İyi Kitap

Bançocu olmak ya da olmamak…

Bançocu olmak ya da olmamak…

Tuğba ERİŞ

Kanadalı yazar Cary Fagan’ın esprili üslubuyla kaleme aldığı Yol Arkadaşım Banço, sevdiğimiz şeylerin anlamı üzerine güzel bir öykü anlatıyor ve soruyor: Hayatta en çok istediğimiz şeyi yapamıyorsak zengin ya da başarılı olmanın ne anlamı var ki?

Anne babalarımızın yapmamızı, olmamızı istediği şeylerle bizim yapmak istediğimiz, olmak istediğimiz şeyler bazen uyuşmayabilir. Çocukken hepimiz yaşamışızdır; sokakta oynamak isteriz ama akşam yemeği saati gelmiştir, en sevdiğimiz çizgi film başlamıştır televizyonda ama yarınki sınava çalışmamız gerekmektedir vb. Bu naif anlaşmazlıklar, kendi kararlarımızı alacağımız, hayatımız üstünde söz sahibi olacağımız yaşa geldiğimizde, sürtüşmelere dönüşebilir. Sözgelimi heykeltıraş olmak isteriz, ama ailemiz hukuk okumamızda ısrar eder. Evet, belki de en ciddi uyuşmazlık, “olmak” istediğimiz meslek erbabı konusunda,
üstünde çalışmak istediğimiz ve hayatımızı geçireceğimiz meslek seçiminde yaşanır.

Ebeveynlerimiz nihayetinde iyiliğimizi isterler tabii ki. Kendi anne babamdan da benzer cümleler duyduğum için sanırım, bu olası anlaşmazlıkların altında, onların çocukken yapmak isteyip de yapamadıkları şeyleri, kendi çocuklarının yapabilmesini istemelerinin yattığını düşünürüm. Ama bu her zaman sağlıklı bir yol mu acaba?

Cary Fagan’ın Yol Arkadaşım Banço adlı kitabının başkarakteri Jeremiah Birnbaum’un en büyük isteği banço çalmak. Ama anne babası piyano öğrenmesinde
ısrar ediyor. Ortaçağ kalesine benzeyen bir evde yaşıyor Jeremiah. Aslında ev demek doğru olmaz. Etrafında çepeçevre bir hendek ve dört dönümlük bir arazi var, hendekteki suda kuğular ve flamingolar yüzüyor. İçinde dokuz banyo, antika langırt makineleriyle dolu bir oyun odası, tam donanımlı bir spor salonu, bir sanat galerisi, bir sinema, bir de bovling salonu var.

Jeremiah’nın anne babası servetlerini, banyo duvarına raptedilmiş diş ipi kutusu sayesinde yapmışlar. Bu nedenle Jeremiah istediği her şeye sahip şanslı bir çocuk. Son model bir masaüstü bilgisayarı var, tek başına minyatür bir elektrikli Rolls-Royce kullanabiliyor, tenis kortunda yenebileceği robot bir rakibi bile var. Her gün okuldan sonra salon dansları, görgü kuralları, suluboya resim, golf ve piyano dersi alıyor. Babası sürekli hatırlatıyor ona, “Senin sahip olduklarına sahip çocuk azdır,” diye.

JEREMIAH BAŞKA NE İSTER
Anne babası büyürken çok az şeye sahip olduğundan, şimdi onun için en iyisini istiyorlar, ama Jeremiah halinden memnun mu acaba? Evet, kendisi de farkında şanslı olduğunun. Ama bazen okuldaki en iyi arkadaşı Luella gibi olmak istiyor. Önünü ardını fazla düşünmeden, başkaları ne der diye dertlenmeden, aklına eseni yapabilmeyi diliyor; onun gibi cesur, yaratıcı ve bir parça da çılgın olabilsem, diye düşünüyor. Salon danslarından nefret ediyor, görgü kuralları dersini çok
sıkıcı buluyor, resim dersleri şöyle böyle idare etse de onun için en kötüsü piyano dersleri. Çünkü Jeremiah müziği gerçekten seviyor; pop, caz, rap, heavy metal, klasik rock dinliyor ve anne babasının yalnızca klasik müzik öğrenmesi konusunda ısrarcı olmalarını anlayamıyor.

Banço, Afrika kökenli, gitar biçiminde, madeni gövdesi olan beş ya da daha çok telli bir müzik aleti. Amerika’da ilk çalanlarsa köleler. Jeremiah banço çalmak istediğini söyleyince, anne babasının tepkisi elbette olumsuz oluyor. Klasik müziğin çok gelişmiş, çok entelektüel bir tür olduğunu söylüyor ve banço çalmasını yasaklıyorlar. Ama Jeremiah içindeki müziğe uyan sesi bulduğunu düşünüyor, banço dinlemek mutlu ediyor onu. Ama dinlemek yetmiyor, çalmak da istiyor.

Sonunda Luella’nın önerisiyle kendisi bir banço yapmaya karar veriyor. İnternetten indirdiği banço fotoğrafları ve şemalarıyla gerekli malzemeyi de toparlıyor ve teknik uygulama öğretmenin de yardımıyla bançosu hazır! Banço Çalmanın Temelleri DVD’siyle akşamları odasında gizlice çalışıyor, müzik setinden banço ustalarının albümleri eksik olmuyor.

Jeremiah’nın hikâyesindeki en önemli nokta, anne babasının yasağına aldırmayarak istediği şeye kendi çabalarıyla ulaşması, bir şeyi başardığını görmesi kanımca. Zaten bir insan hayatta en çok istediği şeyi yapamıyorsa zengin, başarılı vb. olmasının ne anlamı vardır ki?.. Yol Arkadaşım Banço insanın sevdiği şeylere sıkı sıkıya tutunması gerektiğini öğreten müzik dolu bir kitap. Ve bence tam da bu nedenle, çocuklar kadar anne babalara da hitap ediyor.

Yol Arkadaşım Banço
Cary Fagan
Resimleyen: Selçuk Demirel
Çeviren: Sumru Ağıryürüyen
Hayykitap, 104 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz