İyi Kitap

Sahiden, nedir çocukluk?..

Fransız yazar Alexandre Jardin’in 28 yaşında kaleme aldığı Küçük Vahşi, bir yetişkinin çocukluğuna,
çocukluğun yaban doğasına geri bakma çabası. Peki, bir yetişkinin çocukluğuna dönmesi, ilerlemiş
yaşının kabuğundan sıyrılması kolay bir şey mi?

Yankı ENKİ

“Bir gün dehşet içinde artık yetişkin bir insan, otuz sekiz yaşında bir budala olduğumun farkına vardım,” diye başlıyor Alexandre Jardin’in Küçük Vahşi romanı. Bu ilk cümleden ve kitabın adından nasıl bir roman okuyacağımız belli oluyor aslında. Yaşımız ilerledikten sonra her türlü çılgınlığı yapabildiğimizi düşünerek andığımız çocukluğun, o heyecanlı ve maceracı, mantığımızın değil arzularımızın peşinden koştuğumuz günlerine bir övgü düzeceğini hissediyoruz Fransız yazarın. Peki bir yetişkinin çocukluğuna dönmesi, bugünden geriye bakarken ilerlemiş yaşının kabuğundan sıyrılması kolay bir şey mi? Küçük Vahşi bu soruya aranan yanıtın romanı.

Bir erkek romanı olduğunu söyleyebiliriz Küçük Vahşi’nin. Kahramanımız Alexandre Eiffel’in, kaybettiği babasının sesini duyduğunu, ona “Küçük Vahşi” diye seslendiğini sanmasıyla başlıyor çocukluğuna yaptığı yolculuğu. Tabii ki bir yanlış anlaşılma bu. Aslında çok ciddi bir öykü anlatan bu romanın yer yer kendini gösteren komikliği de burada ortaya çıkıyor. Babasının sesini taklit
eden yaşlı papağanını duyuyor Alexandre. Böylece küçüklük günlerini hatırlamaya ve bize de anlatmaya başlıyor. Okuduğumuz roman, kahramanımızın ölümünden önce, öleceği dakikaya kadar
kaleme aldığı bir serüvenler dizisi ve buradan da anlaşılacağı üzere hüzünlü bir son bizi bekliyor.

“Erkek romanı” dedik, ama Küçük Vahşi’nin bir erkeğin ilk cinsel deneyiminden, ilk aşkından, tüm engellere rağmen aşkı uğruna neler yapabileceğine kadar uzanan romantik bir dokusu da var. Yine de Alexandre’ın çocukluğundaki çetesini tekrar kurması, otuzlu yaşlarında olmalarına rağmen arkadaşlarıyla eski anılarını yeniden, canlandırmaya çalışması, çocuk gibi davranan bir yetişkin olma gayreti hep delikanlılığın o hızlı günlerine dair bir portre çiziyor. Bunların yanında yazarın kullandığı semboller de hep erkeğin dünyasından besleniyor gibi gözüküyor. Ne kadar otobiyografik olduğunu bilemeyiz ama yazarın adaşı olan kahramanıyla fazlasıyla özdeşleştiğini düşünmemek zor.

İNSAN NASIL BÜYÜR?
Küçük Vahşi, bir “öteki” aslında. Alexandre Eiffel’in çocukluğunun bitimiyle birlikte bilincinin derinliklerine gömdüğü öteki benliği. Uygar Alexandre’a karşı bir yabani; ilkel, zevklerinin peşinde, içgüdüsüyle hareket eden, arzusunun yönünde ilerleyen, insanlara göre değil kendine göre yaşayan bir çocukluk ruhu. Uzun yıllardır bir işaretle geri dönmeyi bekleyen bir hayalet gibi adeta. Kısacası Küçük Vahşi, otuz sekizindeki Alexandre’ın içinde uyanan bir çocuğun adı. Roman da aynı kahramanın bu iki farklı yüzünün kapışmasına sahne oluyor.

Başlangıçta asi, sinirli ve huzursuz bir ton var Alexandre’ın anlattıklarında.Daha sonra çocukluğuna döndükçe, orada kalmayı ve yetişkinlik dünyasına geri dönmemeyi başardıkça, daha neşeli, özgür, maceracı bir ruhu yansıtıyor bize. Tabii işlerin istediği gibi gitmediği son bölümde, yani yetişkinlik ve çocukluğu parçalamanın, ikisinden birini yok etmenin imkânsız olduğunu anladığı bölümde daha üzgün, kayıp ve umutsuz birine dönüşüyor Alexandre. “Eğer bu sayfalar bir gün ciddi bir yayınevi tarafından yayımlanabilir ve tek bir okuyucunun bile içindeki çocuğu uyandırabilirse, işte o zaman tatmin olacaktım,” diye yazıyor. Kendinden ümidi kesiyor ama okur için hâlâ bir ümit gözüküyor. Bu
roman da böylece anlamını kazanıyor.

Biçim olarak da ilginç bir kitap Küçük Vahşi. İlk başta ciddi, ağırbaşlı bir kitap havasında ama birden sayfalar renkleniyor, yazı karakterleri kahramanımızın ruh haline göre ya da anlattığı konuya göre değişiyor ve şekilleniyor. En sonunda kararıyor sayfalar. Siyah zeminde hüzünlü bir son karşılıyor okuru.

Alexandre Jardin’in bu romanı 1992’de, yazar yirmi sekiz yaşındayken yayımlanmış, ama o otuz sekiz yaşında bir kahramanı konu etmiş. Jardin şimdiyse tam kırk sekiz yaşında. Acaba yanıtları değişmiş midir çocukluk ve yetişkinlik üzerine? Şimdi yazsa yine bir “Küçük Vahşi” ortaya çıkartır mı o akıllı, mantıklı, sorumluluk sahibi, düzenli, disiplinli uygar kahramanının içinden? Bu romanın sonunda kahramanımız çocukluğun ne demek olduğunu anladığını iddia ediyor, ancak yazar Alexandre Jardin bugün ne düşünüyordur bilmiyoruz. Sahiden de nedir çocukluk? Büyüklerin icat ettiği bir şey mi?

Küçük Vahşi
Alexandre Jardin
Çeviren: Nil Çayan
Yapı Kredi Yayınları, 200 sayf

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Kültürel İncelemeler yüksek lisans programında Gotik edebiyat üzerine hazırladığı teziyle master derecesini aldı. Gotik ve fantastik edebiyat hakkındaki yazıları Virgül, Özgür Edebiyat, Patika, Parşömen, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayımlandı. Çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. İyi Kitap, Sabitfikir, Remzi Kitap Gazetesi ve 221B gibi dergilerde yazarlık yapmaya devam ediyor.

Yorum yaz