İyi Kitap

Savulun, Clementine geliyor!..

Amerikalı yazar Sara Pennypacker’ın yazdığı, bol ödüllü Clementine serisi, Epsilon Yayınları
tarafından Türkçeye kazandırıldı. “İnsanları güldüren birine ‘yaramaz’ denmemeli bence,” diyen
muzip ve yürekli Clementine’le tanışın. Çocuklar “özgürleşsin” diye…

Elif TÜRKÖLMEZ

“İnsanları güldüren birine ‘yaramaz’ denmemeli bence.” Bence de! Bu cümleyi kahramanımız Clementine etmiş. Zaten ağzından çıkan her cümley bayılmış, yaptığı her harekete hayran kalmıştım ama bu cümlesiyle gönlümdeki yerini iyice sağlamlaştırdı. İnsanları güldüren birine tabii ki “yaramaz” denmemeli. Ama işte şu yetişkinler yok mu, gülmeyi de güldürebilene saygı göstermeyi de unutmuşlar. Asık suratlı olmayı marifet saymışlar. O yüzden Clementine gibi çocukları yaramazlıkla itham ediyor, onlara ceza veriyor, “Aklını başına toplaaa!” diye bağırıyorlar.

“Clementine,” kendisi de kitaplarının kahramanı kadar muzip bir insan olan Sara Pennypacker’ın tüm dünyada çok satan serisi. Serinin, Epsilon tarafından yayımlanan Clementine, Clementine ve Müthiş Yetenekleri ve Clementine Mektup Yazıyor adlı kitapları 7-10 yaş arası çocuklar için harika birer yaz okuması.

Clementine, yerinde duramayan, zıpır, zeki, sevimli bir çocuk. En yakın arkadaşı olan Margaret ise adeta bir prenses. Beline kadar uzanan saçları, temiz elbiseleri, gıcır gıcır pabuçlarıyla Clementine’den fersah fersah uzak bir dış görünüşe sahip. Bizim kızınsa kıvır kıvır turuncu saçları, bol bir tişörtü, ayağında kot pantolonu ve lastik pabuçları var. Ama o yaştaki çocuklarda
pek sık görülebileceği gibi, bu çocuklar hep diğerinde olanı istiyor. Misal, Clementine Margaret’in dişlerindeki tellerin aynısından kendisine de takılsın diye tutturuyor. Ressam annesi ile apartman görevlisi babası, buna ihtiyacı olmadığı konusunda vaazlar verse de Clementine diş teli taktırmak için ölüp bitiyor. Margaret’in  derdi ise saçlarının Clementine’inkine benzemesi. Bu yüzden alıyor makası eline ve cânım saçlarını kırpıyor. Yetmiyor, Clementine’den yardım isteyip saçlarını turuncuya boyatıyor. İkisi de halinden memnun, birbirlerine benzedikleri için keyifleri yerinde. Ama
şu anne babalar yok mu? Basıyorlar yaygarayı. Çocukların esas derdini anlamak için nedense epey zaman geçmesi gerekiyor. Clementine, annesiyle babasının aslında kendisine kızmadığını,
onu çok sevdiklerini anlıyor ama anlayana kadar da kendini hırpalıyor.  Yaramaz olduğu için onu terk edeceklerini, yalnız kalacağını, onun yerine uslu bir çocuk alacaklarını sanarak endişeleniyor.

Clementine gerçekten de çok komik bir çocuk. İsminin manası İngilizce’de bir çeşit mandalina anlamına geldiği için sinirini, henüz bebek olan kardeşine sebze isimleri takarak çıkarıyor. Çünkü ona göre bir insana meyve ismi vermekten daha komik bir şey varsa o da sebze ismi vermek. Böylece bebeği ya “ıspanak” ya da “fasulye” diye çağırıyor. Ama bakmayın böyle yaptığına, o aslında dünyanın en iyi ablası. Kardeşiyle oynamayı da ihmal etmiyor. Küçüğün en sevdiği oyun olan tencerenin içinde dönme oyununu ona Clementine’den başka oynatan yok mesela. Fakat Clementine
onu tencerenin içinde yalnızca bir kez döndürüyor. Çünkü ikinci kez döndürürse “enginar”ın kustuğu tecrübeyle sabit ve Clementine böyle bir şeyi temizlemeyi asla istemiyor! Ya da fıstığa alerjisi olan “brokoli”nin alnına, ispirtolu kalemle “BANA FISTIK YASAK!” yazıyor. Böylece kimsenin ona yanlışlıkla fıstık vermesini ve bizim “lahana”nın da her yerinin şişip ambulansla hastaneye yetiştirilmesini engelliyor.

MANDALİNA KADAR MUZİP…
Clementine ve Müthiş Yetenekleri, hiçbir yeteneği yokmuş gibi görünen bir çocuğun aslında ne kadar yetenekli olduğunu anlatan bir kitap. Bizde de çok yaygındır. Anne babalar çocuklarını hep başkalarının çocuklarıyla kıyaslar. Başarılarını yüceltmeyi bilmez ama başarısızlıklarını çok abartırlar. İşte Clementine de yılsonu müsameresinde sergileyeceği hiçbir yeteneği olmadığına inanılan bir çocuk. Ama o, müsamere esnasında öyle bir şey yapıyor ki onu yeteneksizlikle suçlayanlar utanıyor. Çocukların her zaman görünür olmayan, saklı kalmış ama dışarıya çıkma anını kollayan yetenekleri vardır. Onların illa sizin istediğiniz alanda yetenekli, istekli olmaları gerekmez. Örneğin, baleye yeteneği olmadığı halde bale kursuna yazdırılan ya da resim yapmak istememesine rağmen önüne malzemeler yığılan çocuklar var. Bir kere, “yetenek” denilen şeyin illa güzel sanatlar alanında olması gerekmiyor. Sınırları genişletin. İkinci olarak, buna çocuğun eğilimleri doğrultusunda karar vermek gerekir, komşuların isteği, moda ya da başka çocukların yaptıkları doğrultusunda değil.

Clementine Mektup Yazıyor’da ise yine “yaramaz” diye nitelenen Clementine’in aslında ne kadar duyarlı bir çocuk olduğunu görüyoruz. Bir araştırma gezisi için bir seneliğine okuldan ayrılacak olan öğretmeni Bay D’Matz’in okulda kalmaya devam etmesi için her yolu deneyen Clementine’in maceraları bunlar. O gerçekten sadık, nazik ve duyarlı bir çocuk. Öğretmeni için karmaşık
bir plan tasarlayıp, kaleme aldığı bir mektupla onu bu geziye göndermemeyi başarıyor. Kendisini anlayan tek kişi olduğunu düşündüğü öğretmenini kaybetmediği için çok mutlu oluyor. Hakikaten, çocukken çok iyi anlaştığınız öğretmenleriniz olur ve onların gidişi sizde derin yaralar açar. Eğitim sisteminin bizim gibi olduğu okullarda hele… Öğretmenler sık sık değişir ve
çocuklar için zor dönemler yaşanır.

Bu kitapları okuduğunuzda, keşke her çocuk Clementine kadar cesur ve özgür olsa diyorsunuz içinizden. Evet, keşke tüm çocuklar öyle olsa ve ilerde, kendini gerçekleştirmiş, doyumlu yetişkinler haline gelebilse. Öyleyse, hata yapmalarına izin verin ve bir de onlara “Clementine” kitapları hediye edin.

Clementine ve Müthiş Yetenekleri
Sara Pennypacker
Resimleyen: Marla Frazee
Çeviren: Derya Gezmiş
Epsilon Yayınları, 128 sayfa

Clementine Mektup Yazıyor
Sara Pennypacker
Resimleyen: Marla Frazee
Çeviren: Derya Gezmiş
Epsilon Yayınları, 144 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz