İyi Kitap

Adnan Özyalçıner, Evrensel Çocuk Kitapları’ndan çıkan Toparlak’da, diğerlerinden farklı olma
sevdasına kapılan bir düğmenin öyküsünü anlatıyor. Melek Özlem Sezer’in Dolapta Kim Var
isimli kitabı ise kişinin kendisine dürüst bir gözle bakabilmesini hikâye ediyor.

Sema ASLAN

Ne zamandır okumalarımızı “mesaj kaygısı” üzerinden yapıyoruz, bilmiyorum. “Kitabın, hikâyenin ana fikri nedir?” sorusu, edebiyat derslerinin kaçınılmaz sorusuydu bizim öğrenciliğimizde ve yazılmış her metnin bir sözü vardı, olmalıydı. Ne var ki başka telaşların devrinde, satır arası okumaları daha farklı gözlerle yapan okurlarız artık. Çocuk kitapları ise bu tür okumaların kaçınılmaz muhatabı.

Evrensel Basım Yayın’dan çıkan Toparlak ve Dolapta Kim Var isimli kitaplar, “kendiliğinden” gelişen, zorlamadan azade söylemleriyle bu açıdan öne çıkıyor. Mesajlarını satır aralarında aramıyorsunuz, onlar söylemlerini hikâye etmeyi başarıyor zaten. Üstelik bunu sempatik çizgileri ve samimi edebi dilleriyle yapıyorlar, özellikle Toparlak’ı birkaç kez okuduk evde…

Toparlak, Oğuz Demir’in çizgileriyle bir düğmenin maceralarla dolu hayat hikâyesini anlatıyor. Bir hamurdan doğuşu, rengini ve dokusunu alışı, diğerlerine benzemek ve benzememek hususunda deneyimledikleri, bir evden başka bir eve, bir hayattan bir diğerine sürüklenişi… Aslında küçük beyaz bir düğme ile özdeşlik yaratmayı başaran, sevimli bir hikâye Toparlak.

Hepsinden daha parlak, hepsinden daha güzel olmak isteyen düğme, iş, gruplar halinde paketlenmeye gelince farklılığı nedeniyle ilk badiresini atlatır. Eğer altı tane beyaz düğmeye ihtiyacınız varsa, altısının da aynı beyazlıkta, aynı parlaklıkta ya da matlıkta olmasını istersiniz, değil mi? Bu şartlar altında bir düğmenin diğerlerinden daha beyaz ve daha parlak olması, pek de iyi bir şeymiş gibi görünmüyor. Ama bizim beyaz düğmemiz bundan bihaber olduğu için düğmelerin incisi olma telaşında. Bir diğer okumayla da o boya kazanına düşen ilk düğme olduğu için parlamak onun kaderi, iddiası değil. Farklılığı doğuştan. Madem öyle, o zaman ne diye defolu kabul edilsin ki!..

Onu arkadaşlarından, “türdeşlerinden” ayrı düşüren bu kaderi, hayat boyu peşini bırakmıyor. Ama sonunda, diyelim ki er ya da geç, aslında farklı olduğu anlaşılıyor ve kendisi gibi diğer tüm elde kalmış “farklı” düğmelerle aynı kutuyu boyluyor.

Fakat bu bir düğmenin yaşamında uğrayabileceği son durak olabilir mi sahiden? Olmuyor tabii. Özellikle bu düğmelerin peşinde olan, onlara tek ve farklı oldukları için ihtiyaç duyan birileri varsa…

Toparlak, oradan oraya savrulmalarının sonunda, tıpkı ilk doğduğu günkü kadar beyaz ve parlak, hak ettiği yeri buluncaya değin bize birçok soru sorduruyor; düğmeyle insanı kıyaslatıyor. Tüm insanların farklı ama özünde hepsinin aynı olduğunu hatırlatıyor.

Dolapta Kim Var, bir çocuğun azıcık korkuyla başlayan hikâyesini anlatıyor. Okul öncesi döneminde bir çocuğunuz varsa onun hayali arkadaşlarıyla ve gölge canavarlarıyla da tanışmışsınızdır. Ama bu canavar çocuğun gardırobunda yaşıyor. Yeşil, kocaman, kafasına diş fırçaları saplı, dişlerinin arasından kocaman marul yaprağı sarkan çirkin bir şey…

Kitap, tuhaftır, bu çirkin canavar sayesinde çocuğun kendiyle yüzleşmesini anlatıyor. Küçük çocuk da en az o çirkin canavar kadar pasaklı; ağzı en az onunki kadar kötü kokuyor; çorapları
tıpkı onunki gibi kirli temiz ayırt edilmeksizin ortalıkta geziyor. Çocuk, canavarın tüm kötü huylarını görüp ondan şikâyet ederken, bir an aslında kendisinin de benzer huylara sahip olduğunu
fark ediyor. Bu aleni bir fark ediş değil tabii. Daha çok, canavarın dile gelip çocukla arkadaşlık kurmasının akabinde geliyor. Öyle ya da böyle, bir ayna görevi gören çirkin canavar, bir anda çocuğun yakın arkadaşı oluveriyor ve onun değişmesine hizmet ediyor.

Her iki metinde de kendine özgü dünyalardan söz ediliyor aslında. Kendimize ait küçük dünyamızda olup bitenler üzerinden yaşama dair dipnotlar çıkarıyoruz. Çocuklar bu kitapları okurken, canavarın dişlerinin arasından sarkan marulu ya da derede yüzen ve giderek çirkinleşen düğmeyi düşüne dursunlar, içten içe, güzel ve çirkin, farklı ve aynı, iyi ve kötü gibi kavramları araştıran duygu dünyalarının, daha çok soru sormak için cesaret kazanacağı kesin.

Toparlak
Adnan Özyalçıner
Resimleyen: Oğuz Demir
Evrensel Basım Yayın, 16 sayfa

Dolapta Kim Var?
Melek Özlem Sezer
Resimleyen: Selin Soylu
Evrensel Basım Yayın, 20 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz