İyi Kitap

Hayvanlar ne düşünür?..

Hayvanlar ne düşünür?..

Ezel Dağlar ERGÜDEN

Şiirsel Taş’ın yazıp Gökçe Akgül’ün resimlediği Zincir aynı zaman dilimini ve olayları farklı canlıların gözünden anlatıyor. Bir çocuk ile annesinin yanısıra evin kedisinin, pirelerin, kuşların ve bir köpeğin söz aldığı öyküyü genç yazarımız değerlendirdi…

Herkese merhaba… Yeni bir yıla ve nihayet kış mevsiminin soğuklarına girdik, çok heyecanlıyız. Her neyse, bu yeni aya ve yeni yıla girerken, size değişik bir kitap tanıtayım dedim. Başlıyorum:

Kitabın adı Zincir. Hayykitap’dan çıkmış. Adından bir macera kitabı olduğunu düşünebilirsiniz, ama yanılırsınız. Aslında, sıradan bir günü anlatıyor. Bir çocukla başlıyor, resimlerden anladığımız kadarıyla bir kız.  Soğuk bir günde, yatağından çıkıp okula gitmesi gerekiyor. Ama iki sıcak ekmeğin arasında eriyen bir kaşar olmayı tercih eder ne de olsa. Çocuğu zar zor okula yolladıktan sonra yeni bir bölüme geçiyoruz. Bu kısım Zombi adlı bir kedinin gözünden anlatılıyor. Yani çocuk yataktan çıkıp Zombi’yi de dışarı atıyor ve hikâyeyi Zombi’nin gözünden dinlemeye başlıyoruz. Ondan sonra Kara Kızılkuyruk (evin hemen dışındaki ağacın dalına tünemiş bir kuş) gelip kendi macerasını anlatıyor. Yüz sayfa boyunca farklı farklı kişilerle (ya da canlılarla diyelim) devam ediyor kitap. Aslında çok hoş bir fikir. Bir gün içinde bile herhangi bir canlının yaptığı küçük bir hareketin diğerlerini nasıl etkilediğini anlatıyor. Fikir olarak çok hoş yani.

Önce beğendiğim kısımları anlatayım, sonra da biraz eleştirim var. Bir kere, Zombi’nin bölümleri çok hoş. O kadar komik ki. Gerçek bir kedi öyle mi düşünüyor bilmiyorum ama yine de güzel. Çocuğun anlattığı bölümler de güzel aslında. Duyguları iyi bir şekilde ifade edebilmiş. Ama araya bir eleştiri sokmadan duramayacağım. Gerçi bu kitaba özel değil, ama neyse. Ben, büyüklerin çocuklara özel olan sorunları dillendirmelerinden hiç hoşlanmıyorum. Çünkü bu, o sorunları çok önemsizleştiriyor. Mesela, bence on yaşlarında bir çocuğun sabahın altı buçuğunda kalkması gerçekten de korkunç bir durum. Ya da okumak istediği bir kitabı okuduğu için bile millete hesap vermek zorunda olması. Ama büyükler bunlardan o kadar çok bahsediyor (ve belki de tam olarak ifade edemiyorlar) ki sorun diye tanımlanabilecek bu şeyler, günlük hayatın zorluğu başlığı altında toplanıyor. Bilmem anlatabildim mi?.. Bu arada, bu soruna ne çözüm öneriyorsun derseniz, bilemiyorum. Belki habire büyüklerin çocukları taklit etmesi yerine çocukların kendi seslerini duyurmalarına yardım etmek daha iyi olur.

KEDİ KUŞU YERSE…

Her neyse, kitaba geri dönelim. Daha önce de bahsetmiştim, kitapta bir sürü hayvanın da konuştuğu bölümler var. Pireler, kargalar, köpekler. Pireyle başlayalım. (Bu arada ileride yazacağım şeylerin hepsi özneldir. Bu kitabı okuyan başkaları başka şeyler hissedebilir.) Pirelerin hayvanların kanını emmesi o kadar anlatılmış ki sonunda biraz midem bulandı. Ama bu çok hoş bir şey değil, çünkü pirelerin yemek yemesi böyle oluyor. Yani, bu kadar doğal bir olayın bu hale gelmesi hoşuma gitmedi. Olayın doğallığı bozulmuş. Korki adlı karganın bölümü de öyle. Karga, kuşları yiyen bir kediye saldırmak için bir alet tasarlıyor. Birincisi, kuşları yemek kediler için çok doğal. Hani, bütün dünyadaki kedileri beslemek amacıyla gökyüzünden habire kuru mama dökmeyeceksek, bu duruma bir çözüm bulamıyorum. Ve o karganın da böyle bir kin tutması, kedilere zarar vermeye çalışması… Kitapların mesaj vermesi gerektiğine inanmıyorum ama bu durum bana biraz ilginç geldi. Gökkuşağının oluşması kadar doğal olan olayları bu kadar doğadan koparmak, doğanın gücünü küçümsemek gibi geliyor bana.  Tabii ki hayvanlar düşünemez demiyorum ama bu kadar içgüdülere bağlı olan şeyleri de düşünerek yaptıklarına inanmak, izlediğim bütün belgesellerle ters düşüyor.

Uzun sözün kısası, bence bu kitap fikir olarak çok hoş. Biz sadece kendi günümüzü yaşadığımızı düşünürken, aslında onu ne kadar çok canlıyla paylaşıyormuşuz. Açıkçası bunu hiç düşünmemiştim daha önce. Çaba olarak hoş fakat sanki uygulamada biraz sorunlar olmuş. Yine de tekrar belirtmek isterim, bunların hepsi benim fikirlerim. Herkesin farklı fikirleri vardır. Çok doğal. Hepinize iyi eğlenceler, umarım bol bol kar yağar, hatta okul da tatil olur iki üç günlüğüne.

Zincir Şiirsel Taş Resimleyen: Gökçe Akgül Hayykitap, 100 sayfa

Zincir Şiirsel Taş Resimleyen: Gökçe Akgül Hayykitap, 100 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz