İyi Kitap

Masal bu ya!..

Güneş YÜCEL

Sosyolog, araştırmacı ve yazar Pınar Selek’in çocuklar için kaleme aldığı Siyah Pelerinli Kız masalı, çocuk edebiyatında çokça yer alan cadı imgelemini yeniden yorumluyor. İyinin, kötünün, umudun ve düş kırıklığının birlikteliğinde kurgulanan masal, çocuklar kadar yetişkinlerin dünyasına da açılıyor.

“Kadınlar, meşru olarak sahip ol(a)madıkları iktidarı ve gücü nasıl elde ederler?” sorusuna birçok masal “büyünün” olağanüstülüğüyle yanıtını verir.  Klasik masallarda kadını biçimlendiren birçok imgeyle, kadın doğaüstüleşir. Doğaüstülük, sadece bir tuhaflık olarak kalamayacak kadar kadının gerçekliğine göndermede bulunur. Öyle ki, “kötü” kadınların kimisi “saldırgan”, “kavgacı” olarak, kimisi de henüz kendilerine yer edinememiş “dışarıdan gelenler” olarak karşımıza çıkar. Kadının hâkim ideolojik düzende hapsedildiği yerin farklı düzlem ve söylemler içinde üretilmesinden başka bir şey değildir bu aslında. Son zamanlarda daha da yoğunlaştığı üzere klasik masallar gerek toplumsal cinsiyet rolleri gerekse başka açılardan daha sorgulayıcı bir bakışla irdelene, eleştirile dursun, bu ideolojik yüklenimlerden azade, alttaki düşünsel zeminin daha bilinçli olarak kurgulandığı yeni ve çağdaş masallar yazma çabaları da yok değil elbette.

KARA PEÇELİ CADI

Sosyolog, araştırmacı ve yazar Pınar Selek’i yetişkinler için kaleme aldığı yazı ve kitaplarından tanıyoruz. Toplumsal cinsiyet rollerini irdeleyen, toplum içindeki dışlanmışları, ötekileştirilmişleri konu edinen kitapları, cesur çalışmaları var. Selek çocuklar için yazdığı kitaplarında da benzer bir düzeyi ve cesareti sürdürmüş elbette. Siyah Pelerinli Kız masalında, (masalın doğaüstü nitelikler taşıyan “kötü” karakteri) Kara Peçeli Cadı’nın dişiliğini, anneliğini, duygusunu, arkadaşlığını, kararlılığını; ataerkil yapının kadınlara biçtiği ve dayattığı tüm kalıplardan çıkartarak çocuklara sunabilmiş mesela. Siyah Pelerinli Kız’ın istemediği bir adamla evlendirilmesinden, kocasından şiddet görmesine, içinde yaşadığı toplum tarafından yalnızlaştırılmasına kadar, masalın altına yerleştirilen motifleri toplumsal bir aynanın unsurları haline getirebilmiş.

Midye Adası’nın çocuklarına anlatılan tek masaldır “Kara Peçeli Cadı.” Yerin yedi kat dibinden; karanlıklar ülkesinden geldiği, dişlerinin simsiyah, tırnaklarının birer metre olduğu, amacının insanları mutsuz etmek olduğu anlatılarak büyüyen çocukların kâbusudur. Öyle ki yetişkinlerin çocuklarına aktardıkları Kara Peçeli Cadı korkusu, yetişkin dünyasına ait birçok simge taşır.  Bu simgeler, yetişkinlerin çocuklarına verdikleri nasihatlerin özdeşliğinde kurulur. Dişleri simsiyah, tırnakları birer metre olan cadının “kiri”, dünyevi değerlerden uzak, olumsuz bir karakterin dışlayıcı söylemini çoktan üretmeye başlamıştır.

KÖTÜLÜĞÜN KÖKENİ

Amacı ta en baştan “insanları mutsuz etmek” olan bir cadının olağanlığı yine karşımıza dikilir.  Kötülüğün, “dışarıdan gelen”, “denetlenemeyen”, “engel olunamayan”, “kader gibi yaşanan” bir doğaüstülük içinde kabulü,  hayatta direnme ve mücadele etme gücünü örseler. Kötülük, bizden olmayan, ötekinden gelen, tek yönlü, şuursuz, aşkın bir amacın kontrolsüzlüğü olarak Midye Adası çocuklarının tahayyülünde yerini alır.

Kara Peçeli Cadı’nın düğün öncesi hazırlıklar esnasında adada yaşayan damatlara görünmesi ve onları dövmesi, adanın kâbusu ve miti olarak masalın anlatı
sallığında önem taşır. Masalın başkahramanı olan küçük kız Yosun’un ağabeyi de Kara Peçeli Cadı’nın gazabına uğramış; düğünü öncesi “cadıdan” dayak yemiştir.  Küçük kız Yosun, ağabeyinin haksız yere uğramış olduğu bu muameleye bir türlü anlam verememiştir. Yosun, adanın diğer sakinlerinden farklı olarak, kötülüğün sıradanlığını anlama çabası içindedir. Öyle ki adada yaşayan diğer arkadaşlarıyla Kara Peçeli Cadı’yı aramayı ve bulmayı ister. Küçük kız anlam verilemeyen birçok kötülüğün koca bir soyutlama içinde geçiştirilmesine son vermek ister. Kara Peçeli Cadı’nın adada her hangi bir kötülüğün nedeni olarak görülmesi öyle sıradan ve doğaldır ki, ada sakinleri her olumsuz olaydan sonra Kara Peçeli Cadı arayışındadır.  Bu arayışın sonuçsuzluğu, bilinmezliği, her defasında Kara Peçeli Cadı’ya yüklenen sorumlulukla tüm kötülükleri de unutturmaktadır. Klasik masalların “iyi-kötü”, “güzel-çirkin”, “cesur-korkak” gibi ikilemleri okuru veyahut dinleyeni “iyi” bir sonuca hazırladığı için ikilemler dışındaki alanlar anlatısallığın içinde yadsınır, kaybolur.  Ancak Siyah Pelerinli Kız’da Kara Peçeli Cadı’yı keşfederek, ninnisindeki sızıya kulak veririz.

Siyah Pelerinli Kız masalında “unutma”, “unutturulma”, “kabullenme” pratikleri yerine, masalın başkahramanı küçük kız Yosun’un sorgulayan arayışına tanık oluruz. Birkaç arkadaşıyla başlayan Kara Peçeli Cadı arayışları zamanla sadece Yosun’un ormana yolculuklarıyla devam edecektir. Küçük kız Yosun, ailesinin engellemelerine karşı çocuk ilgisinin ve merakının, dolayısıyla gerçeğin peşindedir. Yosun, karanlık ormanda yol alırken büyür, erginlenir.

Çocuk hikâyelerinde, masallarında imge olarak cisimleşen tüm soyutlamalar, salt edebi eleştiri değil, yorum problemini de içinde barındırır. Dolayısıyla toplumsal cinsiyet inşasında hangi bileşenler ve soyutlamalar aşikâr kılınırken, hangilerinin gizlendiği; neyin söyleme imkânına kavuşup neyin kavuşmadığı; ifade edilenin neyi açık, neyi örtülü kıldığı, sözün işleyişi kadar yorumun işleyişini de belirler. Siyah Pelerinli Kız, çocuklar kadar yetişkin okurlar için de kutsanmayı veyahut bağışlanmayı beklemeyen, estetik bir dışlanmış yaratmayan bir kurguyla kaleme alınmıştır.

Siyah Pelerinli Kız masalı, klasik masalların çocuk ve yetişkin diyaloglarında tanık olduğumuz veyahut masalın kendisinin didaktik, yetişkin bir sesle anlatıldığı bir öğreticiliğe soyunmaz. Masal bir aktarıcının dilinden anlatılmaktadır, ancak bu aktarıcı aynı zamanda masalı deneyimleyendir. Aktarıcının “bilen”, “yetişkin” sesi yoktur; masalı küçük kız Yosun anlatır. Masalın biçemindeki küçük Yosun’un sesi, masalın içeriğinde yer bulan “kötülüğün,” “nefretin,” “cezalandırmanın” gerçeğini anlamaya çağırır ve bu çağrı bize masalların her zaman gerçeği terk etmediğini hatırlatır.

Siyah Pelerinli Kız Pınar Selek Resimleyen: İpek Konak Özyürek Yayınevi, 56 sayfa

Siyah Pelerinli Kız Pınar Selek Resimleyen: İpek Konak Özyürek Yayınevi, 56 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz