İyi Kitap

Herkes kendi ülkesinin kralı!

Habib Bektaş’ın son derece eğlenceli şekilde kaleme aldığı, Ozan Tortop’un inanılmaz güzel resimlediği
Hollanda Kralı Bo, biri Hollanda biri Habeşistan kralı iki çocuğun hikâyesini anlatıyor. Okurken, hem
eğlenecek hem de çocuk aklıyla düşünmenin en doğrusu olduğunu hatırlayacaksınız!

Nazan ÖZCAN

“Çocuklar, hoş çocuklar, boş çocuklar, kuru çocuklar, sulu çocuklar, çıtır çocuklar, pıtır çocuklar, merhaba!” Hıı, çocuklara selam verdi, iyi birine benziyor bu kişi! “Kuzular, küçük kuzular, büyük
kuzular, kara kuzular, ak kuzular, ana kuzular, baba kuzular, cırtlak kuzular, korkak kuzular, merhaba!” Hıı, kuzuları, koyunları da seviyor demek ki bu kişi. “Ayıcıklar, az ayısı, buz ayısı, kız ayısı,
boz ayısı, bahçelerde kayısı, merhaba!” Hımm, ayıları da seviyor, korkusuz mu ne? Ama kayısıyı da seviyor galiba, afiyet olsun! “Yok yok, yaptığım doğru bir şey değil, önce kendimi tanıtmalıyım.”
E.. tabii meraklandırma insanı! “Benim adım kaz değil, tuz değil, buz değil.” Tuz diye, buz diye isim olmaz zaten! “Benim adım siz değil, biz değil, ceviz değil.” Ceviz ağaçta olur bir kere! “Benim adım düdüklü değil, cücüklü değil, sümüklü değil.” Cücüklü, sümüklü, çok şeker bir isim olurdu ama bizce numara yapıyor bu kişi. “Benim adım külahlı değil, silahlı değil, pasaklı değil.” İyi ki değil, ne silahı canım! “Tamam tamam, kızmayın canım! Söyledim ya işte adımın ne olmayacağını. Söyleyeceğim elbette ne olduğunu da.” Ay çatlatma insanı meraktan, hadi! “Aman kimse
duymasın, yaklaşın, korkmayın!” Korkmuyoruz zaten de merak ediyoruz! “Hah, tamam, öyle. Açın kulaklarınızı, dinleyin şimdi.” Dört değil, sekiz açtık kulakları, kimdir bu konuşan
kişi? “Ben bir kralım. Hollanda’nın kralıyım. Benim adım Bo.” Daha neler! Bir kral varmış karşımızda, biz de yayılıp okuyoruz kitabı, çok ayıp hemen kalkıp ceketinizin düğmelerini ilikleyin. Bu sıcakta ceket de olmaz ya, o zaman tişörtünüzün düğmelerini iliklermiş gibi yapın! Koca kral var karşımızda!

İKİ KRAL YANYANA
Tamam, biraz yalan söylemiş olabiliriz, koca değil kral. Aslında küçük. Yani çocuk kral bu. Ama olsun, kral kraldır! Hem de Hollanda’nın kralı. Bo ülkesini o kadar seviyor ki anlattıkça anlatıyor.
Küçük kral olunca, küçük bir ülkeyi seçmiş o da. Ama ırmakları, laleleri, peynirleri, inekleri ve sinekleri pek güzelmiş. Dağlar yokmuş ama kocaman denizler varmış. Sonra bu Kral Bo’nun
kardeşi, şu an annesinin karnındaymış. Gerçi anne babası Bo’nun kral olduğunun farkında değilmiş ama ne gam! Anne babasıyla bir sarayda oturuyorlarmış. Çok büyük olmasa da su kenarındaymış ve çok güzelmiş bu saray. İşte bunları anlatıyor Hollanda Kralı Bo önce. Sonra bizimle hoşbeş ederken, bir ses duyuveriyor uzaklardan ve gecenin karanlığın içinden. Eee.. krallar da
korkar neticede! Korkmasalar neden koca bir ordu hazır etsinler kendilerine değil mi ama? Neyse ki Bo korktuğunu kabul edenlerden, korkuyor ama gene de sesin geldiği yere odaklanıyor, biz de
onunla birlikte. Sonra denizin kenarından biri çıkıp geliyor. Kralımız soruyor: “Dinle beni yabancı! Ben bu ülkenin kralıyım! Sen kimsin? İn misin cin misin?” Sonra cılız bir ses duyuyor: “Ben İbrahim.” Bo İbrahim’i görünce hopluyor yerinden. “Kapkara bir çocuk! Gece gibi! Sadece gözlerinin akı görünüyor. Bir de dişleri.” Yaa, evet, İbrahim siyah bir çocuk. Ama çocuk, tıpkı Bo gibi. Sorunca Bo neden siyah olduğunu, büyüklerin de kafalarına dank etmesini istediğimiz cevabı veriyor İbrahim: “Bu senin suçun kral efendi. Buraya, sarayına kapanmışsın, insanları tanımıyorsun. Kim bilir, belki sen kendi halkını bile iyice tanımıyorsundur!” Ah İbrahim, ahh! İnsanlar o kadar az birbirini tanıyor ki, bilsen şaşarsın. Senin çocuk aklın nasıl da güzel anlatıyor her şeyi! Irkçılığın, nefret suçunun, birbirini tanımadan yargılamanın, önyargıların ne kadar kötü olduğunu daha güzel ve süslü cümlelerle anlatmaya gerek var mı? İletişimin, arkadaşlığın, güvenin, saflığın, insanlara açık olmanın ne kadar önemli olduğunu sadece çocuklar mı bilecek? Ne güzel diyor İbrahim; bir etrafına baksan, herkes senin kadar insan! Ne diyor Bo: “Yorganın altında, karanlıkta, ikimiz de karayız değil mi?”

Habib Bektaş’ın son derece akıcı, akılcı ve eğlenceli şekilde kaleme aldığı ve Ozan Tortop’un inanılmaz güzel resimlediği Hollanda Kralı Bo, biri Hollanda biri Habeşistan kralı iki çocuğun
hikâyesi. Okurken, eğleneceğiniz kadar, çocuk aklıyla düşünmenin en doğrusu olduğunu da hatırlayacaksınız! Kim bu küçük kralların kalplerinin derininden gelen sözlerinin üstüne laf söyleyebilir ki? Büyüklerin söylediklerinin sonuçlarını çok iyi bilirken hem de!..

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz