İyi Kitap

İnsan sil baştan başlayabilir mi?

Gençlere yönelik “sorun odaklı” edebiyat eserleri yayımlayan ON8 Kitap’tan çıkan JJ Kim, 10
yaşındayken arkadaşını öldürmüş olan bir kız çocuğunun, yaşamında yeni bir başlangıç yapma ve
geçmişiyle hesaplaşma çabasını anlatıyor.

Müge İPLİKÇİ

Yaralı bir bilinçsek geçmiş peşimizi bırakmaz. Hatta böylesi bir durumda geçmiş hiçbir zaman bitmez, hep şimdiki zamanı takip eder, üstelik sinsice. Elimizdeki kitap, genç bir insanın, zamanın
bu türden ördüğü bir yazgıya kurban edilişini anlatıyor. Böyle bir yaralı geçmişin peşinden giderken zaman zaman suç, zaman zaman da adalet kavramlarını sorgulamak durumunda kaldığımız bir kitap JJ Kim. Kitabın kahramanı 17 yaşındaki Alice Tully, 10 yaşındayken sekteye uğramış yaşamını tümden geride bırakmak isterken ona yeniden yakalanıveriyor. Şimdiki zamanının katili olan bu geçmişle tam manasıyla bir türlü hesaplaşamazken, 10 yaşında bir arkadaş katili, nahoş bir konunun “nahoş” bir kahramanı olarak bir dizi soruyu yanı başımıza sürüklüyor: Masumiyet nedir? İyiler kimlerdir? Kötüler nerede saklanır? Kötülüğün zamanı var mıdır? İsteyerek kötü olunur mu? Yoksa her şey bir tesadüf müdür?

Sorular böyle uzayıp giderken, keşke kesilmese, bölünmese, kırılmasa dediğiniz, roman içersinde akıp giden bir öykü de var aslında. Öyle matah bir yaşam sayılmaz ama akıyor. Alice’in bir işi, bir sevgilisi, onu destekleyen bir sosyal hizmet uzmanı, kısacası yaşamı devam ettirebileceği kendi halinde bir rotası var. İşin ilginç yanı, Alice tam da böylesi, kendi halinde gündelik bir yaşam arayışı içinde aslında. Yaşamlarında büyük travmalar geçirmiş kişiliklerin aradığı o “gündelik yaşam” fikrinin takipçisi, bu çok belli.

Ama en başında ona bonkör davranmamış olan yaşam, yine ayağına dolanıyor.

Hem de öyle bir dolanıyor ki istemeye istemeye de olsa başlıyoruz Alice’in bu tökezlenmesini okumaya. Gerçeğe değil, gerçeğin izine takılışını okuyoruz; geçmişini değil, geçmişinin
bir türlü bitemiyişini…

Artık ne onun için ne de biz okurlar için kaçış söz konusu! Hep birlikte yakalanıyoruz geçmişin tuzağına.

GEÇMİŞİ NE YAPMALI?
Bir kız çocuğunun arkadaşını öldürmesinin öyküsüne dolanmış talihsiz bir yazgının kurgusu bu. Bir insanın istese de kolay kolay kaçamayacağı dehlizlerden birini konu edinmiş kendisine. Durumdan kahramanı edilgen konuma koyan bir dille bahsettiğimin farkındayım. Neden derseniz, bu yazgıyı kahramanımıza teyelleyen sadece kitaptaki genç kadının bilinçaltı değil de o yüzden. Bu bilinçaltının yıllar esnasında daha da hoyratlaşmasına, unutmakla hatırlamak arasındaki kıyıları keskinleştirmesine yol açan başka gerekçeler var. Yıllar geçse de etkisini giderek artıran anne figürü bunlardan biri. Belki de Alice’in zihnindeki en esaslı kırılmanın öznesi o. Dolayısıyla kitap bu çerçevede de okunabilir; kızlar ve anneleri başlığı altında. Böyle ne kadar çok “yaralı” kadın vardır etrafımızda diyerek. Annelerine mahkûmiyetlerini kendilerini mahkûm ederek örtmeye çalışan, büyüyememiş kadınlar. Daha da genişletmek gerekirse, bir kız çocuğu için gerçek anlamda büyüyememenin anneyi sembolik anlamda öldürememek anlamına geldiğini biliriz ya, o biçimde okunabilir JJ Kim? O zaman kitap, annesini korumak adına kendini koruyamayan,
başka bir deyişle annesini korumak için kendini sembolik anlamda öldüren birinin öyküsü olarak netleşebilir kafamızda. Üstelik bunu en yakın arkadaşını öldürerek yapan birinin öyküsüdür bu! Kötü birisinin değil de gerekeni gerektiği biçimde yapamamış birinin anlatısıdır.

Yoksa 17 yaşındaki kahramanımızın etrafındakilerin, kısaca yaşamını yeniden kurmasına yardımcı olacakların gözünde Alice “iyi bir insan”dır. “Eskiden kötü biri olsa da artık iyi biri[dir].” Onun bu çabasını net bir biçimde gösteriyor bize yazar. O zaman yine sormaya başlıyorsunuz: “İnsanlar değişemez mi? İnsanların değişme şansı olamaz mı?”

Özetle, Günışığı Kitaplığı’nın gençler için yarattığı yeni marka olan ON8 Kitap’ın 2012 sürprizlerinden biri JJ Kim. 2004 yılı Carnegie Medal Ödülü adayı bu romanı okurken JJ’in, yani Jennifer Jones’un peşine düşüyorsunuz. Düşüş o düşüş!

Yazar Anne Cassidy kitabında, yaşamını enkazlar arasında kurmaya çalışan “o genç kadını” bizlerle tanıştırırken gerçek bir olaydan yola çıkmış. Çok da iyi yapmış. Cassidy, bu karanlık konuyu
anlatma konusunda gerçekten başarılı. Kitap, sonu gelmeyen bir vicdan hesaplaşmasıyla örülmüş olan parlak kurgusuyla, yazarını gençlik kitaplarının Ruth Rendell’i olarak karşımıza çıkarıyor.
Cassidy’nin 19 yıl boyunca öğretmenlik yaptığını öğrendikten sonra ise gençlerin dünyasını bu kadar iyi tanımış olmasına da şaşırmıyorsunuz.

Kitabı okurken göle doğru yürüyen o üç çocuğu iyi takip edin. Bir de vahşi bir kedi var, onu.

JJ Kim?
Anne Cassidy
Çeviren: Nazlı Tancı
On8 Kitap, 296 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz