İyi Kitap

İnekler ve çocuklar “ne işe yarar”?

Colas Gutman’ın Çocuk adlı kitabı, bir çocuğun hayvanlar üzerinden giriştiği varoluş sorgulamasını,
Dick King-Smith’in kült eseri Kipri ise hayvanların bu dünyada tam olarak “nereye düştüğünü”
anlatıyor ve türcülüğün sorgulanması için çocuklara gayet nahif, minimal bir yol açıyor.

Elif TÜRKÖLMEZ

Et yemeyi çocukken reddettim. Hayvanların yenebileceğini aklım almıyordu. Bu bilinç durumuna ulaşmak için neredeyse hemen hiç uğraşmadığım için hâlâ şükrederim. İçime doğan bir şey gibiydi daha çok. Hayvanlara özel olarak bir sevgi de beslemiyorum üstelik. Ama aynı durum insanlar için de geçerli. Onlara da özel bir ilgim yok. Yine de birini seç deseler hayvanları seçerdim. Onların hâlâ tepelerinde bir masumiyet halesi taşıdıklarını düşünüyorum. Serbest dolaşmalarını savunuyorum ve hayvanların “kendilerine hizmet etsinler diye” yaşadıklarını düşünen insanlardan
hoşlanmıyorum.

HER ŞEY İŞE YARAMALI MI?
Fransız yazar Colas Gutman’ın Çocuk adlı kitabında, Leonard adlı bir çocuğun hayvanlarla kurduğu bir sohbet üzerinden “işe yaramak/ yaramamak” kavramını ele aldığını görüyoruz. Leonard, anne babasıyla gittiği ormanda çok sıkılıyor. Yoluna çıkan tavuk, inek ve koyunla konuşurken, hayvanların hepsinin “bir işe yaradığını” öğreniyor. “Sen ne işe yararsın?” sorusuna bulmaya çalıştığı
cevaplardansa tatmin olmuyor. Bir tür “çocukça varoluş kaygısı” aslında bu. Yetişkinlerin de zaman zaman, hatta belki çocuklardan daha çok içine düştükleri bir durum. “Ben kimim, ne işe yarıyorum?” sorusu ömür boyu yakayı bırakmaz. Gece su içmeye kalkınca bile aklına gelir insanın.

Bu soruları sormak yanlış değil. Makul ölçüde yapıldığında çok doğru hatta. Ancak Gutman’ın bunu “hayvanların bir işe yaraması” metaforu üzerinden yapması bana hiç doğru gelmedi. Hatta “bir işe yaramak” meselesinde bence başlı başına bir sorun var. Faydacılık bazen en doğru şey değildir. Her şeyi bir işe yarasın diye yapmayız. Bazı şeyleri mutlu olmak, kendimizi gerçekleştirmek, sadece ve sadece erdemli ve iyi bir insan olmak için de yapabiliriz. Kitapta Leonard, hayvanlar aracılığıyla ama aslında kendi kendine, hayattaki değeri üzerine düşünüyor. Sonunda anne ve babasının yardımı ve desteğiyle bir çocuk olarak dondurma yemekten başka bir işe yaramasa da olacağını anlayıp mutlu oluyor. En azından kitabın sonu güzel. Evet, bazen dondurma yemekten
başka bir işe yaramak istemiyor insan. Tabii soya sütünden, evde yapılmış, muzlu dondurma…

Bu arada kitapla ilgili şunu söylemeden geçmeyeyim. Delphine Perret’nin minimal çizimleri harika. Sadece siyah ve mavi renk kullanarak, ince bir çizgiyle ve basit bir anlatımla yaptığı çizimler
sanki bir çocuğun kaleminden çıkmışçasına hayal gücü ve eğlence dolu. Tuvana Gülvan’ın çevirisi de yer yer harika nüanslarla nefis! Şimdi, buradan ilerlersek, hayvanlar hakkında bir şeyler söyleyen, hem de çok önemli şeyler söyleyen bir başka kitaptan daha söz etmek gerekiyor. Dick King-Smith’in kült eseri Kipri. Yanlış yazmadık, merak etmeyin. Kitabın adı gerçekten Kipri. Orijinali de zaten The Hodgeheg. Aslında İngilizce’de kirpi, “hedgehog” demek. Ama yazarımız bize bir şey anlatmaya çalışıyor. O da şu: Kirpi Azmi’nin hayattaki en büyük azmi “karşıdan karşıya geçebilmek”. Ama bunun için o kadar çok mücadele veriyor ve o kadar çok “darbe” yiyor ki sonunda konuşmasında kalıcı bir bozukluk oluşuyor: Artık kendisinden “kirpi” değil, “kipri” olarak söz ediyor.

BU NASIL DÜNYA?
Kirpi Azmi’nin hikâyesi o kadar gerçek ve evrensel ki! Otoyol kenarlarında, sokak ortalarında ezilmiş hayvanlar görürüz hep. İnsanların hayvanlara nasıl davrandığını anlamak için bu bile yeterlidir aslında. İnsanlar hayvanlar karşısında duyarsız, onlar da kocaman tekerler karşısında aciz ve çok çok küçüktürler. İşte Azmi, akrabalarını, arkadaşlarını, son olarak da Beti teyzesini
trafik kazalarında kaybedince, buna bir çare bulmaya karar veriyor. Ailesinden izin alıp yolları incelemek için dışarı çıkıyor. Tabii kocaman insanların arasında dolaşırken başına gelmeyen kalmıyor. Trafik ışıklarından geçmeye çalışıyor ama orada bile ezilme tehlikesi atlatıyor. Son olarak, bir bisikletin altında kalıp yaralanıyor. Anlıyor ki, trafikle ilgili düzenlemeler var ama hepsi insanlar için. Ama yine de pes etmiyor Azmi. Her gün dışarı çıkıp karşıdan karşıya güvenli bir şekilde nasıl geçebileceklerinin yollarını öğrenmeye çalışıyor. Çalışmaları sonunda meyvelerini veriyor. Bir gün, okula giden çocuklar için trafiği durduran bir görevli görüyor. Kadın, her sabah ve akşam öğrenciler karşıdan karşıya geçerken elindeki tabelayı kaldırıp otomobillerin durmasını sağlıyor. Azmi, ailesini, arkadaşlarını, komşularını toplayıp kadının yanına gidiyor. Görevli kadın önce şaşırsa da, kirpilerin ne istediğini hemen anlıyor ve artık onlar için de trafiği durduruyor. Bundan sonra kirpiler karşıdan karşıya geçmek istediklerinde, görevli kadının bulunduğu noktayı kullanıyor ve hiçbir kirpi arabaların altında kalmıyor.

Tabii masalda. Gerçek hayatta maalesef otomobillerin çarptığı hayvanlar ölüme terk ediliyor. Oysa bu şekilde yaralanmış bir hayvanı görüp veterinere götürdüğünüzde sizden ücret bile alınmıyor. Düzenleme böyle. Ancak insanlar buna rağmen çoğu kez hayvanlara yardım etmekten kaçınıyor.

Umarım Kipri’yi okuyan çocuklar bu bilince ulaşır ve hayvanlara, insanlar için düzenlenmiş olan bu dünyada her anlamda yardım eder. Bu dünyayı, insanlar için düzenlemenin önüne geçer. Pek çok konuda bilinçlenmeye başlayan dünya, hayvan hakları konusunda gözlerini sımsıkı kapalı tutmaya devam ediyor. Hayvanları kullanıyor. Onlardan hamburger köftesi, kazak ya da ruj yapmaktan gocunmuyor. Çocuklar için yazılan hikâyelerin, masalların pek çoğunda hayvan karakterler
kullanıldığı halde, hiç kimse çocuklara bu bilinçten söz etmek istemiyor. Çocuklara hayvanların gerçekte ne olduğundan bahsetmekten korkmamak, onların bizim hamburgerimizin
içindeki köfte olmadığını anlatmak gerekiyor.

Hayvanların bu dünyada yaşadığını fark etmek istemiyoruz. “Onların da bizler kadar bu dünyada yaşamaya hakkı var,” gibi cümleler kurarak aslında türcülüğün altını çiziyoruz. Hâlbuki “Bizim de onlar kadar yaşamaya hakkımız var,” desek ya bir kere. Dünyaya, insanların gözünden bakmayı bırakırsak, söylemi değiştirirsek belki bir şeyler değişir. Unutmayın, bu dünya kirpilerin, tavukların, ineklerin, köpeklerin, ağaçların, karıncaların, domateslerin, papatyaların ve insanların… Ve hatta oyuncakların, yastıkların, masaların, kalemlerin…

Çocuk
Colas Gutman
Resimleyen: Delphine Perret
Çeviren: Tuvana Gülcan
İletişim Yayınları, 36 sayfa

Kipri
Dick King-Smith
Resimleyen: Ann Kronheimer
Çeviren: Gökçe Ateş Aytuğ
Hayykitap, 88 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz