İyi Kitap

Domates Diktatörü’nü tanır mısınız?

Asuman Portakal, Domates Diktatörü’nü “Sevgisizliğin sokaklara fırlattığı, o güzel ve yalnız
çocuklara” adamış. Sosyal ve sınıfsal ayrımların insanları birbirinden tamamen kopardığı çağımızda,
sokakta çalışmak zorunda olan çocukların eliyle uzatılan bir dostluk çağrısı…

Sennur SEZER

Bir çocukla konuşurken “diktatör” sözcüğünü kullanır mısınız? Sokakta kâğıt mendil satan çocuklar için ne düşünüyorsunuz? Bir çocuk size “Guernica” tablosunu sorsa nasıl açıklarsınız? Okumaya başladığınız yazı, şimdi olduğu gibi, sorularla başlıyorsa okumaya devam eder misiniz? (Eğer son soruya “hayır” dediyseniz, bu cümleyi okumayacaksınız. Bu durumda da Domates Diktatörü ile tanışamayacaksınız. En iyisi siz soruları “büyüklerin merakına” verin de okumayı sürdürün.)

“Domates Diktatörü”, aynı adlı kitabın kahramanı Gökhan’ın ev sahiplerine verdiği ad. Kötü kalpli, insanlara eziyet eden zorba yöneticilere “diktatör” dendiğini öğrenmiş de, bahçelerinde annesinin yetiştirdiği domateslere canı istedikçe el koyan ev sahibine bu yüzden “Domates Diktatörü” adını takmış. Domatesler Gökhan için önemli, çünkü o ve iki kardeşi bahçelerinde yetişen sebzeleri ekmeklerine katık ediyorlar.

İsterseniz, öyküyü baştan alalım. Gökhan 12 yaşında, hem okula gidiyor hem de bir tenis kulübünde top toplayıcılık yapıyor, haftada 15 liraya. Anne babası da çalışıyor. O yüzden Gökhan
evde kardeşlerine göz kulak oluyor. Arkadaşları Nuri ile Selim sokakta kâğıt mendil satıyor. Gökhan, bir rastlantıyla, resim dersi verilen bir atölyenin öğretmeni Derya ile tanışıyor. Ve yaşamına resim dersleriyle yeni arkadaşlar ekleniyor: Saçları yüzünden “hediye paketi” diye çağrılan Ece, Selin, bilmece meraklısı Alper, kızıl saçlı, çilli Yiğit, bilmeyenin ikiz kardeş sandığı Merve ile Simay,
karikatürist Can, çizgi filmci, ayaklı ansiklopedi Berk, kuklacı Eylül ile kuklası Deniz, bir de Yiğit’in köpeği Zeytin. (Derya Öğretmenin de tatlı bir kedisi var, adı Şurup.)

Gökhan’ın mahallesinde herkesin “Japon” dediği bir yaşlı adam da yaşıyor. Kedileriyle. Çöplerden kedileri için yiyecek bir şeyler topluyor. Adam aslında Japon değil, gözleri çekik olduğundan
öyle çağrılıyor. Adı Selo Amca. Onun bir de kedilerini yağmurdan koruduğu, telleri kopuk, yırtık bir şemsiyesi var.

Gökhan bir sabah kardeşlerine süt alırken ev sahibini görüyor. Eline çuvalı alıp Gökhanların bahçesinde ne var ne yok toplamaya gelmiş. Gökhan arkadaşlarından yardım istiyor. Öykünün
buradan sonrası epey eğlenceli. Adam domateslere marullara saldırıyor ama Gökhan’la arkadaşları da aynı şeyi yapıyorlar. Yarışı Gökhan’ın takımının kazandığını söylemeye gerek var mı?
Ama adama boşu boşuna diktatör denmemiş. Gökhan’ın ailesinin bir hafta içinde evinden çıkmalarını istiyor. Ve Gökhan’ın resim kursundaki arkadaşları başlıyor ev aramaya.

SONU İYİ BİTEN ÖYKÜLER
Gökhanlara ev bulunamıyor. Sorun şu, Gökhan’ın babasının kirasını verebileceği evler oturulur gibi değil, oturulabilecek evlere de parası yetmiyor. Domates Diktatörü de o gün koparamadığı marul ve domateslerin öcünü almak niyetinde. (Korkmayın, Domates Diktatörü’nün yazarı Asuman Portakal da benim gibi sonu iyi biten öykülerden yana. Bir öykünün sonunun iyi bitmesi,
o öykünün kişilerinin birbirini sevmesine bağlı bence. Asuman Portakal, Japon’un kedilerini bile sahipsiz bırakmıyor.)

Masalların sonunda hani “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine,” denir ya. Bu tekerlemeyi Domates Diktatörü’nün sonunda da söyleyebiliriz. Olayların sonunu Gökhan anlatıyor. Ailece büyük bahçeli, eski bir eve taşınıyorlar. Gökhan bütün arkadaşlarının hazırlandıkları meslekleri de anlatıyor. En şaşırtıcı durumda olan Can. Tıp fakültesini seçmiş, doktor olacak. Ama karikatür çizmekten de caymamış.

Asuman Portakal Domates Diktatörü’nü “Sevgisizliğin sokaklara fırlattığı, o güzel ve yalnız çocuklara,” sokakta çalışmak zorunda olan çocuklara adamış: Anıl Tortop ise kitabı severek resimlemiş. Kapaktan başlayarak bir çocuğun suluboya çalışmalarıyla karşı karşıya olmanın sahiciliği var sayfalarda. Peki, Domates Diktatörü’ne ne olmuş? Doğrusunu söyleyelim, kimse bilmiyor, merak da
etmiyor…

Domates Diktatörü
Asuman Portakal
Resimleyen: Anıl Tortop
Top Yayıncılık, 80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz