İyi Kitap

Fransız yazar Patrick Banon’un Dinleri Tanımak ve Anlamak adlı eseri, sadece gençlerin değil,
dinler, tabular, totemler, mitoslar tarihine ilgi duyan herkesin ilgiyle okuyacağı bir kitap. Rahat
okunur, görsellerle bezeli tasarımıyla bu kitabı okumak da anlamak da kolay.

Şeref BİLSEL

Gördükleri her şeye parmak uzatıp “Bu ne?” ve “Neden?” diye sorup duruyor bizim henüz beş yaşını aşmamış veletler. İnsanlığın da bir çocukluk çağının olduğu kuşkusuz. Sorularla yüklü bir çağ bu. Peki, insan kimdir? Bir zar gibi fırlatıldığı dünyayı kendiyle mi başlatıyor, yoksa kendinden önce olup bitenlerden haberdar mı? Önce doğada, bir başına, yerde bulduklarıyla beslenip, sonra yerde bir şey kalmayınca, ağaç dallarına uzanmaya mı başladı? Ve böylece karnı yerden uzaklaşıp ayağa kalktı; taşları, madenleri tanıyıp, bunlardan av aletleri yaparak hayvanların peşine mi düştü? Kendinden güçlü hayvanların, doğa olaylarının gölgesi altında totemler, mitoslar, masallar yaratan insan, ilk günden, merak ettiği ilk sorudan başlayarak aynı zamanda din kavramının da temellerini mi attı?

İlk sorular, muhtemeldir ki, ben kimim, nerden geldim, neredeyim idi? Daha sonra ise “Nereye gideceğim?” sorusu eşlik etmiş olabilir insanlara. Bu sorular belki de bir hayret kabarması içinde, ilk zamanlar gözle soruluyordu. Ben edebiyat ve sanat etkinliklerinin insanın ölümle arasına mesafe koymak için önemli bir görev üstlendiğini düşünürüm. İlk insanlar ölüm kavramını anlamlandıramıyordu, bunun için yüzlerce yıl geçmesi gerekti. Ölüm anlaşılınca, dünyada uygulamaya konan hemen her etkinlik (tarım, mimari, hukuk, eğitim, tıp vb.) bu kavramı odağına alarak hareket etmek zorunda kaldı. Karşıtlıkların ilki, ölümün karşısına “hayat”ı koyarak başladı, sonra ödül-ceza geldi… Ödül ve ceza üzerine sadece bir hukuk sistemi değil, eğitim sistemi, dahası maneviyat sistemi oluşturuldu. İşte bu dünyadaki ödül ve cezanın yetmediği durumları daha kapsayıcı biçimde ifade etmek için cennet-cehennem kavramları iki mezar taşı gibi insanlığın yanı başında durmaktadır. Onlarca yıl sonra bir şair bu iki kavramı birleştirip “cehennet” (Ece Ayhan) diyecektir!

TANRILARIN ORTAYA ÇIKIŞI
Fransız yazar ve denemeci Patrick Banon’un Dinleri Tanımak ve Anlamak adlı eseri, sadece gençler için değil; dinler, tabular, totemler, mitoslar tarihine ilgi duyan herkesin ilgiyle okuyacağı bir kitap. Kitap, salt “dinleri tanımak” üzerinden hareket etmiyor; hiçbir aşırı yoruma kaçmadan “anlamak” bahsinin üzerini de açıyor. Yaratılış, Cennet, Cehennem, Tufan gibi mitlerin dinler için önemine, tek tanrılı dinlerdeki ortak motiflere dikkat çekiyor. İnsanın aklıyla, kalbiyle çatışan, çelişen nice dini uygulamadan bahsederken, hiçbir şeyi hafife, alaya almıyor; bir bilim insanı titizliğiyle, tarihsel silsile içinde anlamaya ve onu zaman içindeki yerine oturtmaya çalışıyor. Bu bakımdan, elimizdeki eserin bugüne dek dilimizde karşılaştığımız en sağlam ve şaşırtıcı eserlerden biri olduğunu rahatlıkla  İnsan düşüncesinin tarih içindeki evrimine de tanıklık ettiğimiz kitap, Olivier Marboeuf tarafından resimlenmiş ve Türkçeye –akıcı, tökezlemeyen, tertemiz bir sesle– Tuvana Gülcan tarafından aktarılmış.

 

TARIMIN DOĞUŞU VE DİNLER
İnsan için güneş ve ay tutulmaları, yer sarsıntıları, kayan yıldızlar, seller vb. hepsi, “tanrının niyetini tahmin etmeye” ve eğer mümkünse çaresini bulmaya yarar. Bu beklentiler “yer, gök ve deniz tanrılarının ortaya çıkmasına neden olmuştur.” Patrick Banon, insanın toprağı işlemeye ve keçileri evcilleştirmeye karar vermesinin nedeninin beslenme ihtiyaçlarına yanıt vermek olmadığını ifade eder. Yazara göre insan, tarım ve hayvancılıkla gerçek bir manevi devrim gerçekleştirir. Maneviyat maddeciliğin bir adım önüne geçer. Dinsel düşünceyle insan doğanın hâkimiyetinden bağımsızlaşıp yaşamayı ve mevsimlerin döngüsüne uyarak “ölümü evcilleştirmeyi” mesele edinir. Ve şu çarpıcı olasılığı önümüze koyar: “Tarım devriminin teknik bir ilerlemenin değil de, dinsel
süreçte yeni bir adımın sonucu olması mümkündür.”

Banon, her dinin ayine ihtiyaç duyduğunu, mitosların işaretlerle ayinleri meşrulaştırırken, simgeleri ve tarihi de işin içine kattığını söyler. Sonuçta, bu öğeler arasındaki ilişkileri düzenleyen dinler ortaya çıkar. Günümüz dinlerinin nicel oranları ile bu dinlerin dünyaya dağılışı üzerine etraflı bilgiler de içeriyor kitap. Hıristiyanlık ve İslam’dan sonra Hinduizm’in 700 milyondan fazla mensubu bulunduğunu, Budizm’in 400 milyon kadar müridinin olduğunu; dünyada 14 milyon Yahudinin bulunduğunu, bunların sadece 5,5 milyonunun İsrail’de yaşadığını belirtiyor… Biraz biçim
değiştirmiş olmakla beraber, tek tanrılı dinlerin birçok ortak yönü vardır. Sözgelimi Yahudiliğin arındırıcı banyosu, Hıristiyanlığın vaftizi, İslâm’ın abdesti gibi suyun ve temizliğin
kutsallığına yapılan vurgu hepsinde ortaktır.

Hz. Muhammed: “Sizden biri kendisi için arzu ettiği bir şeyi din kardeşi için arzu etmedikçe, gerçek mümin olamaz,” der. Bu ifade, aynı kıbleye bakar biçimde, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da vardır. Üç bin yıl önce Yahudi Yasası’nın Levililer Kitabı’nda, “Yakınındakini kendin gibi sev!” ibaresi yer alır.

Kitabın, “Laiklik Nedir?” başlığı altındaki son bölümünde, laiklik “Siyasi kurumların dünyevi iktidarıyla farklı dinlerin zaman dışı iktidarının birbirinden ayrılmasıdır,” deniyor. Özenle hazırlanmış bu nitelikli eserin sonuna küçük bir sözlük ve dizinin de eklenmesi ihmal edilmemiş. “Dinler artık toprağa bağlı değil, inananlarla birlikte geziyor: herkes manevi bagajını yanına alıyor,” diyor Patrick Banon. Bugün belki de asıl soru şu: Bunca öğreti, tabu, totem, mitos içinde biz, yolculuğa çıkarken, kendimizin de oturabileceği, atalarımızın eski alışkanlıklarını bertaraf eden bir boşluğu
yanımızda bulabiliyor muyuz ve gerçekten, bir yere giderken kendimizi de götürebiliyor muyuz?

Dinleri Tanımak ve Anlamak
Patrick Banon
Resimleyen: Olivier Marboeuf
Çeviren: Tuvana Gülcan
İletişim Yayınları, 176 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz