İyi Kitap

Lezzetli yemekler aşkına!

Lezzetli yemekler aşkına!

Ecem Nida DİNÇTÜRK

Siz enginar sever misiniz? Defnenin tarihteki önemini bilir misiniz? Peki, hiç çikolatadan sucuk yediniz mi? Yapı Kredi Yayınları, henüz tanışmadığınız ya da küskün olduğunuz yemeklerle aranızı yapmak için eğlenceli bir elçi yolluyor size. Hadi, soğumadan yetişin.

Bir yemek âşığının halinden ancak başka bir yemek âşığı anlar. Elvan Uysal Bottoni’nin yeni çıkan kitabı Yavru Gurmeye Masallar, bu önermenin iyi bir kanıtı. Çünkü kitabı okuduğunuzda Bottoni’yi İtalyan mutfağının inceliklerine varabilmek için işinden ayırıp yollara düşüren duyguyla tanışıyor, samimi oluyorsunuz. Aynı duygu, kısa bir süre sonra kitaptaki yemek masallarını okurken sizi coşkulandırıp, anlatılan tarifleri bir an evvel denemek için sabırsızlandıran şeye dönüşüyor.

MASALLARLA YAPILAN YEMEKLER

Yavru Gurmeye Masallar hem bir yemek kitabı hem de öykü. Hem de aslında hiçbirisi. Bottoni, çocuklara yemek dünyasının zenginliğini ve barındırdığı kendine has kültürleri anlatmak istemiş. Malum, gurmelik bir bilinç, bir “bilirkişi” olma hali. Ağacı yaşken eğmekte her zaman fayda var. Fakat basit bir yemek kitabının hiçbir çocuk için cazibeli bir yanı olmayacağını da gözden kaçırmamış ve zekice bir çözümle yemeği masallarla buluşturmuş. Buradaki detay çok manidar ve keyifli: Yazar, kendi amacını kardeşine yemek yemeyi sevdirmeye çalışan bir ablanın çabasıyla özdeştirmiş. Esasında ikisi de aynı amacın peşinde: bir çocuğa yemek yemeyi sevdirmekten daha ziyade, yemek yemenin yaşamsal bir ihtiyaçtan fazlası olduğunu kanıksatabilmek.

Öykü’nün anne ile babası iyi birer gurme. Üstelik çocuklarını da bu kültürle yetiştirmeye çalışan bir çift. Fakat Öykü üzerinde ne kadar başarılılarsa ufak Kerem üzerinde bir o kadar etkisizler. Çünkü Kerem, gurme olmak bir yana, yemek konusunda oldukça önyargılı. Kendini birçok lezzetli ve faydalı yemekten mahrum bırakıyor. Öykü, Kerem’in yeme alışkanlığını nasıl değiştirip daha sağlıklı hale getirebileceğini düşünürken, kardeşinin yemediği her sebze için bir masal yazmayı akıl ediyor. Sonra kostümlerini giyiyor ve başlıyor o sebzenin dilinden derdini anlatmaya. Bir bakmışsınız enginar olmuş, “ah kalbim” diyor; bir bakmışsınız balkabağına dönüşmüş, Külkedisi’nin bahtsızlığından dert yanıyor. Zaman zaman efsaneleri çürütmekten de geri kalmıyor: Sarımsağın faydalarını bir vampirin dilinden anlattığında, bizi aslında “doğru” diye kanıksadığımız birçok bilginin yanlış olduğu ile yüzleştiriyor.

TATİL YEMEKLERİ

Masallar kurgu açısından ne kadar fantastik ise içerik açısından o kadar gerçekçi. Kitap, bu anlamda sadece bir yemek-öykü kitabı değil. Aynı zamanda bir coğrafya, matematik ve tarih kitabı. Çünkü yemeğin öyküsü sadece kurgusal değil. Hangi sebze en iyi nerede yetişir, mevsimi nedir, insanlık tarafından ne zaman ve ne şekilde keşfedilmiştir, tarih boyunca kendisine ne anlam atfedilmiştir?.. Tüm bu ayrıntılar yemeğin yolculuğunda önemli birer durak. Zaten gurmelik için bu nedenle “farklı bir bilinç hali” diyebiliyoruz. Yani sadece “iyi yemekleri yemek” değil, ne yediğini bilmek mesele. Yazar da bu detayların hiçbirisini boş geçmiyor. Kısacık masallar içinde tüm noktalara değiniyor. Bu arada alt metinleriyle de, son zamanlarda iyice gözden çıkarttığımız hayati bir noktaya parmak basıyor: doğal beslenmeye. Öykü ve ailesi, her şeyi yetiştiği şehirden temin ediyor, tazesine özen gösteriyor. Marmelatlarını, salçalarını, hatta bisküvi ve ekmeklerini dahi kendileri yapıyor.

Elvan Uysal Bottoni’nin akıcı ve sade diline Emine Bora’nın karakteristik çizimleri eşlik ediyor. Yavru Gurmeye Masallar’ın yavrulara yazıldığına bakmayın siz. Büyük küçük fark etmiyor, kitap bittiğinde, tadına dahi bakmadan “en sevmediğim” ilan ettiğiniz her yemek için suçluluk duyuyor, kaybolan yılları telafi etmek istiyorsunuz. Üstelik anlatılan tarifleri deneyip tatmak için sabırsızlanıyor, soluğu mutfakta alıyorsunuz.

Yavru Gurmeye Masallar Elvan Uysal Bottoni Resimleyen: Emine Bora Yapı Kredi Yayınları, 108 sayfa

Yavru Gurmeye Masallar Elvan Uysal Bottoni Resimleyen: Emine Bora Yapı Kredi Yayınları, 108 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz