İyi Kitap

Fantastik bir Türkiye öyküsü…

Fantastik bir Türkiye öyküsü…

Esin ESEN

Türkiye hakkında pek çok eseri olan Japon yazar Etsuko Shindō’nun Türkiye’de yayımlanan ilk kitabı Kapadokya’da Çatra Patralar çıktı. Japonca orijinalinden çevrilen kitap, güncel Japon Çocuk Edebiyatı’ndan Türkçeye aktarılmış ilk eser.

Kapadokya’da Çatra Patralar, 2009 yılının sonunda Japonya’nın en önemli ve en büyük yayınevlerinden biri olan Kōdansha tarafından yayımlandı. 2010 yılında “Japon Kütüphaneleri Öneri Listesi”ne girdi. Japon Dili ve Edebiyatı uzmanı Esin Esen tarafından Türkçeye aktarılan kitap, Can Çocuk Yayınları’ndan çıktı. Kapadokya’da bir “kaya otel”de, onu henüz bebekken bulup evlat edinen Ana ve Ata ile birlikte yaşayan 12 yaşındaki Kaya’nın, Japon ressam Yōko ve Finli arkeolog Mikko’nun da dahil olmasıyla yaşadığı gizemli olayları anlatan bu fantastik roman, güncel Japon Çocuk Edebiyatı’ndan Türkçeye aktarılmış ilk eser olma özelliğini taşıyor.

Kitabın yazarı Etsuko Shindō’nun gezi yazıları ve çocuk kitapları olmak üzere Türkiye ile ilgili on iki kitabı var. Ayrıca pek çok dergide Türkiye hakkında yazıları yayımlanmış. Türkiye’ye dair ilk kitabını 1988’de yayımlayan Etsuko, nasıl olmuş da Türkiye’yi bu kadar sevmiş, merak etmeden duramıyor insan. Etsuko’nun Türkiye’ye duyduğu sevginin bir nişanesi olarak Türkçe gerçekleştirdiğimiz sohbette bu ve başka pek çok sorunun yanıtını bulacaksınız.

Bize Türkiye maceranı anlatabilir misin? Senin ilk geldiğin yıllarda Japonya’da Türkiye çok bilinmiyordu herhalde. Nasıl oldu da buraya gelmeye karar verdin?

Türkiye’ye ilk defa 1982 ve 1984 yıllarında tatil için geldim. Üniversiteyi bitirdikten sonra 10 ay kadar gazetecilik yaptım. Sonra işimden ayrılıp Türkiye’ye geldim. Türk halılarını biliyordum. Yolculuğumun amacı Türkiye’ye gidip bir köyde yaşayarak hem orayı tanımak, hem oralı hanımlarla birlikte bir halı dokumaktı. Öyle yola çıktım.

Hangi yıldan bahsediyorsun? 1985.

Gerçekten mi! Peki, hayal ettiğin gibi halı dokuyabildin mi? Burada yaşayanlar için bile çok zor halı dokumak.

Evet. Önce İstanbul’a gittim. Nerede, nasıl halı dokuyabileceğimi bilmiyordum. Sadece kalbimin derinlerinde bir istek. Orada tanıdığım kişiler Kapadokya’dan bahsettiler. Kalktım oraya gittim. Bir pansiyonda kalmaya başladım. Göreme’de bir otel kurmak için oraya gelmiş, sonradan çok yakın arkadaşım olan çiftle de öyle tanıştım. Daha önceden tanıdığım Ali Baba da ordaydı. Onlara hayalimi anlattım. Kime anlatsam herkes çok şaşırıyordu. En sonunda orada yaşayan bir hanımla tanıştırdılar beni. Benimle birlikte halı dokuyup, bana halı dokumayı öğretmeyi kabul etti. Böylece o köyde yaşamaya başladım.

Peki, o halı duruyor mu?

Evet, en kıymetli hatıralarımdan biri olarak sakladım halıyı. Halının ucuna benim ve o hanımın ismini dokuduk. İlk kitabımın ismi de bu yazı oldu zaten. Tüm o hatıralarımı yazdım. İşte bu hikâyeyle o köyü, geleneklerini, orada tanıştığım herkesi yaşamıma dâhil etmiş oldum. Onlar benim buradaki ailem gibi oldu. Onların beni Etsuko olarak sevip kabul etmeleri beni onlara daha da bağladı. Sonra defalarca geldim Türkiye’ye. Mesela bir seferinde İpek Yolu’nu aşıp Yörüklerle yaşadım. Gördüğüm her şey, dokuduğum halı gibi, yaşamıma dokundu. Kendimi buraların bir parçası olarak hissetmemi sağladı.

Bize biraz kitaplarından bahseder misin?

Ben iki tür kitap yazıyorum. Biri Türkiye hakkında gezi, hatıra ya da tanıtıcı kitap gibi. Bir de fantastik çocuk romanları yazıyorum. Onların da bir kısmının konuları Türkiye ile ilgili. Benim okurlarım da ikiye ayrılıyor. Mesela gezi, hatıra yazılarımı bilip takip edenler, beni Türkiye’ye tek başına seyahat etmiş, Türklerin yaşamını anlatan biri olarak biliyorlar, çocuk kitapları yazdığımı duyunca çok şaşırıyorlar. Beni yazdığım çocuk kitaplarından tanıyan okurlarım da diğer kitaplarımı duyunca aynı tepkiyi veriyor. Her iki türü de saydığımızda, Türkiye ile ilgili on iki kitabım oldu. Halı dokuma öykümü yazdığım kitabı zaten anlattım. Onun dışında, mesela Yörüklerin yaşamını yazdığım Çobanın Islığı Duyuluyor, Türkiye ile ilgili bir tanıtım kitabı. Çocuk kitaplarımdan Göreme Köyünde Halı Dokumak, Mavi Lale gibi kitaplarım var. İlk kitabım da, sonra yazdığım İstanbul Gözü, Türkiye Nefis Seyahat adlı kitaplarımın üç cildi de on binden fazla sattı.

Türkiye’de ilk kitabın yayımlandı. Kapadokya’da Çatra Patralar. Bunun hikâyesini anlatır mısın bize?

Bunu en iyi sen biliyorsun, sen anlat.

(Aslında doğru, bütün hikâyeyi biliyorum. Hepsini adım adım Etsuko ile birlikte yaşadım. Etsuko’nun yayınlanır yayınlanmaz bana gönderdiği kitabını okuduğumda, o kadar heyecanlanmıştım ki hemen ona yazıp çevirmek istediğimi söyledim. Herkes kitabı okusun, benim kadar sevsin, heyecanlansın istemiştim.)

Kapadokya’da geçen fantastik bir çocuk romanı Kapadokya’da Çatra Patralar. Kitapta beni en çok etkileyen, bizim kültürümüze dair öğelerin bu fantastik öyküyle sarmallanması oldu. Hani biz Türkiye’de modern olmak adına gelenekseli yok sayıp, başka yönlere bakıyoruz ya, kitabın sahip olduğumuz geleneksel şeylerin nasıl güzel, nasıl farklı olduğunu göstermesi beni en heyecanlandıran şey oldu. Şöyle anlatabilirim bu duyguyu, kendi yüzünü yıllardır görmemiş bir kişinin aynada yansımasını görmesi gibi: Ben bu kadar güzel miyim? Etsuko’nun yazdıkları bize Japonya’dan sevgiyle bakan bir ayna gibi. Siz de seveceksiniz o görüntümüzü eminim.

Çatra Patra ne demek?

Ben bu sözcüğü Japonca-Türkçe sözlükten buldum. Karşısında “bir şeyi çat pat anlayan” yazıyordu. Hem sözcüğün sesi çok hoşuma gitti, Japon okurların seveceğini düşünerek seçtim. Hem de hikâyenin fantastik karakterlerinin konuşmalarının çat pat anlaşılmasını anlattığı için çok uygun bir isimdi. Sonradan öğrendim ki Türkler bu sözcüğü bilmiyorlarmış. Aslında Bulgarca “dört beş” anlamına gelen “çetir petir” sözcüğünden Türkçeye geçen bir sözcükmüş.

Peki, Çatra Patralar’ı yazarken nelerden esinlendin?

Daha önce anlattığım gibi, Kapadokya’nın o köyünü kendi köyüm gibi hissediyorum. Kitabın kahramanları Ata ve Ana oraya ilk gittiğimde tanışıp sonra çok yakın olduğum kişiler. Benim gittiğim sene orada kaya oyması bir yer alıp otel yapmaya çalışıyorlardı. O harabe yeri görünce açıkçası oranın otel olabileceğine inanmamıştım. Ama sonraki yıllarda adım adım çok güzel bir otele dönüştüğünü kendi gözlerimle gördüm. Sonra o oteli elden çıkardılar, ama benim gördüğüm kadarıyla Kapadokya’da şimdi çok ünlü olan kaya oyması otel fikri onlarla başladı diyebilirim. Muhteşem bir kütüphaneleri vardı ve Ata karakteri için esinlediğim arkadaşım gerçekten birçok dil konuşabiliyor. Japon Yôko karakterini de Kapadokya ile ilgili muhteşem resimler çizen bir Japon ressamdan esinlenerek oluşturdum. Çatra Patralar’ın içimde nasıl doğmuş olduğunu ise kitaba ayrıntısıyla yazdım. Oradan okursunuz, olur mu?

Çatra Patralar zamanda yolculuk yapabiliyorlar. Onlardan seni nereye götürmelerini isterdin?

Çatra Patralar’ın beni götürmesini istediğim yer Selçukluların yaşadığı zamanda Anadolu olurdu.

Çatra Patralar tatlı şeyleri çok seviyorlar. Onlara hangi tatlıyı yedirirdin?

Bizim konpeitô dediğimiz, küçük yıldız şeklinde, rengârenk Japon şekerlemelerinden yedirirdim!

Kapadokya’da Çatra Patralar’ın Japonya’da yayımlandıktan hemen sonra “Japon Kütüphaneleri Öneri Listesi”ne girdiğini biliyorum. Bu çok önemli bir şey. Bu konuda ne söylemek istersin.

Japonya’da bu listeye giren bir kitap okul kütüphanelerince satın alınıyor. Böylece çok sayıda çocuğa ulaşmış oluyor. Benim kitabım da bu sayede çok kişiye ulaşmış oldu. Keşke Türkiye’de de böyle olsa.

Japon eleştirmenlerin kitap hakkında söylediklerini kısaca aktarabilir misin?

Bu konuda çok yazı çıktı. Röportaj için Japon Çocuk Edebiyatı dergisinde, çocuk edebiyatı uzmanı Hayashi Michiyo’nun yazısından bir bölüm hazırlamıştım, onu okuyayım: “Kapadokya’da Çatra Patralar konusu Türkiye’de geçen, yabancı öğeleri ve kendine özgü bir yapısı olan karakterlerin çevresinde gelişen fantastik bir kitap. Çatra Patraların nasıl insanlar olduğunu tam bilmiyorum ama bana biraz Batı kültüründeki elflerle, Türk kültüründeki periler ve Ainu masallarındaki misafirperver küçük insanlar olan Korpokkurların karışımı gibi bir his verdi. Kitapta olaylar, farklı dil ve kültürlerde yetişmiş insanların kalplerine açılan yolla, sakin ve huzurlu bir zaman olgusu içinde gelişiyor, Türk tarihi, kültürü ve âdetlerinden oluşan anlatı örgüsüyle yetişkinler için de keyifle okunacak bir eser.”

Kitabının Türkiye’de yayımlanması ile ilgili söylemek istediğin başka bir şey var mı?

Evet. Ben yıllarca burada bir sürü kişiyle tanıştım. Sohbet ettim, arkadaş oldum. Nihayet onların benim yazdıklarımı kendi dillerinde okuyabileceklerine çok seviniyorum. Tüm o sevdiğim, kalplerimizde karşılıklı yol açılan kişilerin kitabımı okurken, “Aa, o kız, aa bak, o zaman,” deyip hatırlayabilecek olması beni çok mutlu ediyor. Ben burayı, burada yaşadığım her şeyi çok severek yazıyorum. Umarım, yazdıklarımı sizler de çok seversiniz!

Kapadokya’da Çatra Patralar Etsuko Shindo Resimleyen: Gözde Bitir Çeviren: Esin Eser Can Yayınları, 200 sayfa

Kapadokya’da Çatra Patralar Etsuko Shindo Resimleyen: Gözde Bitir Çeviren: Esin Eser Can Yayınları, 200 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz