İyi Kitap

Yasaklar delinmek için midir?

Belçikalı yazar Michael De Cock’un kaleme aldığı Gökten Not Yağıyor, arkadaşlarından ayrılmak
istemediği halde taşınmak zorunda kalan tüm çocuklara bir yaz hediyesi âdeta. Hem delinen
yasaklara hem de istenmeyen değişikliklerin taşıyabileceği sürprizlere bir güzelleme…

Tuğba ERİŞ

Taşınmak dünyanın en zor işi. Yalnızca  fiziksel zorluk değil söz konusu olan, taşınma halinin moralde yarattığı yıpranma da es geçilecek gibi değil. Kitaplıkları, mutfak dolaplarını, gardırobu, incik cıncıkla dolu çekmeceleri falan boşaltıp kolilemenin yorgunluğu yanında, komşularından, sakin sokağından, her akşam ekmek aldığın bakkalından, taze patatesin ya da kokulu domatesin zamanını bilen manavından, arka avlundaki ağacından ayrılmak en zoru kanımca.

Bu duygusal ağırlığı yetişkinler kadar çocuklar da yaşıyor. Hatta belki onlar daha çok hissediyor bu boşluğu. Şehir, semt, mahalle, okul değiştirmek çocukların belleğinde daha çok iz bırakıyor. Ben ortaokuldayken Avrupa yakasından Anadolu yakasına taşınmıştık ki gerçekten de en zoru okuldaki arkadaşlarımdan ve aynı binada oturduğumuz, sokakta beraber koşturduğumuz, annelerimiz birbirine ev oturmasına gittiğinde yan odada oynadığımız arkadaşlarımdan ayrılmaktı.

Belçikalı yazar Michael De Cock’un Gökten Not Yağıyor’unun baş karakteri Rosie de taşınan her çocuk gibi aynı dertten mustarip. Annesiyle beraber kentin öteki yakasına, göğü delen yüksek
apartmanların olduğu bir mahalleye taşınan Rosie, çatısını dahi göremediği bu apartmanda ve bu mahallede arkadaş bulana kadar asırlar geçeceğini düşünüyor. Annesinin kentin öteki yakası dediği yer dünyanın öbür ucu gibi geliyor Rosie’ye.

Ama apartmana girer girmez tanışıyor Musa ve köpeği Titus ile. Köpek dediğime bakmayın, düpedüz erkek bir kedi bu. Ama Musa bir köpeği olmasını çok istediği halde, en alt katta oturan
yaşlı ve huysuz Bay Tak sorun çıkardığı için köpek alamıyor ve kedisine köpek gibi davranıyor. Bay Tak, 1990’larda TRT’de yayımlanan “Bizimkiler” dizisinin Sabri Bey’i gibi âdeta. Yönetici Sabri Bey de kendinden habersiz kuş uçurtmazdı apartmanda; giriş katında oturduğu için de gelenden gidenden haberi olurdu sürekli. Bay Tak’ın bağırıp çağırmaları da Sabri Bey’inkilere benziyor
gerçekten de: “Merdivenlerden daha sessiz inin!”, “Apartman kapısını açık bırakmayın!”, “Çatıya kesssinlikle çıkmayın!” vb.

ÇATIDA KİLİTLİ KALMAK
Anne babalarımızın yasakladığı şeyleri yapmazsak hayat çok sıkıcı olur, öyle değil mi? Musa da çatıya çıkmayı kafasına koymuş bir kere. Ballandıra ballandıra anlatıyor Rosie’ye: “Çatıya çıktığında kent olduğu gibi ayaklarının altındadır. Futbol stadyumu ve tren istasyonu. Üstelik istasyona gidip gelen bütün trenleri görebilirsin. Bir keresinde istasyondan kalkan bir trenin ta deniz kadar gittiğini görmüştüm.” Yapılacak tek şey, kimseye sezdirmeden o demir kapıya çıkan yüz basamağı adımlamak. Çatıya çıktıklarındaysa, her şey Musa’nın anlattığından bile daha güzel görünüyor.

Büyülenmiş bir halde çatıda gezinirlerken, delinen yasakların kokusunu alan Bay Tak’ın sesini duyuyorlar ve hemen saklanıyorlar. Öyle iyi saklanıyorlar ki Bay Tak çatıda kimsenin olmadığına kanaat getirip demir kapıyı arkasından kilitleyerek uzaklaşıyor.

Hiç beklemedikleri bir felaket bu: Çatıda kilitli kalıyorlar. Kimse nerede olduklarını bilmiyor ve birazdan akşam olacak, üşüyecekler, acıkacaklar… Başta sinirleri bozulsa da Titus’un miyavlamasıyla kendilerine geliyor ve buldukları gazete kâğıtlarına “İmdat! Çatıda kilitli kaldık!” diye yazıyorlar. Birini Titus’un tasmasına geçirip yardım çağırması için kediciği demir kapının penceresinden içeri sokuyorlar. Öteki iki kâğıdı da havaya savurup yardım beklemeye başlıyorlar.

Notların ikisi doğru yere gidiyor: en üst katın bir altında oturan ve o sırada dürbünüyle kenti izleyen Bayan Hemelrijk’e. Ama gökten yağan öteki not, Bay Tak’ı ziyarete giden Bay Kegel’in atkısının üstüne konuyor. Bay Tak, Rosie’nin annesini, Musa’nın da babasını koluna takarak çatıya çıkıyor ama çatı bomboş. Peki, Rosie ve Musa’ya ne oldu? Bu sır da kitabı okuyanlara kalsın! Michael De Cock’un yarattığı ve Judith Vanistandael’in çizimiyle hayat bulan Rosie, kendilerini terk eden babasının anısını sürekli aklında tutacak kadar içli, annesine midye ve limonatadan küçük bir ziyafet
hazırlayacak kadar da düşünceli bir çocuk. Gökten Not Yağıyor arkadaşlarından ayrılmak istemedikleri halde taşınmak zorunda kalan tüm çocuklara bir yaz hediyesi âdeta.

Gökten Not Yağıyor!
Michael De Cock
Çeviren: Burak Sengir
Judith Vanistendael
Hayykitap, 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz