İyi Kitap

Geniş Omuzlu Platon’un rehberliğinde

Geniş Omuzlu Platon’un rehberliğinde

Işık ERGÜDEN

Sistem Yayıncılık tarafından yayımlanan “Çocuklar İçin Felsefe: Geniş Omuzlu Platon’un Maceraları” dizisi, felsefenin özünü gayet iyi yakalıyor; hoş ve sürükleyici öykülerle salt çocuklara değil, biz yetişkinlere bile klasik metinleri farklı bir gözle okuma imkânı sunuyor.

Çocuklar için yazılmış felsefe kitaplarının gerek dünya dillerinde gerekse Türkçede giderek çoğalması sevindirici. Vaktiyle yetişkinler için yazılmış çoğu ikincil felsefe metni bile “açıklayıcı” ve “giriş” niteliğinde olma kaygısıyla “şematize etmeyi”, “vülgerleştirmeyi” felsefe anlatmanın tek yolu olarak görmüşken, çocuklar için yazılmış bu metinlerin hiç de böyle bayağı yollara sapmamış olması işin daha da sevindirici tarafı.

Sistem Yayıncılık tarafından yayımlanan ve iki İtalyan’ın hazırladığı, Emiliano Di Marco’nun yazıp, Massimo Bacchini’nin resimlediği “Çocuklar İçin Felsefe: Geniş Omuzlu Platon’un Maceraları” dizisi de felsefenin özünü gayet iyi yakalayarak, hoş ve sürükleyici öykülerle salt çocuklara değil, biz yetişkinlere bile klasik metinleri farklı bir gözle okuma imkânı sunuyor. Üstelik sekiz kitaplık bu dizi tek bir filozofun, Platon’un (dolayısıyla Sokrates’in) düşüncelerine odaklanmasıyla daha önceki benzer dizilerden ayrılıyor. Görece daha zor gelebilecek böyle bir seçimin üstesinden başarıyla gelinmiş olması, okuru sıkmadan ele aldığı sorunsalları irdelemesi ise çocuk okurların felsefe tarihinin (hatta belki de yaşamın) en temel yanları üzerinde derinlemesine ve çok yönlü bir kavrayış ve bakış geliştirmesine önayak oluyor.

VİCDANIN SESİ: DAİMON

Öykülerin asıl kahramanı elbette bir çocuk: “Geniş Omuz” lakaplı Platon. Bu çocuk bilgelik ve gerçek arayışında. Ama bu arayışı, günümüz çocuklarının (özellikle de yetişkinlerinin) sanal âlemdeki arayışlarından, görüntünün ve gürültünün tozu dumanı arasındaki sahte pırıltıların hükümranlığından çok farklı bir yerde, gerçek hayatın ve yüz yüze ilişkinin ortamında sürdürüyor.

Ve karşımıza öykülerin ikinci kahramanı, (ilk öykü kitabının adıyla) Dünyanın En Bilge Adamı Sokrates çıkıyor. Ama Sokrates hepimiz gibi biri. Hiç de karizmatik olmayan, yiyip içen, öfkelenen, karısından korkan, horlayan bir şişko. Üstelik bilgeliği tek bir şeye dayanıyor; hiçbir şey bilmediğine… Sokrates “Geniş Omuz”a hiçbir şey öğretmiyor, hiçbir cevap vermiyor, sorular soruyor, onun da başka sorular sormasını sağlıyor ve bilgeliğin, güçte, bilgide, konuşma ya da ikna yeteneğinde değil, kendini bilmekte, hiçbir şey bilmediğini bilmekte, görünüşe aldanmamak, sorular sormak, yol almak, yol olmakta yattığını gösteriyor…

Öykülerin bir diğer kahramanı ise “Geniş Omuzlu Platon”un iç sesi. Yani Yunanların Daimon adını verdikleri, “ruh”, “vicdan” anlamlarına gelen “Kadın Sesi”. Belki de zaten felsefe dediğimiz şey bu iç sese kulak vermeyi, onu büyütüp geliştirmeyi, kösteklerden kurtarıp özgürleştirmeyi öğrenmekten ibaret…

Bu üçlünün yanı sıra kitaplar boyunca öykülere eşlik eden başkaları da var. Örneğin Sokrates’in “huysuz ve hırçın” karısı Santippe; Sokrates’in sürekli diyalog halinde olduğu, hayatın hallerini konuşup tartıştığı (bu arada da birlikte bolca yemekler yiyip içkiler içtikleri, şölen düzenledikleri) dostları; Antik Yunan’ın diğer filozofları, tiyatro, tragedya, komedya yazarları, şair ve tarihçileri… Sonra bir de kavramlar: etik, mantık, çelişki, kanun…

MANTIĞIN TUZAKLARI

Dizinin ikinci kitabı Gizemli Mağara, hayatın her alanında gerçeğin peşinde koşan, yalanların ve zincirlenmiş rutin bir hayatın dışına çıkmak, görmek isteyen, bunun için zorlukları göze alan, yalnızlığı kabullenen tek bir insan -bir çocuk- ile neden ve niçin zincirlendiklerini bile hatırlamayan, statükolarını ve konformizmlerini bozmayan, hurafelerle, yalanlarla düzenlerini sürdüren kalabalıklar arasındaki çelişkiyi, tersten kurulmuş mağara eğretilemesiyle nefis bir şekilde dile getiriyor. Bunu Muhteşem Atlantis Krallığı, Çelişkiler Ülkesi, Şölen, Athena’nın İntikamı, Sihirli Yüzük ve Varoluşun Başlangıcı adlı kitaplar takip ediyor. Platon’un Diyaloglar’ının birçok metni (“Timaeus”, “Critias”, “Şölen”), Sokrates’in Savunması, Devlet gibi eserleri, Sofistlerin metinleri, Diyojen, Gellius, Hesiodos, Thales, Anaksimondros, Anaksimenes’ten günümüze kalmış metin parçacıkları, toplam sekiz kitaplık bu dizinin arka planını oluşturuyor.

Muhteşem Atlantis Krallığı’nda, Yunan mitolojisinin Herkül’den Poseidon’a uzanan birçok öğesinin iç içe geçmiş öyküleri eşliğinde, olağanüstü zengin Atlantis Krallığı’nın bir gecede sulara gömülmesinin ardındaki gizemi keşfederken, bir uygarlığın varlığını sürdürmesinde halka yararlı iyi kanunların önemini kavramak da mümkün…

KUŞKUNUN LABİRENTLERİ

Çelişkiler Ülkesi’nde ise yolumuz, doğruyla yanlışın yan yana durduğu, hiçbir şeyin olduğu gibi görünmediği büyülü Mantık Krallığı’nın topraklarındaki Çelişkiler Ülkesi’ne düşüyor ve kaplumbağayı bir türlü geçemeyen Aşil’in öyküsünde, mantığın tuzaklarla dolu alanında doğruya ulaşmaya çalışıyoruz… Şölen bize kibirleri nedeniyle cezalandırılmış, birbirlerine yapışık insanların efsanesini anlatırken, Aşk’ın doğasını da kavramamıza imkân tanıyor. Athena’nın İntikamı, Yunan mitolojisinin tanrı ve tanrıçaları ile filozoflarından aldığı esinle felsefenin yararı konusunda Santippe’yi ikna etmeye yönelik, geçmişle gelecek arasındaki uzun ve eğlenceli bir yolculuğun anlatısı. Temel ahlak sorunlarının ele alındığı Sihirli Yüzük’te çok eski bir efsaneden esinlenilmiş. Takan kişiyi görünmez kıldığına inanılan yüzük sayesinde ülkesinin en görkemli kralı olmayı başaran çoban efsanesi, yüzüğün “yanlış” kişilerin elinde çok büyük sorunlara neden olabileceğine işaret ediyor.

Varoluşun Başlangıcı ise tüm bildiklerini anlatması için ustası Sokrates’e defalarca yalvarıp yakaran Geniş Omuz’a ustasının cevabıyla başlıyor. Eğer öğrencisi varoluşun nasıl başladığını bulup söyleyebilirse, bu tek cevap karşılığında Geniş Omuz da bütün cevapları alacak. Böylece başlayan, gizemlerle, tuzaklarla dolu uzun serüvende ilk filozofların düşünceleri arasında dolanan Geniş Omuz, kuşkunun ve karanlığın labirentlerinden aydınlığa çıkmaya, varoluşun nasıl başladığını anlamaya çabalıyor.

Felsefenin yanı sıra mitolojinin, tarihin, mantığın da yer aldığı, ama her biri sıradan gündelik hayat örgüsü içinde işlenmiş, merak uyandırıcı, sürükleyici bu öyküler, sordukları soruların doğrudanlığıyla −farkında olmadan− felsefeye ve felsefi düşünceye “doğuştan yatkın” olan çocukların algı ve kavrayışına son derece uygun. Dolayısıyla çocuk okurlara rahatça hitap edeceğini düşündüğüm bu dizinin biz yetişkinlere söyleyecek lafı da var: Felsefe denen şeyin daha baştan bir “çocuk algısı” olduğunu, sürekli sorular sormak gibi temel bir yetiyi nasıl yitirdiğimizi, felsefenin hayatlarımızdan nasıl ve niçin çıkıp gittiğini bu kitapları okuyunca anlayabiliriz sanırım.

Dünyanın En Bilge Adamı Emiliano Di Marco Resimleyen: Massimo Bacchini Çeviren: Dilek Yılmaz Sistem Yayıncılık, 48 sayfa

Dünyanın En Bilge Adamı Emiliano Di Marco Resimleyen: Massimo Bacchini Çeviren: Dilek Yılmaz Sistem Yayıncılık, 48 sayfa

Varoluşun Başlangıcı Emiliano Di Marco Resimleyen: Massimo Bacchini Çeviren: Dilek Yılmaz Sistem Yayıncılık, 48 sayfa

Varoluşun Başlangıcı Emiliano Di Marco Resimleyen: Massimo Bacchini Çeviren: Dilek Yılmaz Sistem Yayıncılık, 48 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz