İyi Kitap

Şu “hayır”ları ne yapmalı?

Benim Süper Babam ve Hep Hayır Diyen Aslan, 4-6 yaşa hitap eden “kıssadan hisseli” kitaplar. Sema
Aslan iki kitaba da farklı bir gözle yaklaşıyor. Daha önemlisi, eleştirel bir okumayla, ne kadar can
sıkıcı olabilse de “hayır” sözcüğünün erdemini hatırlatıyor.

Sema ASLAN

Evinizde, süper babaların, alternatif annelerin hikâyelerinin anlatıldığı kitaplar mutlaka vardır. Anne babaların çocuk bakışıyla bir tür değerlendirilmeye tabi tutulduğu bu kitaplar sahiden de çocuklar için mi yazılıyor, yoksa kendisini daha iyi hissetmek isteyen ebeveynler için mi, emin olamadım hiç. “Kusurlarım olabilir pekâlâ, ama ben şu sarsak ve beceriksiz halimle de kızımın/oğlumun kahramanıyım,” diyor da olabiliriz, “Çocuklarım beni her halimle kabul edecektir,” de. Varsa böyle düşünceleriniz, yeterince “iyi” olduğunuzdan yana şüphe duyuyorsanız,
Benim Süper Babam karikatürize çizimleri ve hikâyesiyle ferahlık duygusu uyandıracak içinizde. Çocuk okurlara da bir süper kahraman ol(a) masa da babasına/annesine azıcık başka türlü bakma imkânı sunacak. Gerçi kitabın çocuk anlatıcısı daha ilk sayfada, “Benim babam bir süper kahraman değildir,” diyerek hem okurunun ezberini bozuyor hem de ayaklarının yere ne kadar sağlam bastığını gösteriyor. Sonunda elbette sevginin, ilginin, emek vermenin en büyük kahramanlık olduğunu öğreniyoruz hep beraber.

Hep Hayır Diyen Aslan, Ali Nesin’in çevirisiyle Nesin Yayınları arasından çıkmış. 4-6 yaş grubuna önerilen kitap, tavuk ninenin ağzından, “hep hayır diyen bir aslan”ın hikâyesini aktarıyor
bize. Kitap, daha adıyla çağırıyor sizi kendine, çünkü hep hayır diyen çocuklarla hayat kolay değil, biliyoruz. İmdat, deyip bir reçete bulma umuduyla okudum ben de Hep Hayır Diyen Aslan’ı.
Fakat biraz karıştı kafam. Şöyle ki:

Bu inatçı yavru aslan, hakikaten de her şeye, ama her şeye “hayır” diyor. Yani anlamadan, dinlemeden, ezbere… Bence en “hayırcı” çocuk bile böyle her şeye “hayır” demez. Bu aslana ne derseniz deyin, sanki bildiği tek kelime oymuşçasına “hayır”ı yapıştırıveriyor soranın suratına. Sonunda tabii laf anlamaz, haddini bilmez, kibirli bir yavru aslan olarak, bir çitanın dişleri arasında büyük bir ahtapotun koynuna bırakılıveriyor. Ceza olarak. Dev ahtapot, yavru aslanı yapış yapış öpücükleriyle kendine getirmeye çalışıyor. Açıkçası, hep “hayır” diyen bir çocuğun yaşatabileceği zorluğu çok iyi bilen biri olarak bile, bu yöntemden/ hikâyenin gidişatından ürktüm.

ÇİTANIN DİŞLERİ ARASINDA
Anlatıcı tavuk nine, yatağa gitmeyi reddeden, “hayır” diyen yavrular için “kıssadan hisse” ayarında bir hikâye anlatıyor, nitekim hikâyenin sonunda tüm yavruları “evet” demenin hayrını öğrenip, yatağa girmeyi kabul ediyor. O inatçı “hayır”ı zahmetsiz bir “evet”e dönüştürmenin yolu, bazen soruyu başka türlü sormaktan, bazen de bir hikâye anlatmaktan geçebilir elbette. Fakat sanırım ben yavru aslanın başına gelenlere hem üzüldüm hem de “hayır” demenin, cüssesi sizinkini katlayacak bir gergedanın tehdidi altında, hızı sizinkini aşacak bir çitanın dişleri arasında ve ısrarlı kolları sizi kıskıvrak yakalayacak bir ahtapotun koynunda mahsur kalmakla sonuçlanmasından hoşlanmadım. Bu yavru aslan, böylesi bir deneyimden, korkudan sonra her şeye ama her şeye
“evet” demez mi? Her şeye “hayır” demekle her şeye “evet” demek arasında bir fark olduğunu sanmıyorum.

Hikâye içinde, “hayır” demeden önce iki kez düşünmek gerektiğini söylüyor anlatıcı. Düşüncesizce davranmanın birtakım sonuçlar doğuracağından ve bu sonuçlara katlanmak zorunda kalacağımızdan da söz ediyor. Bunlar elbette doğru sözler, fakat yavru aslanın başına gelenlerin etkisini dengeleyemiyor. 4-6 yaş grubu için mesajlardan çok, hikâyenin kendisi ve resimler etkili diye düşünüyorum.

Hep Hayır Diyen Aslan
Christine Beigel, Herve Le Goff
Çeviren: Ali Nesin
Nesin Yayınları, 24 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz