İyi Kitap

Bir deli kuyuya taş atmış…

Bir deli kuyuya taş atmış…

Sevengül SÖNMEZ

13. ya da 14. yüzyılda Kuzey Almanya’da yaşadığı varsayılan, muziplikleriyle ünlü Till Eulenspiegel Alman folklorunun en önemli karakterlerinden biri. Ortaçağ Avrupa’sına yaka silktiren bu ele avuca sığmaz kahraman, ünlü Alman yazar Erich Kästner’in kalemiyle tekrar can buluyor.

Edebiyatın en heyecan veren yanlarından biri de günlük yaşamımızın ortasına bir gökkuşağı gibi düşüvermesidir. Masallardan başlayarak, neredeyse tüm sözlü kültür ürünlerinden, yazının görkemli ve güvenli limanına sığınan modern edebiyata kadar durumun pek değiştiğini düşünmüyorum. Cervantes’in Don Kişot’unu, Kafka’nın “böceğini”, Dede Korkut’un Deli Dumrul’unu ya da Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sını bir düşünün. Bu anlatıların/ romanların kahramanları olmasa hayatımız ne kadar renksiz olurdu.

Çocuklar için yazılan kitapların ya da anlatılan hikâyelerin kahramanlar açısından çok renkli olduğu, çocukların bu kahramanlar aracılığıyla yeni dünyalar keşfetmeye özendirildiği, yine bu kahramanlar aracılığıyla dünyanın onları bir süre daha katılaştıramadığını hepimiz biliyoruz. Pippi Uzunçorap, Tenten, Sinbad, Pamuk Prenses, Kumkurdu, Pıtırcık aklıma ilk gelenler…

Erich Kästner’in soytarısı Till Eulenspiegel de çocuk dünyasını değiştirecek kahramanlardan biri. Doğduğunda yanlışlık sonucu üç kez vaftiz edilerek başlayan hayat hikâyesinde her şey sıradışı. Büyüdükçe mesleğini gömlek değiştirir gibi değiştiren Eulenspiegel’in ne iş yaptığını sormanın ise hiç anlamı yok, çünkü onun işi insanları kandırmak. Ülkeyi baştanbaşa dolaşırken, kendilerini akıllı zanneden, akılları ve değişmeyen rutin hayatlarıyla her şeyi yapabileceklerini düşünen insanlarla alay eden Eulenspiegel, aklına gelen her şeyi yapıyor. Hem de aklına geldiği ilk anda. Uyumak istediğinde bir arı kovanında sabahlıyor, bir hastane dolusu hastayı iyileştirebileceğini söylediğinde kendisine kolaylıkla inanan başhekimi kandırıyor, bugüne kadar yaptığı işleri hiç sorgulamadan onu işe alan ustaları tuhaflıklarıyla çileden çıkarıyor.

MUZİP EULENSPIEGEL
Eulenspiegel bir anti-kahraman, dersem çok yanlış olmayacak. Kurulu düzeni hiç sorgulamadan yaşayan insanların düzenlerini bozan, bunu yaparken de aklından başka hiçbir şey kullanmayan biri o. Kitabın bence en çarpıcı hikâyesi olan “Eulenspiegel Terzileri Aydınlatıyor” onun zihninin nasıl işlediğini çok iyi
anlatıyor. Dünyanın tüm terzilerini, onları aydınlatacak bilgiler vereceğini, bu bilginin çok işlerine yarayacağını söyleyerek Rostock’a çağırdığında, kimse ona
ne anlatacağını sormuyor, konuşmasını yaptığında söylediği en önemli şey ise ipliği iğneye geçirdikten sonra düğüm atmayı unutmamaları oluyor. Terziler,
adları kadar iyi bildikleri bir şey duyunca öfkeden deliye dönüyorlar ve bunu zaten binlerce yıldır bildiklerini söylüyorlar. Eulenspiegel içlerinden birine yaşını soruyor, aldığı yanıt kırk beş olunca şöyle diyor sadece: “Öyleyse binlerce yıldır nasıl biliyor olabilirsin?”

Öykülerde, sorgulamadan inanan, düzeni korumak için her şeyi yapan, başkasını düşünmeyen, yenilenmeyi ve değişmeyi kabul etmeyen, farklı olanla kolayca alay eden insanlar inceden inceye eleştiriliyor. Başlarına gelen şeylerle aptal durumuna düşen insanlar ise hep öfkeleniyor ve Eulenspiegel’i döverek kovalıyorlar.
Aklın alt edemediğini kaba kuvvet çözüyor böylece.

Erich Kästner, Alman çocuk edebiyatının olduğu kadar dünya edebiyatının da önemli isimlerinden biri. Kitaplarının büyük bir bölümü Türkçeye de çevrildi. Yazarın savaşlarla geçmiş yaşamı, insanın ne denli kötü bir varlık olabildiğini görmesini sağlamış olmalı. Özellikle II. Dünya Savaşı yıllarında yaşadıkları, kitaplarının yakılması ve başına gelenler, onun kaba kuvvetle korunan bir düzeni eleştirmesinin altında yatan temel nedenler olsa gerek.

Eulenspiegel, okur okumaz özdeşleştiğimiz bir kahraman değil, ama onun düşünce sistemini kavradığınızda her şeyi tersyüz etmek mümkün. Ve bu tersyüz edişler küçük zekâ çakımlarıyla birbirine eklenirken, bir de bakıyorsunuz ki dünyada başka şeylerin olması da mümkün.

Kitabın resimlerine de değinmeden geçemeyeceğim. Brueghel tablolarını anımsatan resimler, olanca ayrıntılarıyla öykülere eşlik ediyor ve özellikle de Eulenspiegel’i çok iyi betimliyor. Öyküleri okumadan resimlere bakmak bile zihnimizde bir öykünün oluşmasına yetiyor.

Soytarının Tuhaf Hikâyeleri
Erich Kästner
Resimleyen: Walter Trier
Çeviren: Süheyla Kaya
Can Çocuk Yayınları, 64 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz