İyi Kitap

Kekler ve kitaplar arasında…

Kekler ve kitaplar arasında…

Simla SUNAY

Fidan Çobanoğlu Kaplan, Biz Üçümüz adlı romanında, üç kız arkadaşın dostluğu etrafında hayata dair pek çok meseleyi ele alıyor. Eskişehir’in, Porsuk Çayı’nın, üzümlü ve şiirli bir kahvenin eşlik ettiği bu sımsıcak gençlik romanı sahiciliğe, dostluğa ve hayata acemiliğe bir övgü aynı zamanda.

Fidan Çobanoğlu Kaplan, harika tümcelerin yazarı. Hikâyenin bir yerinde, sizi avcunuza konan çakıl taşları gibi ısıtan o muhteşem cümlelerle çıkıyor karşınıza. Bir mücevher gibi bu cümleler, okuduğunuz metne sımsıkı bağlıyor sizi: “İnsan sevinince daha genç mi görünür yoksa!”

KIRINTILAR…

Günce, Öykü ve Anı… On iki yaşında üç kız arkadaş. Anneleri de tıpkı onlar gibi çok eski arkadaş. Miras kalmış bir dostluk onlarınki. Hikâye, Günce’nin ağzından anlatılıyor. Günce yazmaya heves ediyor. Kahramanları da Anı, Öykü ve tabii ki kendisi. Her şey böyle başlıyor. Yazdıklarını çevresindekilere okudukça tepkiler oluşuyor. Üstüne alınanlar, nasıl ve neler yazması gerektiğini söyleyenler… Vaktini kekler ve kitaplar arasında bölmüş Günce için yazdıkları hakkında çevresindekilerin ne düşündüğü önemli, ama “Baskıyla değiştirmeye çalışmayın yazdıklarımı,” demek zorunda kalıyor. Bu saatten sonra roman ikiye ayrılıyor; Günce’nin anlattıkları, bir de Günce’nin yazdıkları… Yazar Fidan Ç. Kaplan çok zekice bir cümle ile romanın inandırıcılığını kuruyor: “On iki yaşındaki bir çocuk yazar olabilir mi? Yazar ancak,” diyor.

Romanın ana sorunsalıyla daha başlarda karşılaşıyoruz. “Bir öykü yazma fikri nasıl da değiştiriyordu hayatımı, hayatımızı,” diye düşünüyor Günce. Öyküsünde yazdığı gibi, “kırıntılar dökülmek için…” Günce, öykü ve anı sözcüklerinin benzer anlamlara geldiğini bütün okuma boyunca aklımdan çıkaramadım. Romanın sonuna doğru, “Ama biz üç kız arkadaş biraz da tekmiş gibiydik,” cümlesini okuduğumda hiç şaşırmadım bu yüzden.

Biz Üçümüz gündelik yaşama değiyor çoğunlukla. Anneler, babalar, okul müdürleri, öğretmenler, sınıf arkadaşları ve mahalle içinde geçen sıradan olaylarla örülü. Kitabın en temel duruşu da bu gündelik yaşamın yansımasına dair zaten; fantastik, hızlı, hareketli, canavarlı, vampirli öykülerden uzak olduğunun farkında bir metin, bunu açıkça söylüyor. Günce, yazmaya daha fazla vakit ayırdıkça neden yazdığını sorgulamaya başlıyor. “Neden yazıyordum? Peki, neden bizim yaşımızdakilerin hoşlanacağı konuları değil de aile sorunlarını ele alıyordum?” Daha sonra ise “On iki yaşındaki birini eğlendirmiyor, üstüne üstlük tehlikeye atıyor diye belki de çöpü boylamalı yazdıklarım,” diyor. Yazıların ardından, Günce’nin yazdıklarını tahlil ettiği, iç içe geçen sarmal bir kurgu ile akıyor roman.

Siz Günce’nin kendi yazdıklarına bu denli acımasız oluşuna bakmayın, yazdığı romanda düpedüz toplumsal cinsiyeti irdeliyor; gelenekle cinsiyet ilişkisini gözler önüne seriyor. Örneğin Anı’nın annesi babasından dayak yiyor, hastanelik, karakolluk oluyorlar. Yıllarını Günce’nin erkek torun olduğu yanılgısıyla geçiren göçmen babaanne karakteriyle kent-kırsal-doğa-hayvan meselelerine giriyor. Ayrıca romanda aşk tozları da tatlı tatlı uçuşuyor.

Yazmak üzerine düşünsel bir gençlik romanı olur da, sadece “Mor” şiiri ile kalır mı; kitabın içinde André Gide’in Kalpazanlar adlı romanı da geçiyor. Kızların çok sevdiği, harika üzümlü kek yapan Rüstem Amca veriyor kitabı Günce’ye. Kalpazanlar, roman içinde roman biçiminde yazılmış ve günce konusunda kardeş bir kitap. Rüstem Amca aynı zamanda kızların isimlerini koyan kişi. Üzümlü kek kokulu anılarla dolu, bu şirin mahalle kahvesi.

Kahramanların 12 değil de 15-16 yaşındaki olgunluğu ve romandaki iki farklı metnin dil benzerliği, kitapta eleştireceğimiz noktalar. Günce’nin yazdığı romanın hiç hatasız oluşu, acaba bilinçli şekilde hatalar eklenebilir miydi diye sorduruyor. Tüm bunlar dışında kusursuz Türkçesi, ayrıntılı, doygun ve tatlı anlatımıyla değerli bir yazarı kazanıyoruz bu kitapla.

Biz Üçümüz… Fidan Çobanoğlu Kaplan Top Yayıncılık, 200 sayfa

Biz Üçümüz… Fidan Çobanoğlu Kaplan Top Yayıncılık, 200 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz