İyi Kitap

Keman çalmak mı, kurbağaları gözlemek mi?

Keman çalmak mı, kurbağaları gözlemek mi?

Tuğba ERİŞ

Fatih Erdoğan bize müzikle yoğrulmuş güzel bir hikâye armağan ediyor. Fa Usta’nın Kemanları önce tiyatro metni olarak yazılmış, daha sonra düz metin olarak kaleme alınmış. Kitabın başında öyküyü, sonunda da tiyatro oyununu okuyabilirsiniz.

Çocukluğun ve ilkgençliğin en özlenen yanıdır belki de: gerçeklere boğulmayan sonsuz bir hayalcilik, neredeyse her gün değişebilen istekler. Doktor olmak isteyen bir çocuğu kim hafife alabilir ki? O çocuk sonra arkeolog olmaya karar verirse ya da uzaya çıkmayı hayal ederse onu kim bundan caydırabilir? Sahne sanatlarına merak salarsa, piyano çalmak isterse ya da üniversitede eğitimini gördüğü mesleği yapmak yerine sözgelimi bir sivil toplum kuruluşunda çalışmaya başlarsa… Ama mesele, bu süreçte kendi istedikleri ile ailesinin “onun iyiliği için” istediklerinin örtüşmemesinden çıkabiliyor bazen.

SOLFASOL ÜLKESİ

Fatih Erdoğan’ın Fa Usta’nın Kemanları adlı kitabının kahramanlarından Prens Refa’nın durumu tam da bu. Nereden geldiği tam olarak kestirilemeyen ve ülkenin en dip köşe bucağında bile duyulan bir keman sesinin hâkim olduğu Solfasol Ülkesi’nin prensi Refa. Babası Kral Solfa’dan sonra tahta geçecek olan Refa’nın da ülkesine layık bir kral olabilmesi için iyi keman çalması gerekiyor kraliyet geleneklerine göre. Ama Refa keman çalma konusunda o kadar isteksiz, bu nedenle de o kadar beceriksiz ki iki yıldır bir arpa boyu yol alabilmiş değil. Çünkü aklı fikri kurbağalarda. Tek isteği; saatler boyunca kurbağaları izlemek, incelemek, her hareketlerine şaşırmak, onlar hakkında her ayrıntıyı öğrenmek… Kurbağa bilimci, kuş gözlemcisi, okaliptüs uzmanı vb. Belki kimilerince meslekten görülmeyen işler… Oysaki severek yapılan her iş, her uğraş değerlidir, öyle değil mi?

Kardeşi Prenses Lare’nin en büyük arzusu ise keman çalmayı öğrenmek. Ağabeyi keman dersi alırken yan odada sürekli onları dinleyen, hayalinde canlandırdığı kemanından çıkardığı hayali seslerle kendinden geçen Prenses Lare’nin de, aklını kurbağalarla bozmuş Prens Refa’nın da krallıkla, devleti yönetmekle ilgisi yok aslında. Ama işte önlerindeki tek engel, kraliyet gelenekleri.

KRAL SOLFA İLE KRAL REMİ

Bu engeli aşmak için bir umut ışığı ise komşu ülke Remido’nun kralı Remi’nin mektubuyla doğuyor. İki ülke arasında yüzyıllarca süren savaş Kral Solfa ile Kral Remi zamanında sona eriyor. Her iki kral da bu savaşın ülkelerine mutsuzluk ve acı getirdiğini, savaşmaya devam ederek asla kazanamayacaklarını anlayacak kadar aklı başında insanlar. Ama yine de ortak tarihleri boyunca iyi keman çalmak çok önemli olduğundan, iki ülke arasında öteki konularda olmasa da, bu konuda kıyasıya bir rekabet söz konusu. İşte bu nedenle, Prens Refa’nın keman çalma konusundaki yeteneksizliğine dair dedikoduları öğrenen Kral Remi, 343. Solfej Şenlikleri’nde Prens Refa’nın vereceği bir keman konseriyle bütün bu onur kırıcı söylentilerin silinmesini arzu ettiğini bildiren bir mektup yazıyor Kral Solfa’ya. Prens Refa yeteneksizliğini kabul etmiş olsa da, babası Kral Solfa oğlunun bu işi başaracağına körü körüne inanıyor. Refa’nın tedirginliği ise kardeşi Lare’nin mükemmel keman çaldığını öğrenene kadar sürüyor. Ülkesinin onurunu kurtarmak için bu konsere çıkmak zorunda olan Refa, Lare ile birlikte zararsız bir plan yapıyor.

Sürpriz planın ayrıntılarını açık etmeden, bu keyifli hikâyeye adını veren Fa Usta’dan da söz edelim. Çünkü kendisi bence hikâyenin en samimi karakterlerinden biri. Fa Usta, kemanlarında kullanacağı ağacı nasıl seçeceğini, o ağacı nasıl işleyip de mükemmel sesi çıkaracak kemanı yapabileceğini en iyi bilen kişi Solfasol Ülkesi’nde. Kralların bile gelip önünde eğildiği, atölyesine tıpkı bir mabede girer gibi girdiği Fa Usta’nın, yıllar boyu yaptığı her şeyin, gösterdiği tüm ustalığın, aldığı her övgü sözünün, ölen karısıyla anlamlı olduğunu söylediği bölüm kitabın en güzel, en içli yerlerinden biri kanımca.

Fatih Erdoğan bize müzikle yoğrulmuş leziz bir hikâye armağan ediyor. Fa Usta’nın Kemanları’nın Türkçe yayımlanan çocuk kitapları arasında ilk olabilecek bir özelliği de, önce tiyatro metni olarak yazılması, sonrasında düz metin olarak kaleme alınması. Kitabın ikinci bölümünde tiyatro metnine de yer veriliyor, ki ülkemizde tiyatro metni okuma alışkanlığının zayıf olduğu düşünülünce, düz metinle iştahı kabaran okurların tiyatro metnini merak etmesi olmayacak şey değil.

Fa Usta’nın Kemanları Fatih Erdoğan Mavibulut Yayıncılık, 184 sayfa

Fa Usta’nın Kemanları Fatih Erdoğan Mavibulut Yayıncılık, 184 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz