabına varıncaya kadar ince ince düşünülmüş, yapılmış. Bu resimler, kitabın kendisi bir yana, başlı başına birer sanat eseri. Çocuklar için çok da ilham verici.

CIRNAĞI SİVRİ ÇAYLAK
Uçurtmam Çaylak, Kuyrukları Yarka bir kır evinde annesi, babası ve tavuklarıyla birlikte yaşayan Kırmızılı’nın (gerçek adını bilmiyoruz, hatta yazar bile bilmiyor, çünkü herkes onu böyle çağırıyor), karnı aç, cırnağı sivri “çaylak”tan yarkalarını korumaya çalışmasının öyküsünü anlatıyor. “Bütün bu sözcükler de ne, anlamadık,” derseniz açıklayayım: Yalvaç Ural tam da kırın, köyün dilini; şehirde yaşayanların ya hiç duymadığı ya da tümden unuttuğu bir dili kullanmış bu kitapta. “Cırnak”, yırtıcı kuşların tırnağı; “yarka” piliçten büyük, tavuktan küçük kanatlı hayvan; “çaylak” da yırtıcı bir kuş türü. Kitabın sonunda da anlamı muhtemelen bilinmeyecek olan bu sözcüklerin karşılıkları verilmiş zaten.

Babasının “sivrizekâlı oğlum” diye sevdiği “Kırmızılı” biraz “tembel”, biraz da “uykucu” bir çocuk. Genelde sakin sessiz ama bazen ortalığı öyle bir karıştırıyor ki kim gelirse gelsin toparlayamıyor. İşte kitabın öyküsü de o toparlanamaz, çözülemez olaylardan biri. Kırmızılı, her gün kümesten bir tane “yarka” alıp kaçan “çaylak”a öyle öfkeleniyor ki ona bir oyun oynamaya karar veriyor. Tüm yarkaları bir ipe bağlıyor, ferik horozu, karatavuğu da ekliyor, bir de kendisini bağladı mı, “ipe dizilmiş alıçlar” hazır oluyor. Çaylak gelip eşelenen yarkalardan birini kapınca olanlar oluyor, ipe bağlı tüm hayvanlar ve Kırmızılı da havalanıyor. Kırmızılı “çaylak”ın hepsini taşıyabileceğini hesap edememiş ama “çaylak” güçlü, hep birlikte dağları tepeleri aşıyorlar. Neden sonra yorulan “çaylak” ağzındaki ipi bırakınca hepsi üzerinden geçtikleri nehre düşüyor, zor kurtuluyor.

İşte o sırada Kırmızılı gözünü bahçedeki ağacın altında açıyor, meğer hepsi rüyaymış. Ama o da ne, Kırmızılının başındaki şapka ve kıyafetleri ıslak. Yani gerçekten de nehre düşmüş. İş, içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bize de “Nasıl oldu da oldu?” sorusunu düşünmek kalıyor.

Ural, çocukları, onların dilini, hayal dünyasını ve rüyalarını çok iyi bilen bir yazar. Bu kitabında kullandığı tekerlemeler ve unutulmuş sözcüklerle, yıllardır olduğu gibi günümüz çocuklarına da, hem yerel hem beynelmilel bir üslupla, kılı kırık yararak süzüp damıttığı belli bir edebiyat neşesi sunuyor. Tüm çocuklar okusun, neşelensin, bir de “yarka”, “eşelenmek”, “kınnap”, “ferik horoz”, “alıç” ne demek bilsin diye…

Uçurtmam Çaylak, Kuyrukları Yarka
Yalvaç Ural
Marsık Yayıncılık, 92 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz