İyi Kitap

Albert Einstein’ın ışığı ve Diyojen: köpek adam

Metis Yayınları’nın, “Küçük Filozoflar” serisinden çıkan, Albert Einstein’ın Işığı ve Diyojen:
Köpek Adam adlı kitaplar çocukları felsefenin ve bilimin engin topraklarında özgürce, hiç
sıkmadan dolaştırıyor.

Şeref BİLSEL

Felsefe bize düşünmeyi öğretirken düş kurmamıza da olanak sağlar. Bizi oturduğumuz yerden büyük yolculuklara, sorulara, hayretlere taşır. Güpegündüz elindeki feneri sallayarak, “İnsan arıyorum, insan! Bakmadığım yer yok, hiç insan görmüyorum!” diyen birine rastlarsanız onun normalin dışında bir insan olduğunu düşünürsünüz. Normalin dışına çıkmadan başarı elde edilebilir mi? Herkesin geçtiği yollardan yürümek bizi, herkesin bildiği yerlere vardırır çünkü. Diyojen Köpek Adam kitabı tanrıları değil; yorgunluk nedir bilmeyen, her türlü yoksunluğa dayanıklı ve en küçük şeylerden haz duyan köpekleri taklit etmek isteyen bir düşünür etrafında gelişir. “Köpek,” der Diyojen, “yaşamak için zorunlu olandan öte hiçbir şey istemez. Su. Hava. Güneşin sıcaklığı. Bir meyvenin şekeri.”

Köpek kolaylıkla erişilebilecek şeyi arzu eder, hiçbir şeyden yoksun kalmaz. Ona göre toprak mükellef bir sofra, tüm dünya da evidir. Kitap boyunca, insanın mutluluk arayışı, hırsları, mülkiyet güdüsü ve hayvandan farklı yönleri üzerinde duruluyor. Bütün bunlar insanın kendi dışına çıkıp, kendisini dışarıdan seyrettiği bir perspektif içinde veriliyor. Diyojen’e ait her söz dinleyende şaşkınlık, ürperti yaratıyor. Dinleyen: “Ya böyleyse!” diye düşünmeden edemiyor. İnsanın yeni olana karşı tedirginliği ve mesafeli tavrı burada da karşımıza çıkıyor. Her düşünce insanı, eskiye,
var olana savaş açarak yeni bir düşünce koyar ortaya. İnsanın alışkanlıklarından vazgeçmesi öyle kolay olmaz. İnsan direnir, sahip olduğu ister bir nesne olsun, ister düşünce, kolay kolay terk etmeye yanaşmaz eski halini. Diyojen bu kitapta “köpek” üzerinden krallığa, sınırlara karşı, bir dünya vatandaşı portresi çizer bize. Zenginliğe, toprağa, unvana karşıdır köpek.

Diyojen hayat ve insan hakkında çarpıcı öğütlerde bulunduğu Androsthenes’i “köpek gibi yaşamaya” ikna eder. Androsthenes, Diyojen’in anlattıklarına uygun, insanların hırslarından, makam, mevki arzularından uzakta köpek gibi yaşamaya başlar. Bir geçmişi olduğunu unutur. Birkaç ay sonra, pazar yerinde ağabeyi Philoskos’la burun buruna gelir: “Ne oldu sana? Zeus aşkına! Dilenciye
dönmüşsün!” diye bağırır. “Yoksa esir olarak mı satıldın?” diye sorar. “Tam tersine,” der Androsthenes: “Atina’nın en özgür adamı oldum.” Bize özgürlüğün bir şeylere sahip olmak mı, yoksa
bir şeyleri terk etmek mi olduğu noktasında güzel bir ders verir.

Diyojen’in etkilediği insanlar çoğalınca, onların yaşama biçimleri Yunanistan’a yayılır, hatta o sıralar Makedonya’nın ve tüm Yunanistan’ın kralı olan İskender’in kulağına gider. İskender, “Bir kral senin için ne yapabilirse iste benden ey dilenci,” der. O sırada toprağın üzerine uzanmış, güneşlenmekte olan Diyojen, şu unutulmaz karşılığı verir: “Gölge etme başka ihsan istemem.”

ZAMANDA YOLCULUK
19. ve 20 yüzyıl, o güne dek ortaya konmuş pek çok teorinin pratik karşılığının arandığı, sınandığı yüzyıllardır. İnsanoğlunun yüzyıllar boyunca tahmin etmeye yeltendiği, cevabını üstünkörü aradığı birçok gelişme daha sonra gelen bilim insanları tarafından, deneyler yardımıyla kanıtlanmış ve belli bir formüle yerleştirilmiştir. Felsefecilerin çoğu soru sormanın cevap vermekten zor olduğuna inanır. Burada aslolan, soruyu “doğru” sorabilmektir, çünkü yanlış sorulmuş bir sorunun birden çok cevabı olabilir. Cevabını merak ettiği “doğru” sorular peşinde koşan insanlar arasında en dikkate değerlerinden biri Albert Einstein’dır. Einstein, henüz 27 yaşındayken, modern fiziğin temellerini atan önemli makaleler yayımladı. 1921’de Nobel Fizik Ödülü’ne değer görüldü. Bugün “görelilik kuramı” onun adıyla yan yana anılmaktadır.

TANRI ZAR ATMAZ!
Kitap, Münih şehrinin en büyük eğlencesi olan bir bira festivaliyle başlar. Uzunluğunun tam üç yüz bin kilometreyi bulduğu söylenen Şottenhamel’in mekânının tavanları ampullerle donatılmıştır. Şottenhamel müşterilerine ampullerin saat 10:00’da yanacağını duyurur. Bizim genç Albert Einstein da o gün oradadır. Salonun öbür ucunda saatine bakan Şottenhamel, salonun ucundaki ampullerin bir saniye gecikmeyle yandığını fark edince öfkeden küplere biner: “Benim adım nasıl Şottenhamel ise bir saniye de bir saniyedir! Kabul edemem bunu, müşterilerime rezil oldum!”
der. Genç Albert ve kız kardeşi Maya bu bir saniyelik gecikmenin nereden kaynaklandığı üzerine düşünmeye, ışığın salonun öbür ucuna daha hızlı gitmesi için çare bulmaya koyulurlar. Işığın hızına çare ararken zaman kavramı üzerinde de düşünmeye, sorular sormaya başlarlar. Zamanın akışının bakış açısına göre değişebileceğini “köfte” deneyi ile anlamaya başlarlar. Köfte deneyini merak edenler, kitabı okuyunca “köftenin” doymak dışında bilime ne derece yardımcı olduğunu anlayacaktır!

Bugün okullarda enerji, kütle, hız sözcükleriyle karşılaşanlar bilmelidir ki bu sözcükler üzerine en çok kafa yoran kişi –bir zamanlar meraklı bir çocuk olan– Einstein’dır. Kitap boyunca Albert ve Maya birçok serüvenin içinden geçer, bunlardan en dikkate değeri lunaparkta bindikleri uçan sandalyelerin akla durgunluk veren hızı sayesinde zamanda yolculuk yapmalarıdır. “Işık hızına yaklaştıkça zaman durduğuna göre, sanırım geçmişe gitmek için ışık hızının üstüne çıkmamız gerekir.”

Kitap boyunca aktarılan bilimsel saptamalar, Albert ve Maya’nın bir serüvenden diğerine geçmeleri, şaşırtıcı olaylar içinde devinmeleri nedeniyle okurda kuru, didaktik bir tat bırakmıyor. Birden çok hikâye ve dolayısıyla mekân içinde fark ettirmeden bize içinde olduğumuz gerçekliklerin bileşenlerini yalın biçimde aktarıyor. Rastlantı nedir? Zamanda yolculuk mümkün mü? Zamanın hızı insanın konumuna göre değişir mi? Bu ve benzeri geniş zamanlı sorular peşinde bizi eğlenceli bir yolculuğa çıkartıyor. Ve Albert kitabın sonunda, tesadüflerin üzerine bir çizgi çekiyor: “Tanrı zar atmaz!”

Metis Yayınları’nın “Küçük Filozoflar” dizisinden çıkan bu iki kitap, yanında sorular olan meraklı çocukları doğa ve insanlar karşısında yalnız bırakmayacaktır.

Albert Einstein’ın Işığı
Frederic Morlot
Resimleyen: Anne-Margot
Ramstein
Çeviren: Cemal Yardımcı
Metis Yayınları, 64 sayfa

Diyojen: Köpek Adam
Yan Marchand
Resimleyen: Vincent Sorel
Çeviren: Necmiye Alpay
Metis Yayınları, 64 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz