İyi Kitap

Jason Wallace’ın COSTA 2010 Çocuk Kitapları Ödülü’ne layık görülen Gölgelerden Uzakta adlı romanı, zorlu bir konuya, ırkçılığa ve ayrımcılığın silinmesi zor izlerine eğiliyor. Doğru seçimleri hayata geçirmenin zorluğu üzerinden, kolayına kaçmadan incelikli bir anlatı sunuyor.

Elif Bereketli

Kısa bir tarih dersi: 1923’te bugünkü Zimbabve olan Güney Rodezya, siyasi iktidarı beyaz azınlığa veren bir anayasayla, İngiltere tarafından ilhak edildi. 1972’de ise Afrikalılar beyaz yönetime
karşı gerilla savaşı başlattı! Altı binin üstünde asker ve sivil öldürüldü. Ve 1979’da ülkenin herkese oy hakkı tanındığı ilk genel seçimde hak yerini buldu ve siyahların çoğunlukta olduğu
parlamento işbaşına geçti.

Bunun neden mi anlattım? Çünkü, işte tam bu bağımsızlığın hemen ardından, Zimbabve’ye gidiyoruz şimdi. 1980’lerdeyiz. Artık ülkeyi, halkın çoğunluğu olan siyahiler yönetiyor, kolonyal “beyaz” güçler değil. Bu her daim trajik ülkede, bir dönem kapandı, yenisi başladı.

KLİŞELER KIRILIYOR

Kahramanımız Robert Jacklin de bu ortamın içine düşüverecek. Onun için de aynen öyle: Bir dönem kapanıyor, yeni bir dönem başlıyor. Babası İngiliz hükumetince, iş sebebiyle bu
bölgeye atanıyor, annesi ve Robert bu karara itiraz etseler de yapacak hiçbir şey yok. Robert şimdi yepyeni bir kıtanın çocuğu olacak. Yepyeni bir okulda, yepyeni bir hayata merhaba diyor.
Klasik ve hatta klişe bir “beyaz adam Afrika’da” hikayesi değil mi? Ve sonra, beyaz adam siyah adamı anlamaya çalışır. Kesin, müthiş dostluklar kurulur. Ve sonunda bu kitap, beyazların ülkesinde beyazlar tarafından alkışlanır. Beyazlar beyazlara yine kazandırır…

Durun!

Belki hayat kurtarmıyor, ama bu kitapta, önyargılarımızdan biraz daha fazlası var.

Kitapta, şaşırtıcı manevralar olacak. Mesela…
Varlıklı ve dolayısıyla beyaz ailelerin çocuklarının gidebileceği kadar pahalı olduğu için okulda yalnızca birkaç siyahi öğrenci var. Robert,  bunlardan biriyle, Nelson ile yakınlaşıyor ve bir dostluğun temelleri atılıyor. Üstelik, Robert’in babası da onu destekliyor bu konuda. Babası ona, ülkenin uzun süre önce siyahilerden çalındığını, dolayısıyla şu anda siyahi bir hükumet tarafından yönetiliyor olmasının doğru olduğunu söylemiş hep.

Gelgelelim, okulda karşılaşacağı hikâyeler de en az babasının sözleri kadar çarpıcı olacak onun için. Siyahilerin daima aşağılandığı, hor görüldüğü bir ortamda, babasının sözleri kulağında yankılanırken, Robert şimdi hem kendini bu yeni ortama kabul ettirmeye çalışacak, hem Nelson ile dostluğunu devam ettirmeye… Gelgelelim, bu iş öyle pek de kolay değil. Çünkü okulda ciddi nefret sorunlarıyla boğuşan öğrenciler var. Mesela Ivan. Ivan, özellikle Nelson’a yaklaşımında çok sert. Robert, bu yaklaşımın yanlış olduğunu hissedebiliyor ama okulda kendini bir şekilde kabul ettirmesi de lazım! Ve, işte burada klişe korkumu kırıveriyor yazar: Robert, Nelson’ı tabiri caizse terk ediyor ve İvan’la samimiyet kuruyor. Kabul edilmeme korkusundan.

NEFRET SUÇU VE İNSAN OLMAK

Ve şimdi de beyaz bir Afrikalının dünyasına gireceğiz; onu böyle anlayışsız yapan her şey, ailesi, büyüdüğü ortam gözlerimizin önüne serilecek. İşte bu manevra, kitabı özel kılıyor bana sorarsanız. İvan karakterini, acımasız kötü çocuk olarak sunmak en kolayı, oysa onun da “insan” olduğu ispatlarken, bir yandan Robert’i unutmamak, Nelson’dan kopmamak ve okuru arada bir Zimbabve gerçekleriyle şoklamak… Tüm bunlar yazarın incelikli algısını ve yazma becerisini gösteriyor.
Kutuplaşmış, trajik bir ülkenin çocuklarının öyküsü Gölgelerden Uzakta. İnsanların birbirini sevmemek için binbir türlü icada gerek duyduğu, “çıkar”ların çatıştığı bir ülke. Öyle olduğuna inandırılan bir ülke. Bir insanın en büyük çıkarının aslında barış ve mutluluk olduğunun insanlardan ustaca saklandığı bir ülke. Bu etkileyici kitap, hiç değilse bu yüzden okunmalı.
Bir yapboz gibi oynayabilirsiniz bu kitapla. Kutuplardaki siyah ve beyazları çıkarın. Hangi pozisyona, ülkemizdeki hangi toplumsal sınıfı koyarsanız koyun, gayet iyi uyuyor.
Gölgelerden Uzakta, alıştığımız çocuk kitaplarına benzemiyor. Gençlerin menziline de hiç uzak değil. Siyasi gerginliklerin her gününe sindiği bir ülkede, ebeveynlerin okuması ise en
hafif deyimiyle faydalı. Hem, bir çocuğun ahlaki değerleri ile kendini etrafına kabul ettirme savaşının anlatıldığı bir kitaptan, çocuğunuza öğreteceğiniz dersler çıkarmak bir yana, sizin de
öğrenecek çok şeyiniz olabilir.

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz