İyi Kitap

Bir hayvanat bahçesinde yaşamak…

Hayvanat bahçelerine insan bencilliğinin eseri hapishaneler olarak bakmak hiç zor değil. Ne var
ki Guido Sgardoli’nin “Hayvanat Bahçesi Maceraları” serisi bize çok farklı bir tahayyül sunuyor ve
bir hayvanat bahçesinin içinden insanlığın tüm sıkıntılarına selam çakıyor.

Ecem Nida DİNÇTÜRK

Birisi gelip bana, “Senin için alternatif bir yaşam alanı ne olabilir?” dese, ona birçok sıradışı fikir mamulü verebilirim. Yine de bu yanıtların arasına hayvanat bahçesini sıkıştırmak sanırım aklıma gelmez. Bir hayvanat bahçesi, şüphesiz ki bir insan için dünyanın en fantastik yaşam alanlarından birisi olabilir, ama biliyorum ki esasında hayvanat bahçeleri pek yüz gülümseten yerler değil. Hatta kelimenin tam anlamıyla sevimlileştirilmeye çalışılmış hapishaneler. Gelgelelim, Guido Sgardoli’un sözcükleriyle inşa ettiği bu hayvanat bahçesi, kafesler ve zincirlerden uzak, hayvanların yaşam hakkına sonuna kadar saygı duyulan ve onlara doğalından daha konforlu bir yaşam alanı sağlamanın peşinde koşan insanların çalıştığı bir yer. Zaten kahramanlarımız Flippo ve Camilla’yı
bu hayvanat bahçesinin sakinleri haline getiren şey de bu: hayvanat bahçesinin duyarlı ve yetenekli bekçisinin çocukları olmaları.

ZIT İKİZLER
İkiz kardeş olan Flippo ile Camilla, birçok ikiz gibi tamamen zıt karakterler. Bu da aslında onları  tamamlayan uyumlu bir ikiliye dönüştürüyor. Biri ne kadar mantıklı ve temkinliyse, diğeri o kadar uçarı ve cesur. Biri ne kadar çalışkansa, diğeri o kadar üşengeç. Bu yüzden, bir arada yaşamanın incelikleri olan empati ve farklılıklara saygı, kitapların temel kurgusunu örüyor ve hayatı tüm doğallıyla ele alıyor.

Olağan yaşam döngüsünden hayatın eşsiz dengesine, insanlarda da hayvanlardaki gibi anlaşılmaz şekilde baş gösteren sürü psikolojisine kadar birçok hassas noktaya değinen bu öykülerin en keyifli noktası, insanlarla hayvanların özdeşleştirildiği detaylar. Serinin İmdat! Zürafa Tehlikede adlı son kitabında da, bizim ikilinin yeni sınıf arkadaşları ile hayvanat bahçesine katılan yeni üyenin birbirleriyle paralel giden öyküsünde, bu detaylar başarılı bir şekilde bir araya geliyor.

Flippo ve Camilla’nın yeni sınıf arkadaşları, gerek kültürü gerekse görünüşü ile dikkat çeken, kendi halinde biri. Ama bu “farklı” hali onun sınıfta alay konusu olmasına yetiyor. Sınıf arkadaşlarının ve hatta kardeşinin bu yeni arkadaşa takındığı acımasız ve anlaşılmaz tutum karşısında rahatsız olan Camilla, “farklı” olmanın neden bu kadar dışlanmaya sebep olduğunu çözmeye çalışır, yeni arkadaşı ile iletişim kurmanın yollarını ararken, hayvanat bahçesi de yeni bir zürafanın geleceği haberiyle çalkalanmaya başlıyor. Ne var ki, heyecanlı bir bekleyişin sonunda nihayet hayvanat bahçesine varan bu yeni konuk da alışık olunandan biraz farklı bir görünüşe sahip olunca, öyküler uzak bir noktada da olsa birleşiyor. Peki, hayvanat bahçesinin bu yeni konuğunu neler bekliyor?Hayvanlar âleminde de sistemin insanlarınkinden pek farklı  düşünürsek, olacakları tahmin etmek çok güç olmasa gerek…

Aslan kükremeleri, makak kıkırdamaları ve fil haykırışları arasında oldukça fantastik ve keyifli görünen bir yaşantı ikizlerinkisi, evet. Ama tabii onlar için de hiçbir şey tozpembe değil.
Hayvanat bahçesinde sürekli patlak veren sorunlar bir yana, anne ve babalarının aslında pek de “yürümeyen” evlilikleri ve Flippo ile Camilla’nın bu durumlar için kendilerince geliştirdikleri
çözümler, hepimizi aşina olduğumuz bir gerçeklik boyutuna çekiyor. Çocukların bu durumlarla baş etme şekilleri de öykülerin arasına güçlü mesajlar sızdırıyor.

“Hayvanat Bahçesi Maceraları”, kurgusu ile çok da gerçekçi olmayan bir evren yaratıyormuş gibi görünmesine rağmen, insanlık hallerine karşı takındığı tavırla ayakları yere basan bir seri. Bir ders vermenin peşinden gitmeyen, ama aslında çok şey öğreten, hiç değilse hatırlatan ve bunu da karnaval tadında bir anlatımla yapan kitaplardan oluşuyor. Guido Sgardoli’nin temiz dili ve sakin anlatımıyla can bulan bu hayvanat bahçesinden hepimizin öğreneceği bir şeyler var.

Hayvanat Bahçesi Maceraları
İmdat! Zürafa Tehlikede
Guido Sgardoli
Resimleyen: Stefano Turconi
Çeviren: Çiğdem Casagrande
Pegasus Yayınları, 94 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz