İyi Kitap

Soluk kesici bir kedi fare oyunu

Ölüm Defteri, Japon çizgi romanı manga’nın dünyada giderek neden daha çok ilgi gördüğünü çok
iyi anlatan bir seri. Suç, ceza, adalet ve güç kavramları üzerine düşündürmeyi beceren, öte yandan
soluksuz okunan serinin sekiz kitabı raflarda.

Kutlukhan KUTLU

“Manga” adını taşıyan Japon çizgi romanları bundan yirmi yıl önce dünyada çok dar bir kesimin haberdar olduğu bir mecraydı. Bu mecranın öykülerinden, daha çok animasyona uyarlanıp da belli bir ün kazananları biliniyordu dünyada: Akira ya da Ghost in the Shell gibi… Fakat tabii ki internetin yaygınlaşması Japonya dışındaki manga meraklılarının birbirlerine ulaşmasını kolaylaştırdı. Dolayısıyla son on yılda, tıpkı anime gibi manga’nın da Japonya dışında tanınırlığında ciddi bir artış oldu.

Bu süre zarfında biz de bu Japon çizgi romanları hakkında sahip olduğumuz peşin hükümleri biraz yıktık. Manga’ların hep birbirine benzer öyküler anlatmadığını, bu mecranın sadece sürükleyici değil, şaşırtıcı, hatta insanı bir konu üzerine farklı açılardan düşündürebilen, incelikli ve uzun soluklu serüvenlere de ev sahipliği ettiğini gördük.

Death Note – Ölüm Defteri işte tam da bir zamanlar çoğumuzun, “kocaman gözlü, çocuksu yüzlü karakterlerin vurdulu kırdılı fantastik maceraları” şeklinde sınıflandırıp geçtiği manga’nın neden dünyada giderek daha çok ilgi gördüğünü çok iyi ifade eden bir seri. Her şeyden önce, bir kere okumaya başladığınızda elinizden bırakmakta zorlandığınız, daha öykünün başında tutturduğu yüksek gerilimi sonuna dek devam ettiren, insana sayfa üstüne sayfa çevirten bir sürükleyiciliğe sahip.

Yalnız, sayfa çevirmekten söz etmişken… O sayfaları alıştığınız üzere soldan sağa değil, kitabın sonu olmasına alıştığınız “arka kapak”tan başlayarak sağdan sola çevirmeye, dahası kareleri de sağdan sola okumaya hazır olun! Çünkü Ölüm Defteri’nin yayıncısı Akılçelen Kitaplar, bu ünlü manga serisini tıpkı Japonya’daki orijinalleri gibi sağdan sola akacak şekilde basmış. Hikâyenin kendisine gelince… İnsana sayfa üstüne sayfa çevirten, cilt üstüne cilt devirten sürükleyici öykü, alabildiğine sıradışı iki karakter arasındaki büyük bir zihin savaşına, bir tür kedi fare oyununa sahne oluyor. Bu karakterlerin ikisi de çok genç (lise/üniversite çağında) ve ikisi de dünyada eşine az rastlanır bir dehaya sahip.

KARA KAPLI DEFTER
Öykünün başında bu ikisinden birinin eline esrarengiz bir kara kaplı defter geçiyor. Üzerinde “Death Note”, yani “Ölüm Defteri” yazan bu defter neredeyse tanrısal bir güce sahip: Sadece içine adını yazıp, gözünüzün önüne yüzünü getirmek suretiyle bir insanı öldürebilmenizi sağlıyor. Elbette dünya dışı bir defter bu; Şinigami denen Ölüm Tanrıları’na ait… Ancak Ryuk adlı Şinigami’nin kendi dünyasından “sıkılıp” insanların dünyasına konuk olmak istemesi sonucu söz konusu defter, bir gün Riato Yamagi’nin eline geçiyor. Ve o andan sonra Riato kendini, defteri kullanarak dünyayı “suçlulardan temizleme” projesine adıyor. Ne var ki onun da beklediği gibi kısa süre sonra kanun güçleri sıradışı bir şeyler döndüğünün farkına varıp işin peşine düşüyor ve Riato ile kanun güçlerine akıl veren genç dahi “L” arasında müthiş bir satranç oyunu başlıyor.

Ölüm Defteri sürükleyiciliğinin yanı sıra ele aldığı temalarla da ilgi çekici bir manga. Suçla, cezayla ve adaletle ilgili birtakım zorlu sorulardan yola çıkıyor… Ve çok geçmeden Riato’nun adalet içinmiş gibi görünen mücadelesinin bir tür güç savaşına dönüşmesiyle, tek kişinin “kendi adaletini” uygulama gücüne sahip olmasının sakıncalarına ve yozlaştırıcı etkilerine de değinmiş oluyor. Dolayısıyla suç ve cezanın ötesinde, “güç” temasıyla da yakından ilgilenen bir hikâye var karşımızda.

Tüm bu nitelikleriyle sadece “mangaseverler” in kaçırmak istemeyeceği bir öykü değil, bu mecrayı merak edenlerin de en azından göz atması gereken bir seri Ölüm Defteri.

Death Note, Ölüm Defteri – 8
Tsugumi Ooba
Resimleyen: Takeşi Obata
Çeviren: H. Can Erkin
Akılçelen Kitaplar, 216 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz