İyi Kitap

Klasik eserler yeniden anlatılıyor…

Klasik eserler  yeniden anlatılıyor…

Şeref BİLSEL

Domingo Yayınları’nın “Hepsi Sana Miras” serisi, klasik eserlerin çağdaş yazarlarca yeniden “anlatıldığı” kitaplardan oluşuyor. Klasik eserler farklı yazarların kalemiyle yeni bir sese kavuşurken, ressamlar da öykülere görsel bir boyut eklemiş. Serinin gerisi de geliyor…

Matbuat âleminde bence iyi şeyler oluyor. Kâğıtlar, kapaklar, yazılar güzelleşiyor. Elimizde Domingo Yayınları’ndan çıkan, “Hepsi Sana Miras” serisine ait 3 güzel kitap var:  Gılgamış, Gulliver, Nişanlılar. Bu klasikleşmiş kitapları biliyor olmalısınız. Bu sefer bu üç kitap yeniden yazılmış, eserlerin ana karakterleri terk edilmeden, eski iskeletleri içinde yeniden kurgulanmışlar. Kitaplar farklı ressamlar tarafından çok güzel resimlenmiş. Çocuklar için hazırlanan bir yayının hangi dikkat ve özeni barındırması gerektiğinin de altını çiziyor bu eserler. Kapak tasarımından sayfa düzenine, renk seçiminden resimlere bugüne dek karşılaştığınız en şık kitaplardan.

Jonathan Swift, Gulliver karakteri etrafında yazdığı öyküleri, insanları eğlendirmek için değil, şaşırtmak, düşündürmek için yazdığını söylüyordu. O dönemin savaş, yoksulluk gibi politik konuları etrafında kafa yormalarını, kendilerine ayna tutmalarını istiyordu. Yazar, “İnsan denen varlık iyi midir, kötü müdür? Yaptıklarımızı akla yatkın ve mantıklı olduğu için mi yapmalıyız, yoksa başka nedenlere mi dayandırmalıyız?” gibi sorular etrafında Gulliver’i seyahat ettiriyor. Bu klasik eseri Jonathan Coe yeniden anlatmış. Çok da güzel anlatmış. Gulliver’in şaşırtıcı özelliklerle donanmış dört yeni ülkeyi keşfetmesi ve bu ülkelerde yaşadıklarıyla insanlara bakışının değişmesini ironik biçimde anlatan kitap, bugün içinde yaşadığımız bazı sorunların nedenlerini de çıplak biçimde gösteriyor.

LİLLİPUTLULAR NEDEN SAVAŞIYOR?

Kibar ve merhametli Gulliver’in insandan vazgeçmeyişine de tanık oluyoruz böylece. Bu kitabı okuyanlar, dünyanın sürprizlere açık bir yer olduğunu, zorluklar karşısında asla pes etmemek gerektiğini, bugün devam eden kimi çatışmaların, savaşların temelinde sıradan, komik sebepler bulunduğunu görecektir. Lilliputlular haşlanmış yumurtanın sivri tarafından, Blefescu Adası halkı ise yuvarlak tarafından kırılarak yenmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu konu yüzünden üç yıldır savaş halindedirler. “İyi de saçmalık bu!” der Gulliver. Kitabın sekizinci bölümünde, bilimle uğraşan, uğraştıkları deneylerden sonuç alamadıkları halde ısrarla çalışmalarına, deneylere devam edenler çıkıyor karşımıza. Çıktığı bir adada herkesin Gulliver’den küçük olduğunu görüyoruz;  bir başka adada ise Gulliver’in herkesten küçük olduğunu. Bu karşıt bakışların devinimi kitaba diyalektik bir atmosfer ekliyor. Görecelik nedir, kime göre insan, gibi birçok soruyu koyuyor önümüze. Kitaptaki resimler çok yerinde ve olayların akışına uygun; yazının önüne geçmiyor, tamamlıyor anlatılanları. Anlatılanlarda kesin sonuçlara ulaşılmıyor; ucu açık bırakılıyor hikâyenin. Böylece okuyanlar da hikâyeye davet edilmiş oluyor.

NİŞANLILARIN MÜCADELESİ

Kitapları yeniden yazanlar arasında –kitabın üzerinde “Anlatan” deniyor–, özellikle Gülün Adı romanıyla yakından tanıdığımız bir isim de var: Umberte Eco. Bilhassa İtalyan okurları için hâlâ önemini koruyan Nişanlılar’ı yeniden kurgulamış Eco. Kitap iki gencin evlenmek için giriştikleri mücadeleyi ve karşılaştıkları zorlukları anlatıyor. Kitabın dili oldukça yalın, cümleler anlaşılır ve akıcı. Olayları günümüz şartları içinde karşılaştırarak vermeye çalışmış. Kitapta, kötülükler tıkır tıkır işlerken neredeyse kaybetmek üzere olan iyiler son anda yine bir şekilde kazanıyorlar. Sonuç olarak iyiliğin altı çizilmiş oluyor. Neredeyse günümüzden 200 yıl önce kaleme alınan Nişanlılar, odağına insanı ve insandan kaynaklanan sorunları aldığı için bugün de özgünlüğünü koruyor, zevkle okunuyor. Şunu da söylemek lazım: Bu üç kitabı yeniden “anlatan”lar arasında Eco’nun çok daha etkileyici, çarpıcı bir sonuçla karşımıza çıkmasını bekleme hakkımız vardı. Gereksiz açıklamalar ve tekrarlarla anlatımı kimi yerlerde kendi eliyle tıkamış, bilgiçlik yapmaya soyunmuş hissi bırakıyor: “Şimdi bana, ama nasıl olur, diyeceksiniz. Bir rahibin kendisi Kutsal Kitap’ın öğütlerini dinlemez mi? Kilisesine gelen insanlara örnek olmak için iyi kalpli cömert ve cesur olması gerekmez mi? Bugün gazetelerde haksızlıklara ve kirli işlere karşı mücadele verdiği için öldürülen din görevlilerinin haberlerini okumuyor muyuz?” Bu ve benzeri fikirlerini Eco, bir makale ile anlattıktan sonra Nişanlılar’ı yeniden anlatmaya girişseydi ortaya çok daha sağlam bir eser çıkarabilirdi.

SÜMERLERDEN BUGÜNE

Dünyanın en eski destanı olarak bilinir Sümerlere ait Gılgamış Destanı. Bu anonim eseri “Gılgameş” diye seslendirenler de vardır. İki dostun hikâyesini anlatıyor Gılgamış. Egosu yüksek, her şeye hâkim olduğunu, gücü yettiğini düşünen Gılgamış’ın, dostu Enkidu’yla tanışmasını, her ikisinin başlarından geçen maceraları ve Enkidu’nun trajik ölümünden sonra Gılgamış’ın kendini sorgulayarak bilge bir kişiliğe, olgunluğa ulaşmasını anlatıyor kitap. Yiyun Li tarafından yeniden anlatılmış. Eserin dili oldukça akıcı. Okurlarıyla sohbet ediyormuş hissi veriyor. Özellikle dostluğun gücünü anlattığı bölümler çok ilgi çekici. Pek çok unsur bize tanıdık geliyor: rüyaları yorumlamak, ölümsüzlüğün sırrını aramak, dostluğun verdiği güven ve sıcaklık… Anlatının mitolojik bir zemine oturmuş olması beraberinde olağanüstülükleri, mübalağa sanatının bereketli örneklerini de taşımış. Farklı kültürlerden benzer kahramanları da görür gibi oluyoruz. “Utnapiştim” Nuh peygamber benzerliği gibi.

Gılgamış’ın aklını en çok kurcalayan soru, ölümdür. Ölüm, geç de olsa sonunda uyandığımızda, kendimizi eskisi gibi bulma ümidini barındırır mı, yoksa yeraltı dünyası gibi, geçmişin pek az huzur verdiği, geleceğin  ise olmadığı bir yer midir? Bu eserin yeniden anlatımı bize MÖ 1300 ile 1100 arasında oluşturulan ve 12 tablet üstüne yazılmış olan Gılgamış destanının,  aradan binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen insana yeniden anlatma, hayal etme gücü verdiğini de gösteriyor.

Gılgamış Anonim Anlatan: Yiyun Li Resimleyen: Marco Lorenzetti Çeviren: Duygu Akın Domingo Yayınevi, 96 sayfa

Gılgamış Anonim Anlatan: Yiyun Li Resimleyen: Marco Lorenzetti Çeviren: Duygu Akın Domingo Yayınevi, 96 sayfa

Nişanlılar Alessandro Manzoni Anlatan: Umberto Eco Resimleyen: Marco Lorenzetti Çeviren: Yelda Gürlek Domingo Yayınevi, 104 sayfa

Nişanlılar Alessandro Manzoni Anlatan: Umberto Eco Resimleyen: Marco Lorenzetti Çeviren: Yelda Gürlek Domingo Yayınevi, 104 sayfa

Gulliver Jonathan Swift Anlatan: Jonathan Coe Resimleyen: Sara Oddi Çeviren: Duygu Akın Domingo Yayınevi, 96 sayfa

Gulliver Jonathan Swift Anlatan: Jonathan Coe Resimleyen: Sara Oddi Çeviren: Duygu Akın Domingo Yayınevi, 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz